Ya çöktürme ya çökme

30 Nis 2021

AKP-MHP rejimi varlığını Metîna, Zap ve Avaşîn savaşına bağlamış. Ya bu savaşı kazanıp 2023 Cumhuriyetin 100. yılında dinci milliyetçi cumhuriyeti ilan edecek ya da 2023'e varmadan gidecek

Ercan Sezgin/Analiz

Türk devletinin Federe Kürdistan'ın Metîna, Zap ve Avaşîn bölgelerinde başlattığı hareket birinci haftasına girdi. Bölgede çok yoğun bir savaş yaşandığı haberleri geliyor. Ajanslara düşen haberlere göre HPG savaş bilançosunu günlük yayınlarken Türk medyasının bu savaşı ağzına bile almaması ilginç gelişme. Anlaşılan işler istedikleri gibi yürümüyor. Öyle görünüyor ki Ankara bu savaşı, savaşın bilançosunu, savaşın hedeflerini, amaçlarını ve olası sonuçlarını kendi kamuoyundan gizliyor. Yoksa her gün ekranlara çıkıp eline bir ağaç alıp savaş oyunu oynayanların, ahkam kesenlerin böylesi kendileri için hayati önemdeki savaşı görmezden gelmesinin başka bir izahı yok.

2023 hedefi

50 uçak, onlarca İHA-SİHA, tanklar, toplar, binlerce asker ve korucunun kullanıldığı bir harekete operasyon ya da çatışma demek körlük olur. Düpedüz bir savaş yaşanıyor. Öyle bir savaş ki kader tayin edici bir savaş. AKP-MHP rejimi varlığını Metîna, Zap ve Avaşîn savaşına bağlamış. Ya bu savaşı kazanıp 2023 Cumhuriyetin 100. yılında dinci milliyetçi cumhuriyeti ilan edecek ya da 2023'e varmadan dağılıp gidecek. Kürt hareketini kendi kuracağı Cumhuriyet önünde engel olarak görüyor. Özgürlük hareketini tasfiye etmeyinceye kadar böylesi bir cumhuriyetin olamayacağını iyi biliyor. Çökertme planını bunun için hazırlamıştı. 6 yıldır her türlü imkanı seferber etti, ancak sonuç alamadı. En son Garê’de denemek istedi, yine başaramadı. Şimdi de Metîna, Zap, Avşîn ve diğer alanlarda çöktürme planını yeniden güncelliyor. Hem de tüm varlığını bu savaşa yatırarak.

Böylesi bir girişimin olacağı günler öncesi belliydi. Zaten Türk Devleti de aylar öncesinde yaptığı hazırlıklarla bunu gizlemedi. Yine Garê’den sonra ve AKP-MHP rejiminin içte ve dışta yaşadığı sıkışıklık hesaba katıldığında böylesi bir harekat kaçınılmazdı. Sahadan ajanslara yansıyan bilgiler HPG'nin böylesi bir savaşa hazırlıklı olduğunu gösteriyor. Ayrıca Biradost, Xakurkê, Haftanin’deki saldırılardan çıkarılan sonuçlar ve yeni tekniğe karşı edinilen deney var. Bu deneyim Garê’de Ankara'yı boşa çıkardı. Son bir haftadaki gelişmeler AKP-MHP rejiminin sonuç alamayacağını gösteriyor.

ABD'nin onayı

Savaşın üzerinden bir hafta geçtiği halde Batılı güçler ve ABD bu olaya sessiz kalmışlardır. Olumlu-olumsuz tek bir açıklama yapılmadı şimdiye kadar. Bu da Federe Kürdistan'daki harekatın bunlardan bağımsız olmadığını gösteriyor. Özellikle ABD’nin bilgisi ve onayı ile yapıldığı çok net görülüyor. Irak devletinin hava sahası ile Federe Kürdistan'ın hava sahası ABD’nin denetiminde ve kontrolünde olduğunu dünya alem biliyor. Federe Kürdistan'daki HPG alanlarına yapılan tüm saldırılar ABD’nin bilgisi ve onayı ile oluyor. Onay olmazsa Türk Devleti değil 50 uçak, onlarca İHA-SİHA kuş bile uçuramaz. Saldırının 23 Nisan’da Biden-Erdoğan görüşmesinin olduğu saatlere denk gelmesi tesadüf değildi. Yine Ermeni soykırımının yıldönümüne denk gelmesi de tesadüfi değildir. Öyle görünüyor ki Biden ve yeni ABD yönetimi Trump yönetiminin Kürt politikalarını devam ettirecek. Ermeni soykırımını tanımlarken aynı gün Kürt soykırımına onay vermişlerdir. Bu da ikiyüzlü politikalarının devam edeceğini gösteriyor.

Barzani'ye tepki

Metîna, Zap, Avaşîn’deki harekata Federe Kürdistan Hükümeti'nden bilinen tepkiler geldi. "Türkiye ve PKK burda savaşmasınlar" açıklaması kimseye ciddi ve gerçekçi gelmiyor. Başbakan Mesrûr Barzani’nin "Türkiye’nin Kürtlerle sorunu yok, PKK var" söylemi Kürt kamuoyunda ciddi tepkilere neden oldu. Oysa bir hafta önce Erdoğan misak-ı milli sınırların kendi arazileri olduğunu ilan etti. Uluslararasi anlaşmaların ömrü yüzyıldır. Bu anlaşmanın ömrünün dolmasına az kaldı. Türk Devleti yüzüncü yılında PKK'yi tasfiye ederse tüm Kürdistan'ı ele geçirmek istediğini bir Kürt çocuğu bile biliyor. Yüzyıl anlaşmaları biterken de facto bir durum yaratarak tüm misaki milli sınırlarını çizmek istediğini herkes biliyor. Hal böyleyken saldırılara sessiz kalmak, yine Süleymaniye'de protesto gösterisi yapanları gözaltına almak ciddi bir gaflettir, yanılgıdır, ulusal ve siyasi kör olma halidir.

Irak ve İran...

Yine Türk Devleti’nin daha önceki saldırılarına Irak ve İran’dan cılız da olsa ‘kaygılıyız’ açıklamaları geliyordu. Hatta Irak'ın Arap şîalarından Türk devletine tehditler savrulurdu. Ama bu sefer ciddi tepkiler gelişmedi. Zap’ta, Avaşîn’de, Metîna’da çok şiddetli bir savaş olurken İran Dışişleri Bakanı Zarif’in Hewler ziyareti dikkat çekiciydi. Ayrıca Irak'ın Kürt Cumhurbaşkanı ile Hewler'de görüşmesi de ilginçti. Bu görüşmelerde Türk Devleti’nin saldırılarının görüşülmediği söylenemez. Ama hangi çerçevede görüşülmüş, sonuçları ne olur önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır.

 


Etiketler : Zap,