‘Tarımsal üretim imkansız hale geldi'

19 Nis 2021

Yanlış tarım politikalarını eleştiren İbrahim Hakan Gün, çiftçinin örgütsüz olduğuna dikkati çekerek çiftçilerin kooperatif modeliyle örgütlenebileceğini söyledi

Çevre tahribatı ve kaynakların sınırsız kullanımı dünya üzerinde sürdürülebilir bir tarım üretimini imkansız hale getiriyor. Toprak kimyasallarla kirlenirken, su kaynakları çeşitli yöntemler ile yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakılıyor. Fındık, çay ve mısır gibi tarım ürünlerinin yetiştiği Karadeniz Bölgesi de bu tahribattan nasibini alan yerlerden biri.

Tarımın esasları öğretiliyor

Ordu’da bulunan siyanürlü altın madeni bölgenin yapısını değiştirirken, Samsun’da Çarşamba Ovası’na kurulmak istenen biyokütle santrali de bölgeyi tarım yapılamaz bir hale sürüklüyor. Sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmak için mücadele eden kurumlar da bu bağlamda sayısını arttırdı. Ordu’nun Ünye ilçesinde 38 dönümlük arazi üzerine kurulan Organik Fındık Tarım Okulu, fındık üreticilerine, yetiştiricilik, gübreleme ve budama gibi organik tarımın esaslarını öğretiyor. Mezopotamya Ajansı’ndan Kadir Güney’e konuşan Organik Fındık Tarım Okulu’nun kurucularından Ziraat Mühendisi İbrahim Hakan Gün, sürdürülebilir bir üretim için yapılması gerekenleri anlattı.

Organik tarımın önemi artıyor

Sürdürülebilir bir üretim için organik tarımın önemine dikkat çeken Gün, “Dünyada organik tarımın önemi giderek daha da artıyor. Avrupa ülkelerinde yapılan tarımsal faaliyetlerin yüzde 80’i organik tarımın esaslarına göre yapılıyor. Avrupa Birliği ürün ithal ederken de o ülkelerdeki tarımın organik yapılmasını önemsiyor. Organik tarım temel olarak ekolojiye, doğanın döngüsüne duyarlı bir tarım sistemidir. Bunda normalde konvansiyonel tarım sisteminden farklı girdiler ve bileşimler kullanıyor. Bunun için bağımsız bir kontrol sertifikasyon kuruluşu denetimi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Yarını düşünerek üretmek lazım

Tarımda sürdürülebilirliğin “Bugünün kaynaklarını yarını da düşünerek kullanmak” olduğunu söyleyen Gün, şu anki durumda kaynakların yoğun bir şekilde kullanıldığının altını çizdi. Kapitalist dünya sisteminin gelecek nesilleri sıkıntıya soktuğunu belirten Gün, “Avrupa ülkelerinin birçoğunda ‘Yeşil Mutabakat’ denilen bir mutabakat imzalanıyor. Yani üretim yapan ülkelerin bu mutabakata uygun bir üretim yapılmasını öngörüyorlar. Bunun da aslı 2050 yılına kadar dünyadaki karbon emisyonunun ve karbon ayak izini azaltacak çalışmalar yapıyorlar. Tahmin ediyorum Türkiye’de de önümüzdeki yıllarda bu mutabakat önemsenecek” dedi.

Tarımın sürdürülebilirliği yok

Türkiye’de tarımsal üretimlerin uzun dönemde sürdürülebilirliğinin olmadığını söyleyen Gün, tarım politikalarının yetersizliğinin hem üreticiyi hem de tüketiciyi belirsizlik ile karşı karşıya bıraktığını aktardı. Belirsizliğin olduğu yerde sürdürülebilirliğin olamayacağını ifade eden Gün, sözlerine şöyle devam etti: “En son yaşadığımız patates, soğan olayı bile sürdürülebilirlik ile ilgili soru sormamıza neden oluyor. Üretim sürdürülebilir olsa bir sene patates kıtlığı bir sene patates bolluğu yaşanmaz. Zaten tarımda iklim şartlarına bağlı bir döngü var. Tarımda gerçek anlamda bir politikamızın olması lazım.”

Çiftçi örgütsüz

Sürdürülebilirlikte bir diğer sorunun da çiftçilerin örgütsüz olması olduğunu belirten Gün, çiftçilerin üretimde söz sahibi olması için örgütlenmesi gerektiğini kaydetti. Bu anlamda kooperatif modelinin akla geldiğini vurgulayan Gün, “Tarım kooperatifleşmezse sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturması mümkün değildir. Yoksa her şey günübirlik olur. Çiftçi bugün kalkar karşılaştığı şeylere göre üretim modeli benimser. Halbuki sürdürülebilir üretim politikasında planlılık olması gerekir. Bunun değişik modelleri Avrupa ülkelerinde deneniyor. Mesela eko-köyler var. Bunun için önce köyü ve köylülüğü diriltmek lazım. Ekoköylerde de kooperatifleşmeye benzer şekilde üretim modelini yenileyerek sürdürülebilir bir model oluşturuyor” diye belirtti.

 

Çiftçiye alternatifler sunulmalı

Toprağın yanlış kullanımının etkilerine de değinen Gün, “Bir ziraat mühendisi olarak çiftçiye aklımdan geçenleri tam olarak anlatamıyorum. Mesela topraktaki asitlilik konusunu anlatmak istediğimizde anlayabilecekleri düzeye inemiyoruz. Bu algı farklarından kaynaklı çiftçi üretim modelini de ister istemez anlamıyor. Ya gözüyle görürse uyguluyor ya da komşusu ne kullanırsa onu kullanıyor. Bir çiftçinin komşusu ne kullanıyorsa kullanmasını istemem. Çiftçiye ziraat odaları, ilçe tarım müdürlükleri, il tarım müdürlükleri üretim modelleri sunmalı. Çiftçiler de hangisi kendisine uygunsa onu benimseyip yapması gerekir. Ciddi olarak üretimde verimsizlik yaşıyoruz. Bu verimsizliğin de ana kaynağı eğitimsizlik ve iletişim kuramama” diye konuştu.

 

ORDU


Etiketler : Ziraat Mühendisi İbrahim Hakan Gün, tarım,