Suriye’de İdlib kördüğümü

13 Eki 2021

İdlib meselesine kördüğüm atıldığı için ‘Bu pilav daha çok su kaldırır’ deyimi yerinde olacaktır. Ancak Türkiye eğer bu politikasında ısrar ederse, Rusya ve ABD’nin Suriye politikaları karşısında Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olacağı kesin

Erdoğan Altan / Analiz

İdlib meselesi taraflarca veya farklı hesabı olanlar tarafından bir kör düğüm haline getirilmiş durumda. Bu kördüğüm Batı ve Kuzey Suriye sorunlarının çözümü önünde stratejik öneme sahip. Bundan kaynaklı da İdlib meselesi bir iki görüşme veya kısa sürede çözülecek bir mesele olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor.

Bunun için de hangi yönden bakılırsa bakılsın İdlib önemli ve stratejik bir yerdir. Özellikle de Rusya ve Türkiye arasında diplomatik, siyasi ve askeri anlamda önemli ve stratejik konumdadır. Rusya ve Türkiye İdlib konusunda anlaşabilirlerse Suriye sorunu konusunda da olumlu veya olumsuz (bölge halkı için) anlaşabilecekleri belirtiliyor.

Türkiye İdlib’de çözüm istemez

Türkiye özellikle son dönemlerde bölgede yaşanan gelişmelerden dolayı İdlib’in hem Suriye genelindeki sorunların çözümünde hem de çelişki-çatışmaların devamlılığı açısından çok önemli bir yer olduğunun farkına varmış durumda. Ancak Türkiye için lazım olan İdlib’de sürekli kriz-kaosun devamlılığıdır. Çünkü Türkiye hâlâ tamamen kendisine bağlı güçleri tam yerleştirme, demografisini değiştirmede istediği düzeyi yakalamadığı için bölgedeki çelişkilerin, çatışmaların devam etmesi işine geliyor. Evet, kendi askerlerinden bir kısım var ve ona bağlı bazı radikal cihadist gruplar var ancak demografinin değişimi ve bölgeye tam hakimiyet sağlayabilmiş değil.

Türkiye bu sürece kadar elinden geldiğince başta İdlib olmak üzere bölgedeki var olan krizi derinleştirmeye çalışıyor. Bu krizlerle Rusya, rejim, İran ve hatta bir düzeye kadar ABD’yi de oyalamasını sağlamak ve bu süreçte de Efrîn, Ezaz, Cerablus, Bab, Grê Sipî ve Serêkaniyê gibi işgal ettiği bölgelerde de Yeni Osmanlı hayalini gerçekleştirme planlarını sürdürmektir. Yani bu bölgelerin demografisini tamamen değiştirmesi için olabildiği kadar kendisine yakın olan Uygur Türkleri, Kafkasya’daki birçok kesimi buralara yerleştirmek. Zaten son dönemlerde oluşturulan “numune köyler” adı altında bunun zeminini hazırladığı biliniyor.

Şu an Türkiye’nin İdlib politikasını üç halka üzerinde kurduğu belirtilebilir. Birincisi İdlib’de çelişki ve çatışmaları derinleştirerek hem Rusya hem de Amerika karşısında Suriye sorunu konusunda elini güçlendirmek, ikincisi işgal ettiği bölgelerde kalıcı olmasını garantilemek ve üçüncüsü uluslararası haritada işgal edilen yerleri kendi topraklarına ekleyerek sınırları genişletmek. Bunun için de Türkiye İdlib meselesini çelişki, krizlerle zamanı uzatmak ve sürüncemede bırakmak istiyor.

Soçi görüşmesi

Rusya için de aynı şeyi söylemek mümkün, ancak Rusya daha çok Türkiye’nin İdlib meselesinde ne yapmaya çalıştığı veya nasıl yaklaştığının farkına varmasıyla bir politika yürütüyor. Rusya buna karşı ilk adım olarak Türkiye’yi Soçi’ye çağırdı. Rusya’nın amacı Astana ve Soçi’deki anlaşma maddelerinden biri olan çatışmasızlık bölgelerinin oluşması ve kalıcılaştırması umutlarını kırmak için Türkiye’yi hizaya getirmek. Bundan kaynaklı Rusya, elinin güçlenmesi için Türkiye Soçi’ye gelmeden önceki iki gün İdlib’den Efrîn’e kadar saldırılarını şiddetlendirdi.  

Bu iki tarafın politikaları sonucunda Putin ve Erdoğan görüşmesi gerçekleşti. Her ne kadar diplomasi dilinde veya basında bazı şeyler yazılıp çizildiyse de esasında bu konuda anlaşamadıklarını belirtmek mümkün. Yani ne Erdoğan Putin’i ikna edebildi ne de Putin Erdoğan’a kabul ettirebildi. Kameralar karşısında birbirlerinin yüzüne güldüler ancak görüşmeden hemen sonra Rusya yine İdlib’den Efrîn’e kadar Türkiye’ye bağlı gruplara yönelik saldırılarını daha da şiddetlendirdi.

İdlib meselesi hem Türkiye’nin tümü için sorun, hem Suriye rejimi açısından büyük bir sorun hem de bölgede bulunan DAİŞ ve El Nusra öncülüğündeki çete grupları için sorun. Bunun için de İdlib meselesi bir iki görüşme ile çözülecek bir mesele değil, ki zaten çözülmesi istenmiyor.  

Elbette ki bölgenin Rusya ve rejim için sıkıntılı olan bazı konularda zımni anlaşma olmuş olabilir. Özellikle Rusya için Şam ve Lazkiye’ye giden M-4  kara yolunun açılması ve orada hakimiyet sağlaması için sıkıştırdığı ve biraz da Kuzey-Doğu Suriye konusunda sessiz kalması için Türkiye’yi ikna etmeye çalıştığı belirtilebilir.

Buna karşı Türkiye de olmazsa B planını devreye koyarak İdlib’e karşılık başka bir bölgeyi talep ettiği şeklinde tartışmalar da var. Zira nasıl ki Guta’ya karşılık Efrîn, Halep’e karşılık Bab konusunda anlaşmaya vardılarsa Türkiye’nin İdlib’e karşılık başka bir bölgeyi isteme kartını kullanması çok uzak değil.

Yani Türkiye İdlib’i Suriye rejimine bırakıp karşılığında Til Rifat ya da Minbic’i isteme gibi. Hatta Putin-Erdoğan görüşmesi ile ilgili uzmanların yaptığı tartışmalara göre Erdoğan bu konuyu Kobanê’yi de ekleyerek doğrudan Putin’den istiyor. Ancak Putin-Rusya diplomasisi bu konuya pek sıcak bakmadıkları belirtildi. Bunun nedeni de Kobanê direnişi dünya kamuoyuna oturmuş bir yer, Minbic de Rusya’nın kendisi için bölgeye hakimiyeti sağlamak için yedek bir bölge, Şehba veya Til Rıfat için ise İran faktörü var. Çünkü Rusya’nın İran Hizbullahı’nın bulunduğu Nebul ve Zehra için İran’ı ikna etmesi mümkün olmayacaktır.

İdlib meselesine kördüğüm atıldığı için “Bu pilav daha çok su kaldırır” deyimi yerinde olacaktır. Ancak Türkiye için eğer bu politikasında ısrar ederse, Rusya ve ABD’nin Suriye politikaları karşısında Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olacağı da kesindir.

Zira görüşmeden sonra hem Rusya yetkilileri olsun hem de en son Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, Türkiye ve ABD’ye Suriye’den asker çekme çağrısını yinelemesi yapılan görüşmelerin Türkiye için iyi gitmediğini gösteriyor. Mikdad, ‘Türkiye’nin askerlerini çekmesinin’ ve ‘işgalin son bulmasının ardından Suriye ile normal ilişkileri garanti eden bir çözümü desteklemesinin’ vaktinin geldiğini söyledi.

Ancak yine de Türkiye bu görüşmelerin kötü geçmesinin verdiği acizlikle Kuzey-Doğu Suriye bölgelerine geniş operasyon yapmak isteyebilir, olmazsa en azından karışıklıklar yaratma adına Eyn İsa ve Til Temir’deki saldırıların dozunu artıracaktır.


Etiketler : Erdoğan Altan,