Sendikacıya ‘Toros’ tehdidi

12 Ara 2019

Tutuklu Dev Yapı-İş GenelSekreteri Nihat Demir, gazetemize gönderdiği mektupta yaşadıklarını anlattı. Gözaltı sürecinde yapılan işkence ve uygulamalara değinen Demir, her şeye rağmen mücadelenin büyütülmesi gerektiğini vurguladı

Yadigar Aygün/İstanbul

İş cinayetleri ile sık sık gündeme gelen 3. Havalimanı’nda 2018’de yapılan direniş başta olmak üzere yürüttüğü birçok sendikal faaliyet gerekçe gösterilerek yargılandığı davada tutuklanan DİSK’e bağlı Dev Yapı-İş Genel Sekreteri Nihat Demir, gözaltı sürecinde ve sonrasında yaşadığı hak ihlallerini Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut aracılığıyla gazetemize gönderdiği mektupla anlattı. Demir mektubunda, gözaltı sırasında kendisine “beyaz tors” hatırlatması yapılarak ölümle tehdit edildiğini belirtti.

Açlık grevinde kaldı

Gözaltına alma sürecini anlatan ve süreci infaz süreci olarak tanımlayan Demir, sadece kendisinin değil yüzde 50 zihinsel engelli annesinin de darp, şiddet ve işkenceye maruz kaldığını söyledi. Demir, evinde bulunan yasal birçok yayına ve kendisine ait olmayan telefonlara dâhil el konulduğunu belirterek şunları belirtti: “8 Kasım 2019’da Bitlis Mutki İlçesi’nin Çiğdemalan Köyünde evime yapılan baskınla gözaltına alındım. Arama sonrası darp edilerek araca bindirilip hastaneye götürüldüm. 3 tane telefonu ‘bana ait’ diyerek üstlenirsem beni bırakacaklarını, aksi halde öldürüp bir yere atacaklarını söylediler. ‘Artık beyaz Toros yok diye kendini rahat mı sanıyorsunuz?’ diyerek 1990’larda işlenen binlerce faili meçhul cinayetle korkutmaya çalışıyorlardı. Bu şiddetin yansıra ağza alınmayacak küfür ve hakaretlerin ardı arkası kesilmiyordu. Benim olmayan bir şeyi kabul etmeyeceğimi söyledikçe işkencenin dozunu artırıyorlardı. Bu suçlamaları kabul etmemedeki haklı ısrarım üzerine Muş Havalimanı’na oradanda İstanbul Emliyet Müdürlüğü TEM şubesine sivil polis eşliğinde götürüldüm. Çıplak aramayı ret ettiğim için 3 polis tarafından darp edildim. Elbiselerim yırtılıp alınmak istedi. Aynı şiddetin herkese uygulanmasını protesto etmek için 8 gün açlık grevinde kaldık. Bu gözaltı süreci tam bir işkence ritüeline dönüştürülmüş ve cellatça bir tavır ile üzerimize uygulanmıştır.

Yasal çalışmalar ‘suç’ sayıldı

Sendikal faaliyetler ve HDP etkinliklerine katılmasının tutuklanmaya gerekçe yapıldığını belirten Demir, yasal bir parti olan HDP’nin kriminalize edildiğini vurgulayarak, “Oysa HDP siyasi iktidarın 6,5 milyon seçmeni olan Türkiye’nin en büyük 3. Partisinin kendi siyasal çıkarlarını ve iktidarını güçlendirmek adına etik ve siyasetten uzak bir tarzda krimalize etme çabalarının hedefi haline gelmiştir” dedi.

‘Toplum cezaevinde’

Demir, iktidarın gerici bir toplum yaratmak için toplumda cadı avı başlattığının altını çizdi. Demir, “Türkiye faşist gerici bir çizgide insan hak ve özgürlük mücadelesinden uzaklaştırılmış, sessizleştirilmiş, savaşı bir sosyolojik argüman haline getirilmiştir. Ortaçağ’ın cadı avlarına çok benzer bir şekilde bütün barış ve demokrasi çabaları aforoz edilerek demokrasi taraftarları cezaevlerine doldurmak istenmektedir. Özgürlük ve adaleti talep edenler her zamankinden daha büyük bir sorumluluğu yükseltmesi ve demokrasi mücadelesinin büyütülmesini gerekiyor” dedi.

Demir sendika üyesi bir arkadaşı ile HDP Gençlik Meclisi üyesi 9 genç 9 Kasım’da gözaltına alınmış. Sendika üyesi adli kontrolle serbest bırakılırken, Demir ve 9 genç tutuklanmıştı.

‘Hedef olarak seçildi’

Demir’in tutuklanma sürecini anlatan Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, Demir’in uğradığı işkenceyi vurgulayarak, Demir’in sendikal faaliyet yürüttüğü için tutuklandığını belirtti. Karabulut, “Nihat, sendikal faaliyet yürüten, özellikle 3. Havalimanı’nda yaşanan işçi cinayetleri ve işçi sınıfı için önemli çalışmalar yürüttüğü için ön planda olan biriydi. İşçi sınıfının sesini kısmak ve işçi mücadelesinin önünü kesmek için hedef olarak seçildi. Gözaltı sürecinde kendisi ve ailesi şiddet ve işkenceye maruz bırakıldı. Hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Tutukluluğuna itiraz ettik fakat ret edildi. Biz sonuna kadar Nihat ve işçi sınıfına yönelik oluşturulan baskılar için mücadele edeceğiz” diye konuştu

543 işçi gözaltına alınmıştı

3. Havalimanı şantiyesinde çalışan işçiler, çalışma koşullarının ağırlaşması ve arka arkaya yaşanan iş cinayetlerine karşı 14 Eylül 2018’de iş durdurma eylemi yapmış, bunun üzerine polis ve jandarma ekipleri tarafından gaz bombası ve TOMA ile saldırıya uğramıştı. İşçilere aynı günün gecesinde ise operasyon yapılmış 543 işçi gözaltına alınmıştı.

Sendikacıya ‘Toros’ tehdidi

12 Ara 2019

Tutuklu Dev Yapı-İş GenelSekreteri Nihat Demir, gazetemize gönderdiği mektupta yaşadıklarını anlattı. Gözaltı sürecinde yapılan işkence ve uygulamalara değinen Demir, her şeye rağmen mücadelenin büyütülmesi gerektiğini vurguladı

Yadigar Aygün/İstanbul

İş cinayetleri ile sık sık gündeme gelen 3. Havalimanı’nda 2018’de yapılan direniş başta olmak üzere yürüttüğü birçok sendikal faaliyet gerekçe gösterilerek yargılandığı davada tutuklanan DİSK’e bağlı Dev Yapı-İş Genel Sekreteri Nihat Demir, gözaltı sürecinde ve sonrasında yaşadığı hak ihlallerini Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut aracılığıyla gazetemize gönderdiği mektupla anlattı. Demir mektubunda, gözaltı sırasında kendisine “beyaz tors” hatırlatması yapılarak ölümle tehdit edildiğini belirtti.

Açlık grevinde kaldı

Gözaltına alma sürecini anlatan ve süreci infaz süreci olarak tanımlayan Demir, sadece kendisinin değil yüzde 50 zihinsel engelli annesinin de darp, şiddet ve işkenceye maruz kaldığını söyledi. Demir, evinde bulunan yasal birçok yayına ve kendisine ait olmayan telefonlara dâhil el konulduğunu belirterek şunları belirtti: “8 Kasım 2019’da Bitlis Mutki İlçesi’nin Çiğdemalan Köyünde evime yapılan baskınla gözaltına alındım. Arama sonrası darp edilerek araca bindirilip hastaneye götürüldüm. 3 tane telefonu ‘bana ait’ diyerek üstlenirsem beni bırakacaklarını, aksi halde öldürüp bir yere atacaklarını söylediler. ‘Artık beyaz Toros yok diye kendini rahat mı sanıyorsunuz?’ diyerek 1990’larda işlenen binlerce faili meçhul cinayetle korkutmaya çalışıyorlardı. Bu şiddetin yansıra ağza alınmayacak küfür ve hakaretlerin ardı arkası kesilmiyordu. Benim olmayan bir şeyi kabul etmeyeceğimi söyledikçe işkencenin dozunu artırıyorlardı. Bu suçlamaları kabul etmemedeki haklı ısrarım üzerine Muş Havalimanı’na oradanda İstanbul Emliyet Müdürlüğü TEM şubesine sivil polis eşliğinde götürüldüm. Çıplak aramayı ret ettiğim için 3 polis tarafından darp edildim. Elbiselerim yırtılıp alınmak istedi. Aynı şiddetin herkese uygulanmasını protesto etmek için 8 gün açlık grevinde kaldık. Bu gözaltı süreci tam bir işkence ritüeline dönüştürülmüş ve cellatça bir tavır ile üzerimize uygulanmıştır.

Yasal çalışmalar ‘suç’ sayıldı

Sendikal faaliyetler ve HDP etkinliklerine katılmasının tutuklanmaya gerekçe yapıldığını belirten Demir, yasal bir parti olan HDP’nin kriminalize edildiğini vurgulayarak, “Oysa HDP siyasi iktidarın 6,5 milyon seçmeni olan Türkiye’nin en büyük 3. Partisinin kendi siyasal çıkarlarını ve iktidarını güçlendirmek adına etik ve siyasetten uzak bir tarzda krimalize etme çabalarının hedefi haline gelmiştir” dedi.

‘Toplum cezaevinde’

Demir, iktidarın gerici bir toplum yaratmak için toplumda cadı avı başlattığının altını çizdi. Demir, “Türkiye faşist gerici bir çizgide insan hak ve özgürlük mücadelesinden uzaklaştırılmış, sessizleştirilmiş, savaşı bir sosyolojik argüman haline getirilmiştir. Ortaçağ’ın cadı avlarına çok benzer bir şekilde bütün barış ve demokrasi çabaları aforoz edilerek demokrasi taraftarları cezaevlerine doldurmak istenmektedir. Özgürlük ve adaleti talep edenler her zamankinden daha büyük bir sorumluluğu yükseltmesi ve demokrasi mücadelesinin büyütülmesini gerekiyor” dedi.

Demir sendika üyesi bir arkadaşı ile HDP Gençlik Meclisi üyesi 9 genç 9 Kasım’da gözaltına alınmış. Sendika üyesi adli kontrolle serbest bırakılırken, Demir ve 9 genç tutuklanmıştı.

‘Hedef olarak seçildi’

Demir’in tutuklanma sürecini anlatan Dev Yapı İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, Demir’in uğradığı işkenceyi vurgulayarak, Demir’in sendikal faaliyet yürüttüğü için tutuklandığını belirtti. Karabulut, “Nihat, sendikal faaliyet yürüten, özellikle 3. Havalimanı’nda yaşanan işçi cinayetleri ve işçi sınıfı için önemli çalışmalar yürüttüğü için ön planda olan biriydi. İşçi sınıfının sesini kısmak ve işçi mücadelesinin önünü kesmek için hedef olarak seçildi. Gözaltı sürecinde kendisi ve ailesi şiddet ve işkenceye maruz bırakıldı. Hukuksuz bir şekilde tutuklandı. Tutukluluğuna itiraz ettik fakat ret edildi. Biz sonuna kadar Nihat ve işçi sınıfına yönelik oluşturulan baskılar için mücadele edeceğiz” diye konuştu

543 işçi gözaltına alınmıştı

3. Havalimanı şantiyesinde çalışan işçiler, çalışma koşullarının ağırlaşması ve arka arkaya yaşanan iş cinayetlerine karşı 14 Eylül 2018’de iş durdurma eylemi yapmış, bunun üzerine polis ve jandarma ekipleri tarafından gaz bombası ve TOMA ile saldırıya uğramıştı. İşçilere aynı günün gecesinde ise operasyon yapılmış 543 işçi gözaltına alınmıştı.


Etiketler :