sarı bez meselesi

04 May 2020

evde, kadınlar tarafından ücretsiz olarak verilen hizmetin neredeyse tamamına piyasa koşullarında para karşılığı ulaşmak mümkün. fiyatını ödeyerek yemek yiyebilirsiniz, ücret karşılığı evinizi temizletebilir, çocuğunuza baktırabilirsiniz. ücretli çalışan yani kapitalist sömürü altındaki kadınlar, patriarkanın kendilerine yüklediği işlerden bu sayede kurtuluyor. karantina koşullarında, parası olanlar da bu hizmetlere ulaşamaz oldu. bunun, kadınların görünmeyen emeğini görünür kıldığı iddiası üzerinde durmak istiyorum bu ay.

altını çizeyim, reçelden ev temizliğine, kadınların evde ücretsiz yaptığı her iş piyasa koşullarında ücretli yapılıyor. “bilimsel” görünen kavramsallaştırmalar ideolojik perspektiften muaf değil, o yüzden evde kurabiye yapmak yeniden üretim olarak tanımlanırken bisküvi fabrikasında çalışmak üretim sayılıyor. son zamanlarda bu konuda yeni bir terime başvuruluyor, bakım emeği. oysa kadınlar evde sadece bakım yapmıyor yani değişim değeri olmayıp (satılmayıp) sadece kullanım değeri olan işler yapmıyor. bağda bahçede çalışıyor, halı dokuyor, boncuk işliyor, midye dolma, hazır mantı yapıyor. aile içinde yapılan işlerin sonucunda satılacak veya evde tüketilecek ürünlerin ortaya çıkması arasında, kadınların -zaman zaman da çocukların- çalışma ve gelir elde etmeleri açısından bir fark olmuyor. ben, bunu patriarkal üretim biçimi ve patriarkal sömürü olarak tanımlamayı tercih eden feministlerdenim. kadınların evdeki çalışması görünmezlik ve tekdüzelik açısından otomobil fabrikasında somun sıkan işçininkinden çok fazla farklı değil. aradaki fark biri iyi kötü ücret alırken diğerinin kendi tasarrufunda bir gelirinin olmaması.

erkeğin dışarıda ücretli çalışıp kadının evde ücretsiz çalıştığı çekirdek aile modelinde bir iş bölümü değil bir sömürü ilişkisi var. hem erkeğin hem de kadının ücretli çalıştığı ailelerde de evdeki işler için piyasaya başvurma imkânı olsa dahi, bunun organizasyonundan sorumlu olan kadın. erkeğin işsiz olduğu, kadının ücretli çalıştığı durumlarda dahi evdeki işler kadının sorumluluğunda. işsiz erkeğin cam silmesi hiç olmamış bir şey değil ama mahallede dedikodusu yapılacak kadar da nadir bir olay. ve ev içi sömürü kapitalizmin bir sonucu değil. işçinin illa da erkek ve bir kadının kocası olduğunu varsaydığımızda bile karısının evdeki çalışmasının ona değil de patronuna yaradığı fikri nasıl mantıklı olabilir?

bunlar bildiğiniz şeyler. bu işin çözümü nasıl olacak? bu konuda üç alternatiften söz ediliyor: ilki, ev işlerinin ücretli yapılması, ücreti devletin ödemesi. bu kadınların eve mahkum edilmesi durumunu güçlendireceği için benimsemiyorum. ikincisi, bu işlerin kamusallaşması. sosyalistlerin uzun yıllar boyunca önerdiği ortak çamaşırhaneler, yemekhaneler vb. de bu formülün parçası sayılır. ancak çamaşır makinesinin neredeyse her eve girebilmesi, çamaşırhaneyi daha külfetli bir şey haline getirdi. yemeğin üretiminin evin dışına çıkması için sosyalizmi beklemeye gerek yok, piyasa, bütçeniz uygunsa yemeğinizi kapınıza kadar getiriyor. yani kadınların ev işinin bir kısmından olsun vazgeçmesi, kadınların bir kısmının ev işlerinden vazgeçmesi, bu işlerin piyasaya aktarılması kapitalist açısından yeni yatırım alanları demek. ama evdeki bütün işleri kamusallaştırmak mümkün değil.

üçüncü alternatif, ailenin bir üretim birimi olarak dağılması, erkeklerin de evde çalışması. erkeklerin, rahatlarından yani kadınların emeğini sömürmekten vazgeçirilmeleri, sarı bezi ellerine almaları.

1 mayıs, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü. işçi sınıfı yani ücretli çalışanlar! bunların arasında tabii ki kadınlar da bulunuyor ve ücret eşitsizliğinin son bulması başta olmak üzere, farklı talepleri var ve bunların dillendirilmesi gerekir. diğer yandan, evdeki ücretsiz sömürüyü simgeleyen sarı bez, kadınların mücadelesi açısından bayrak olup göndere çekilecek kadar anlamlı. ama kadın hareketi 1 mayıs’ta, tek bir simge kullanacaksa evdeki ücretsiz çalışmaya değil, kapitalizme yani kadınların ücretli emeğine vurgu yapması daha anlamlı bence. çünkü kadınlar olmadan ne kızıl ne karakızıl bayrak hakkıyla dalgalanabilir.

ayşe düzkan

ayşe düzkan


Etiketler : Ayşe Düzkan,