Sancar'dan Kobanê Davası yorumu: Kumpas çökecek

20 Nis 2021

Mithat Sancar, Kobanê Davası’na ilişkin TEM’in savcıya kapatma davası ve vekillerin tutuklanması için talimat verdiğini söyledi. Sancar ‘Kumpas davası çökmeye mahkumdur’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme dair konuştu. HDP’ye ve demokratik siyasete yönelik kuşatmanın devam ettiğini dile getiren Sancar, 26 Nisan’da görülecek Kobanê Davası için kumpas ifadelerini kullanırken TEM’in dava savcısına talimat verdiğini kanıtlayan bir belge elimizde var dedi. Belgenin soruşturma dosyasında unutulduğuna avukatların böyle farkına vardığını da açıkladı.

Davanın açılması sürecini hatırlatan Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dava neden açıldı. 2014 yılında IŞİD Şengal soykırımından bir ay sonra Kobanê’ye saldırdı. Orada başta Kürt halkı olmak üzere yaşayan halklara dönük soykırımdan geçirmek istiyordu. Yeni bir soykırım peşindeydi. Bu saldırılara karşı Türkiye ve bütün dünya ayağa kalkmıştı.  Acil çağrılar yapılıyor, protestolar oluyordu. Türkiye halkları ve demokrasi güçleri, bu vahşete dur demek ve hükümetin geçişlere izin vermesi için sokakta demokrasi gösteri haklarını kullanılıyorlardı. Çözüm süreci devam ediyordu. İmralı görüşmeleri, partimizin heyeti ile hükümet arasında diyalog sürüyordu. Bu hukuki bir dava değil. Siyasi bir intikam davasıdır. Kapsamlı bir tasfiye operasyonudur. Yıllardır süren darbe planını yeni ve belki de en önemli kavşağıdır. Bir kumpas davası ile karşı karşıyayız.

Kapatma davası

Bu davada hazırlanan iddianamenin ne kadar çürük, temelsiz, saçma, boş olduğunu söyledik. Nihayet AYM de oy birliği ile bu görüşlerimizin doğruluğunu ortaya koydu. Şimdi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına düşen, bunun düzeltilmesi mümkün olmadığı için bu meseleyi gündemden çıkarmaktır. AYM'nin açtığı bu kapıdan hukukun ışığının bir nebze bile olsa girmesine imkan tanımaktır. Bu dava gündemden düşmelidir.

Yalan üzerine kurulu

Yargılanan değerli dostlarımız, yoldaşlarımız mahkeme salonlarında tarihi savunmalar yapacaklar. Bütün bu iddiaları bir bir çürütecek; yalanları ortaya sereceklerdir. Duruşmalar hukuksuzluğun kumpasların yargılandığı gerçek bir adalet hesaplaşmasına dönecektir. Bu dava yalan üzerine kurulmuştur. Ama ben şimdiden birkaç yalanı kamuoyuyla bir kez daha paylaşmak istiyor

Ölümlerin nedeni

Ne demişlerdi HDP 7 Haziran seçiminden sonra halkı sokağa döktü. Bizzat Cumhurbaşkanı söyledi bunu. Yalan. Gerçek ne? 6-8 Ekim protestoları 7 Haziran seçiminden tam 8 ay önce gerçekleşmişti. Diğer bir yalan. 6-8 Ekim protestoları HDP'nin attığı tweetle başladı. Külliyen yalan. Gerçek ne? Protestolar IŞİD’in Kobanî’ye yönelik saldırılarıyla beraber Eylül ayının başlarında ortaya çıkmıştı. Ölümler ne zaman yaşandı? Ölümler Erdoğan’ın 7 Ekim'de Antep'te söylediği ‘Kobanî düştü düşecek’ sözünden sonra polisin Muş’un Varto ilçesinde protestocuları otomatik tüfeklerle taramasıyla başladı. O güne kadar barışçıl süren protestolara kan bulaştı, kaos ortaya çıktı, karanlık bir ortam ortaya çıktı.

Barışçıl protestoya çağrıydı

‘HDP’nin tweeti halkı sokağa döktü, halkı şiddete teşvik etti.’ Bir başka yalan. Gerçek ne? HDP'nin tweeti barışçıl bir protestoya çağrıydı. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yüz binler hatta milyonlar HDP’nin tweetinden önce IŞİD barbarlığına karşı protestoya başlamışlardı. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurumlar ardı ardına acil çağrılarda bulunuyorlardı. ‘7HDP yöneticileri olayları kışkırttı.’ Bir başka yalan. Biliyoruz ki o dönem çözüm süreci devam ediyordu. Olayların durdurulması için Sırrı Süreyya Önder ve İdris Baluken İçişleri Bakanı ile sürekli diyalog halindeydi. Hatta eş genel başkanımız Selahattin Demirtaş da dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu da telefon görüşmeleri ile birlikte izliyordu. Bu görüşmeler esnasında dönemin İçişleri Bakanının kullandığı bir söz var arkadaşlarımızın bize aktardığı. Diyor ki ‘bizim kontrol edemediğimiz güvenlik güçleri var.’ Evet yalanlar devam ediyor. Çok sayıda yalan var, bunların hepsi hem bizim kendi çalışmalarımızla hem de bu davada sanık sandalyesine haksızca adaletsizce oturtulan arkadaşlarımızın savunmalarında gözler önüne serilecektir.

Yargıya talimat veren belge

Bizler bu olayların aydınlatılması için yıllardır çaba harcıyoruz. Genel Kurulda önergeler veriyoruz, hepsi iktidar oylarıyla reddediliyor. Sivil hakikat komisyonları kurulması çağrımız oldu, buna da cevap gelmedi. Olayları karanlıkta bırakmak ve bu karanlıkta kendi siyasi emellerini gerçekleştirmeye çalışmak bu davanın temelidir, iktidarın gerçek niyeti budur. Bu gerçek niyet hakikat duvarına çarparak dönecektir. Halkın vicdanında ağır bir şekilde mahkum edilecektir. Yalanlar ve kumpaslar bitmiyor. Bugün elimize bir belge geçti. Bunu şimdi sizlerle paylaşacağım, kamuoyunun bilgisine sunacağım. Bu belge TEM Şube Müdürlüğünün bilgi notu. Elimizde bu belge duruyor. Bizim herhangi gizli saklı bir faaliyetle elde ettiğimiz bir belge değil. Bizatihi savcılığın dosyada unuttuğu bir belge. Savcı belgeyi klasörün içinde unutmuş ve avukat arkadaşlar bu belgeyi bulup çıkarmışlar. Neler var bu klasörde ve şu belgede? Bu belge emniyetin savcıya nasıl talimat verdiğini açıkça gösteriyor. Tarihini söyleyeyim 26 Ekim 2018. 2 buçuk yıl önce. Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanıp savcıya verilmiş bir belge. Yargıya açıkça talimat veriyor.

TEM kapatma için talimat veriyor

Milletvekillerimizin dokunulmazlıkları kaldırılmadan aynı işlemlerin, gözaltı ve tutuklama işlemlerinin kendi haklarında da yapılmasını istiyor TEM, savcıya talimatı gönderiyor. Kimler hazırlıyor, bu dosyalar nerde hazırlanıyor, nasıl oluşturuluyor? İşte size bütün yalanlara ayrıca ilaveten bir kumpas. Kim bilir bunun gibi daha ne belgeler var?

İşsizlik ve yoksulluk

Bir yanda derinleşen yoksulluğun ve işsizliğin ülkesi olan milyonların Türkiye'si var. Diğer yanda makam araçlarının, lüksün, israfın, rantın, talanın şahlandığı Saray Türkiye'si var. Bir yanda ‘128 milyar dolar nerede’ diye soranlar, hakikati arayanlar var. Diğer yanda 128 milyar doların nerede olduğunu açıklayamayan, hatta bu işi sulandıran, seviyesiz esprilerin konusu haline getiren başını kuma gömünce gerçeğin yok olacağına inanan iktidarın Türkiye'si var. Bir yanda beka deyip sefa sürenler, market alışverişi yapamadığı için ancak çocukları uyuduktan sonra evine giden insanlar var.

128 milyar nerede sorusu

Hakikatleri dile getirenlere saldırıyorlar. Mesela 128 dolar nerede diye soruluyor. Biri diyor ki halkın cebinde, halkın cebindeyse tepesine fırlatılan patates soğan ne oluyor? Diğeri çıkıyor diyor ki belki yöntem yanlıştı ama burada yolsuzluk yok. Biraz daha cesaret alsalar emin olun bir iki üç her şey ortaya dökülecek. Bu 128 milyar doların nasıl, neden çarçur edildiği ortaya çıkacak. Tekrar soruyoruz. Bugün herkes bu doların akıbetini soruyor. Biz de soruyoruz. Bu sorular dalga dalga yayılmalıdır. Bu soruların peşine düşmek hakikat ve adalet arayışının bir gereğidir. Bunu hep birlikte yapmak zorundayız. Soruyoruz şimdi biz. 128 milyar dolar nerede?


Etiketler : Mithat Sancar, hdp,