Sancar: Devletin içinde özerk bir Gladyo her zaman vardı

10 Haz 2021

Yaşar Büyükanıt ile Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen Dolmabahçe görüşmesiyle özel Gladyonun kurulduğunu belirten Mithat Sancar, özel Gladyo yapılanmalarının iktidarın Kürt sorununda topyekün savaş politikalarına dönmesiyle daha da derinleştiğini söyledi

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 11. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Mithat Sancar, Türkiye’de tarihi dönemeç olarak sayılacak çok dönemin olduğunu söyledi. Yaşanan sürecin de bu gelişmelerden biri olduğunu söyledi.

‘2015 konseptinden geldik’

Sedat Peker'in ifşaatlarıyla ortaya çıkan tabloyu doğru adlandırmak gerektiğinin altını çizen Sancar, “Eğer bu finali iyi, güçlü ve etkili bir şekilde geçmek ve sonuç almak, kazanmak istiyorsak neler olup bittiğini doğru tanımlamak zorundayız. Bu tablo 2015’te yürürlüğe giren yeni topyekün savaş konseptinin çöküşünün ve çözülüşünün açık itirafı ve ifşaatıdır. Evet, buraya 2015 konseptinden geldik” dedi.

‘Tecrit derinleştirilerek devam ediyor’

2015 konseptinin çözüm sürecinin bitmesinden sonra oluşan yeni devlet ittifakının özel savaşı, sınır içinde ve ötesinde topyekün bir plana dönüştürdüğü politikaların adı olduğunu söyleyen Sancar, “Çözüm süreci ne zaman bitti diye sorarsanız resmi olarak daha geç tarihler dile getirilebilir ama  esas olarak 5 Nisan 2015'te bitti. Çünkü çözüm sürecinin ana aktörü ve devlet yetkililerinin ana muhatabı Abdullah Öcalan ile son görüşme 5 Nisan'da yapıldı. O nedenle biz tecridi, özel savaş politikalarının bir sonucu ve en önemli kanıtı olarak değerlendirirken bu gerçekleri de hatırlatmış oluyoruz. Tecrit özel savaş politikalarıyla eş anlamlıdır. Aynı anlama gelmektedir. Çünkü o tarihten sonra başlayan şey Kürt sorununda çözümsüzlük, inkar, imha ve savaş politikalarıdır. O günden bugüne de tecrit derinleştirilerek devam ediyor” ifadelerini kullandı.

‘Demokratik çözümün yolunu da kimseden bekleyecek değiliz’

“Sedat Peker'in ifşalarıyla ortaya çıkan açık çürümeyi ve çözülmeyi yeni bir yaşamın, demokrasinin ve özgürlüğün başlangıcı olarak değerlendirmek istiyorsak bunun nedenlerini de açıkça görmek gerekiyor” diyen Sancar, “Yani lafı dolandırmadan, çözüm Kürt sorununda demokratik yolları açmak, müzakere ve diyalog yönetimini yeniden canlandırmak çözüm buradan geçiyor. Çözüm Kürt sorununda barış ve demokrasidir. Demokratik çözümün yolunu da kimseden bekleyecek değiliz” dedi.

‘Bu devletin içinde özerk bir Gladyo her zaman vardı’

“Şimdi gördüğümüz tablo bize kökleri çok daha eskilere uzanan Gladyo’yu hatırlatıyor” diyen Sancar, Gladyonun özerk bir yapı olduğunu hatırlattı. Sancar, “Bu devletin içinde özerk bir Gladyo her zaman vardı. Bu çeşitli dönemin ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandırılmıştı ama 2007'den beri, şu meşum Dolmabahçe buluşmasından itibaren yeni tür Gladyo devreye sokuldu. Dolmabahçe derken yanlış anlamayın. 28 Şubat 2015’teki  mutabakatı  kastetmiyorum. Yaşar Büyükanıt ile Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen ve her ikisinin de bunu sır olarak mezara kadar saklayacaklarını söyledikleri görüşmedeki mutabakattan bahsediyorum. Özel Gladyonun başlangıcının da bu dönem olduğunu biliyoruz” diye belirtti.

‘Gladyolar  arasında bir çıkar bir iktidar savaşı var’

Özel Gladyo yapılanmalarının iktidarın Kürt sorununda topyekün savaş politikalarına dönmesiyle daha da derinleştiğini söyleyen Sancar, “Şimdi özel Gladyolar var, özel Gladyoların birbirleriyle savaşı var. Özel Gladyolarla nerede ne kadar kaldığını göremediğimiz özerk Gladyo’nun da bir hesaplaşması var.  En azından özel Gladyolar ile özerk Gladyo’nun tarihi ve bugüne yansımaları arasında bir çıkar bir iktidar savaşı var. Bu savaş kayıtsız kalabileceğimiz, magazinsel yaklaşımlarla ele alabileceğimiz bir mesele değildir. Toplumun bugününü ve geleceğini doğrudan ilgilendiren bir durumdur. Geçmişe dönük yüzleşme hesaplaşmama ve adalet talebimizi gerçekleştirebilmemiz için dönüp dikkatle takip etmemiz gereken bir kapışmadır” ifadelerini kullandı.

‘Düzeni değiştirmemiz gerekiyor’

Sağlanan şeyle yetinmek zorunda olmadıklarını söyleyen Sancar, “Bu kirli, bu çürümüş, bu kanlı düzenden kurtulmamız, bu düzeni değiştirmemiz gerekiyor. Bu düzeni değiştirmenin yolu da ortak mücadeleyi güçlendirmek ve toplumsal örgütlenmeyi yaygınlaştırmaktır. Eğer böyle güçlü bir toplumsal zemin yaratabilirsek siyasal mücadelenin sonuç almasını da sağlarız” ifadelerini kullandı. Muhalefet güçlerine, toplumsal ve siyasal muhalefet güçlerine yönelik çağrılarının olduğunu belirten Sancar, “Aslında siyasi partilere yönelik çağrımızın doğrudan muhatabı parti yönetimleri değildir. Bizim siyasal muhalefete çağrımızın muhatabı o partilere oy veren, gönül veren dostlardır, kardeşlerdir, vicdanlı insanlardır, adalet isteyen, demokrasiyi özleyen bütün yurttaşlardır” dedi.

‘HDP'nin yetiştiği toprak HDK'dir’

HDK'nin yaşamsal bir önemi olduğunu belirten Sancar, “HDK tam da bu amaçlar için kurulmuştu 2011’de. 10 yıl önce kongre kururken tam da bütün bu demokrasi güçlerinin çatısı olsun ve buradan çıkabilecek yeni mücadele yöntemlerinin tarlası olsun diye inşa edilmişti. Bu toprakta büyüyen ağaçlardan biri de HDP'dir. Biz biliyoruz ki HDP'nin yetiştiği toprak HDK'dir. Köklerimiz HDK'dedir. Eğer HDK yeterince güçlenmezse yeterince yayılmazsa HDP de beslenme kaynaklarından mahrum kalmaya başlar. O nedenle HDP'yi var etmek için HDK'nin toprağını, fikriyatını, hedeflerini, amaçlarını en etkili biçimde nasıl gerçekleştirebileceğimiz bu kongrede tartışmalıyız” diye belirtti.

‘HDP’yi hep birlikte sonuna kadar savunacağız’

HDP’nin kapatılması istemlerine değinen Sancar, “Kapatma davası yeniden gündeme geldi. Tarihi de yine sembolik olarak 7 Haziran’ı seçtiler. Ben bazen hayretler içindeyim. Bu iktidarın kendi hedeflere gitmesi için de mi rasyonalitesi kalmadı? Rasyonalite illa iyi bir şey değildir, bir devlet aklı kötüyü de nasıl yönetebileceğini düşünen bir yapıdır. Fakat bu davanın bu kadar açık bir siyasi operasyon olduğunu gösterebilecek bir sembolik bir tarih seçimini yapabilecek kadar akılsızlaşmışlar. Bu aynı zamanda bir tehlike sinyalidir. Bizim bundan sonraki hedefimiz de açıktır. HDP’yi hep birlikte sonuna kadar savunacağız” ifadelerini kullandı.

‘Bu toplumun geleceğine karşı sorumluluğumuz var’

Umudun bu topraklarda büyüyen mücadelede olduğunun altını çizen Sancar, Biz bu umudu canlı tutuyoruz, büyütüyoruz. Biliyoruz bizden önce de çok emek sarf eden yoldaşlarımız var. Mücadeleyi buraya taşıyan herkese saygılarımızı, sevgilerimizi, selamlarımızı, minnetlerimizi yolluyorum. Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, İdris Baluken’e ve isimlerini sayamadığımız bütün yoldaşlara minnet ve selam olsun. Hepiniz adına buradan onlara selam gönderiyorum. Onlara borcumuz var. Bütün halklara borcumuz var. Bu toplumun geleceğine karşı sorumluluğumuz var” diye belirtti.

‘Yolumuz daha da açılacak’ 

HDK zemininin ortak mücadelenin güçlü mekanı olduğunu belirten Sancar, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Verimli toprağıdır bunu sulamaya devam etmeliyiz. HDK'de mevcut yönetim çok zor şartlar altında bu fikriyatı ayakta tutmayı ve ileri taşımayı başardı. Özel olarak mevcut yönetimde yer alan bütün yoldaşlara partim adına teşekkürlerimi ve minnetlerimi sunmak istiyorum. Hepiniz sağolun, var olun. Yeni görev alacak bütün arkadaşlara, yeni organlara, yeni eşsözcülere yine çok önemli bir sorumluluk düşüyor. Bu sorumluluğu hakkıyla yerine getireceklerinden hiçbirimiz tereddüt etmiyoruz. Onlara da başarılar diliyoruz. Hepimizin yolu açık olsun. Mutlaka kazanacağız. Umutsuzluğa zerre yer yok. Mücadele, direniş var oldukça umut büyümeye devam edecek. Yolumuz daha da açılacak. Mutlaka kazanacağız.”

İSTANBUL

 


Etiketler : HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, Erdoğan, savaş,