Sahne  kadınların: Daha fazla savaş vermemiz gerekiyor

17 Tem 2021

Tiyatro sanatçısı kadınlar, sahnede yaşadıkları cinsiyetçi ayrımcılığa dikkati çekerek, ‘Yaşadığımız coğrafya ataerkil bir coğrafya, bir kadın olarak bizim vermemiz gereken savaş çok daha fazla’ dedi

Türkiye’de kadınların “Cinsiyetçi” kalıplarla uğradıkları ayrımcılığın yanı sıra meslek seçiminde de toplumsal kalıpları kırmak için mücadele etmek zorunda kalıyor. Tiyatro mesleği de kadınların en fazla “Cinsiyetçi” kodlara maruz kaldığı ve bunları yıkmak için mücadele ettiği alanlar arasında yer alıyor. Tiyatro sanatçısı kadınlar sahnede yaşadıkları cinsiyetçi ayrımcılıkları ve zorlukları anlattı. 

Sanatçı ve kadın olmak 

Ankara Devinim Tiyatrosu oyuncusu Deniz İnci Çakır, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuar mezunu ve 12 yıldır tiyatro oyunları sergiliyor. Tiyatroya üniversite yıllarında çocuk oyunlarıyla başlayan Çakır, daha sonra erişkin oyunlarda yer alarak çalışmalarını sürdürdü. Çakır, “Cins kırımlarının” ve “Eşitsizliklerin” yaşandığı coğrafyada tiyatro sanatçısı olarak yaşamanın ayrı zorlukları olduğuna dikkat çekti. 

Ağustos böcekleri... 

Çakır, Türkiye coğrafyasında tiyatro sanatçısı birçok kadının hem mesleklerinin “İş olarak görülmediği” konusunda hem de “Sahnede geri planda kalma”, “Skeçlerin konusunun daha egemen zihniyete hitap etmesi”, “Oyunlardaki karakterlerin cinsiyet ayrımına göre planlanması” gibi temel sorunlarla karşı karşıya kaldıklarına dikkati çekti. “Biz bu coğrafyanın ağustos böcekleri olarak görünüyoruz” diyen Çakır, şunları söyledi: “Zaten yaşadığımız coğrafya ataerkil bir coğrafya, bir kadın olarak bizim vermemiz gereken savaş çok daha fazla. Bunları yerine getiremediğimiz için birey olarak çok büyük sancılar çektik.” 

Kimlik bunalımı

Çakır, sahne aldığı bir oyunda yaşadığı “Kimlik bunalımını” ise şu sözlerle anlattı: “Lena, Leyla ve Diğerleri isimli bir oyunda yer aldım kısa bir zaman önce. Çok güzel bir oyundu. Onu oynarken, toplumdaki kadının varlığıyla ilgili çok sorgulamalar içerisine girdim. İki tane farklı hayat yaşayan bir kadının yaşadığı kişilik bölünmesini anlatan bir oyundu. Önceki hayatında Ukrayna’da daha çağdaş düşünen bir aile içerisinde yetişen kadın aşık oluyor ve Türkiye’ye yerleşiyor. Tamamen ataerkil bir aileye gelin olarak gelen kadın, eşinin ailesinden çeşitli psikolojik şiddetler görüyor. Kadın önceki yaşadığı hayat ve şu an yaşadığı hayat arasında bir kavgaya tutuşarak kişilik bölünmesi yaşıyor… Bu oyunu oynarken kendimi çok sorguladım. Ve bir şey fark ettim, ben kadın oyuncu olarak çoğu zaman, çoğunluğu erkeklerin oluşturduğu Türkiye’deki sahnelerde, onların diline uyumlanmak zorunda kaldım. Onların jargonuna, onların erkek bir oyuncu olarak kendilerini mevcut ettikleri koşullara uyumlanmak ve bunları hoş görmek zorunda kaldığımı fark ettim.” 

Kadın rolleri 

7 yıldır tiyatro sahneleyen bir diğer kadın oyuncu Melodi Özkazanç ise kadın rolleri olmadığı için kendini geri planda hissettiği belirterek, “Lokomotor genelde hep erkek rolleri oluyor sahnede, onu taşıyan olarak da kadın rolleri yazıyorlar etrafına. Ben yan rolleri de seviyorum. Arkadan destekleyen olmak da hoşuma gidiyor çoğu zaman. Bu beni oyunculuktan uzaklaştırmıyor tam tersine hırslandırıyor” ifadelerini kullandı. Ataerkil toplumdan çıkan düşüncelerin ataerkil olarak karşılarına çıktığını söyleyen Özkazanç, kadına biçilen rollerde taciz, ötekileştirme ve şiddet gören karakterler verilmesinden de yakındı.  

‘Normları yıkacağız’

Özkazanç, yaşadığı bir deneyimi de şu sözlerle anlattı: “Yazdığımız bir oyunda, iki erkek arkadaşımız hırsız rolünü canlandırıyordu. Bir erkek arkadaşımız oyundan çıktığı için bir hırsız rolünde açık oldu. Yerine erkek arkadaşı ararken, biz de ‘Neden cinsiyet olarak yaklaşıyoruz ki’ diye düşündük. Bir kadın da hırsız olabilir diyerek, yönetmene bir teklif sunduk ve o da teklifimizi geri çevirmedi. O rollerden birinde ben oynadım. Normalde erkek olan karakteri kadın olarak canlandırmaya başladım. İyi bir deneyim oldu. Biz de aslında bu normları böyle böyle yıkacağız. Biz ısrarcı olacağız, bunlar bizi sahneden uzaklaştırmayacak aksine bağlayacak.”

Berna Kişin-Ankara / MA


Etiketler : Tiyatro sanatçısı kadınlar,