Pazar aklı

27 May 2021

Hakan Yurdanur

Neoliberalizmin hakim pazar anlayışı gerçekleri çarpıtarak, yok sayarak ve daha ilginci değersizleştirerek yol almakta. Doğanın sunduğu eşsiz değerlere kâr mantığı çerçevesi içinde yapılacak yatırımların getirisi olarak bakmakta.

Bu akıl bir bölgede yapılan doğa katliamının başka bir bölgede yapılan doğayı koruma önlemleri ile dengeleneceği masalını anlatır.

Tüm canlıların yaşam alanlarını, ortak mülkiyetlerini yok sayan pazar aklı doğayı soyut doğa kategorisine indirger, onu değişim değerli bir olgu olarak sunar. Çünkü; soyut olmayan doğa anlayışı hakim piyasa güçleri için son derece tehlikelidir: ağaçlar birer silahlı güçtür ve yok edilmelidir!

Kapitalizmin büyümek zorunda oluşu kârlı yatırım alanlarını küçültüyor. Bu küçülmeyi kabullenemeyen sistem doğayı işgal etmeye başlıyor. Doğa bir bütün olarak kapitalist olmayan yapıda işlemekte. Bu nedenle hakim piyasa güçlerince bir an önce piyasa kurallarına uymalı, uydurulmalı. Ormanların yakılıp yok edildiği gezegende ormansız orman kanunları işletilmeye çalışılmakta.

Bu yapı kapitalist olandan kapitalist olmayana doğru gerçekleşen bir işleyiştir. Bu işleyişin adına eğer birikim dersek , birikimin müşterek alanların ele geçirilme operasyonu olduğunu da eklemeliyiz. Bu operasyonun kod adı kuşkusuz özelleştirme olmalıdır.

Ellerinden toprağı ve diğer geçim araçları alınan köylüler mülksüzleştirilerek proleterleştirilir. Kendine yeni alanlar açmak isteyen piyasa güçleri bir taşla iki kuş vurmuş olur. Önce doğayı yok ederek kendisine ucuzlatılmış alanlar yaratır sonra da toprağını ve geçimlik araçlarını elinden aldığı köylüleri sistem döngüsüne işsizler olarak ekler.

Özel mülkiyetin her genişlemesi ortak yaşam alanlarının küçülmesidir. Bu çok ciddi bir tehdittir. 1980'lerle birlikte özel mülkiyetin yol haritası; devlet —> hükümet —> şirket —>özel mülkiyet şeklini aldı. Her bir kademe üzerine düşen görevi fazlası ile yaptı. Devlet elindekileri hükümete , hükümette şirkete devretti.

Özelleştirme çok inceltilmiş, naif ve kurgu bir tanım. Kökeni hırsızlık, gasp, soyguna dayanmakta. İşte bunları dememek için , üstünü örtmek için özelleştirme diyorlar.  

Doğal kaynaklar insan yapımı olmadıkları için ekonomik kaynak olamazlar. Toprak, su ve hava satılmak üzere üretilmiş şeyler değillerdir. Tam tersine ortak müştereklerdir. Alınıp satılamaz kişisel kullanıma devredilemez yapıdadırlar. Kullanma hakkı toplumun tamamına aittir ve gelecek nesillere bırakılma zorunluluğu vardır.

Bugün yaşanan ekolojik krizlerin toplamı anlamına gelen ekolojik yıkım yukarıda bahsettiğimiz uygulamaların bir sonucudur. Domino etkisini çoktan aşan bu yıkım her şeyi yok eder nitelikte. Ağacı kesmek demek nehri kirletmek, havayı pisletmek, toprağı zehirlemek demektir.

Bazı şeyler söylenmiyor, söylenemiyor. Şunun şurası sadece taş ocağı açtık demek; ağacı, toprağı, suyu, havayı yok ettik diyememektir. Taş ocağını kısa süre sonra kapatacağız demek çok uzun sürecek bir yıkımı gerçekleştirdik diyememektir!

Albert Einstein önemli bir tespitinde “arılar döllenmezse tozlaşma olmaz, bitki olmaz, hayvan olmaz sonunda da insan olmaz" demiş. Unutmayalım ki Rize İkizdere'de arılar öldürüldü. 


Etiketler : forum,