Parti-hükümet-şirket

03 May 2021

Parti önce hükümete evrilip devletle özdeş hale gelir. Böylece devletin asıl partisi meydana gelmiş olur. Ardından da hükümet şirketleşir. Böylelikle o da asıl - hükümet şirkete - dönüşür

Hakan Yurdanur



Kapitalist sistemde sınıf hakimiyeti ve özel mülkiyetin korunması birbiriyle sıkı sıkıya bağlıdır. Bu korunma ekonominin (piyasa güçlerinin) beraberinde siyasal ve sosyal alan üzerindeki hakimiyetinin de anlatımıdır.

Başlıktaki üçlüye devleti de dahil etmek anlamlı olacaktır. Böylece iç içe geçmeleri daha net okuyabiliriz. Parti önce hükümete evrilip devletle özdeş hale gelir. Böylece devletin asıl partisi meydana gelmiş olur ve belirleyen olarak perdenin arkasındaki yerini alır. Ardından da hükümet şirketleşir. Böylelikle o da asıl - hükümet şirkete - dönüşür. Hükümet şirket perde arkasına gizlenmeden sahnede kalarak eylemlerine devam eder.

Hükümet şirket bu eylemlerine taşeron şirket üzerinden devam eder. Taşeron şirket beslenir, büyütülür iş yapacak kıvama getirilir. İş yaparken önüne çıkacak engeller bir bir ordan kaldırılır.

Buraya kadar anattıklarımdan şu özeti yapmak mümkün: Ekonomi-toplum-doğa dizilişinin en başında bulunan ekonomi (piyasa güçleri) önce resmi (hükümet şirket) sonrada gayri resmi (taşeron şirket) üzerinden toplum ve doğaya hegomonik basınç uygular.

Taşeron şirketler tabela şirketleridir. Anlık, dönemlik, belirli sürelik çıkarların temsilcisi ve uygulayıcısıdırlar. Üzerlerinde yazılı son kullanma tarihleri geleceklerininde belirleyicisidir.

Neoliberal sermaye birikim düzeni kirliliğinde (zehirli kimsayallar, nükleer atıklar, çöp vd ) yeniden üretim düzenidir. Merkez kapitalist ülkelerde biriken kirler çevre ülkelere taşınıp orada yok edilmekte. Bu taşıma ve yok etme görevide taşeron şirketlerindir.

Sermaye —> kâr —> daha fazla sermaye + kirlilik —> daha fazla kâr + daha fazla kirlilik.... döngüsü günümüz birikim modelinin şemasıdır. Dikkat ederseniz sermayenin büyümesi kirliliğin büyümesinden bağımsız değildir ve olamaz da.

Kirliliğin artması demek toprağın, suyun, havanın zehirlenmesi ve yok olması demektir. Kapitalizm genişlemek, artı değer üretmek için topluma ve doğaya saldırmak onları sömürgeleştirmek zorundadır. Bu sömürgeleştirme aynı zamanda toplum ve doğaya açılmış savaş demektir.

Çevreden merkeze kâr akışı, merkezden çevreye kir akışıyla el ele yürür. Burada ilginç bir durum ortaya çıkar. Çevre ülke iki kez kirlenir. Birincisi merkez kapitalist ülkelerden gelen kirler, ikincisi de ülke içinde ki yabancı ve işbirlikçi sermayenin yarattığı kirlenmedir.

Taşeron şirket bir kez daha sahne alır. Bu kez görevi yabancı sermayenin önündeki engelleri kaldırmak, yolu açmaktır. Böylece hükümet şirketin emrindeki taşeron şirket uluslararası şirketlerinde taşeronluğunu üstelenecektir.

Biliyoruz ki; kapitalizmde serbest piyasa diye bir şey yoktur. Buradaki serbestlikten kasıt, sermayenin önüne çıkıp onu engelleyen unsurların yok edilip sermayenin rahatça hareket etmesini sağlamaktır. Sermaye önünde engel olarak gördüğü topluma ve doğaya her fırsatta saldırır ve bunu da toplum ve doğanın yararına yaptım masalıyla kamufle etmeye çalışır.

Dünyanın askeri kanunlarla kontrol altına alınmaya çalışılması piyasa güçlerinin hükümet şirketler aracılığı ile hareket etmesini sağlama mantığını barındırıyor. Ekonomik vesayet savaşları günümüzde taşeron şirketlerin savaşıdır.


Etiketler : forum,