Ortak mücadele Taliban’ı alt eder

24 Eki 2021

‘Küllerimizden yeniden doğmalıyız’ diyen Afganistan’ın ilk kadın valisi Dr. Habiba Sarabi:

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte Taliban, 20 yıl sonra ülkede hükümeti yeniden ele geçirdi. Taliban’ın ilk kez Afganistan’ı ele geçirdiği 1996’da ülkede olan Dr. Habiba Sarabi, daha sonra Pakistan’da mülteci olarak yaşamaya başladı. 11 Eylül 2001’de ABD, Afganistan’a girdikten sonra tekrar Kabil’e geri dönen Sarabi, 2002’de Kadın İşleri Bakanı oldu, 2005’te ise Bamyan eyaletine vali olarak atandı. 8 buçuk yıl Afganistan’ın ilk kadın valisi olarak görev yapan Sarabi, birçok başarılı çalışmaya imza atarak, kadın ve çocukların gelişmesinde büyük rol oynadı.

Uluslararası Kadın Sempozyumu’na katılmak için İzmir’e gelen Afganistan’ın ilk kadın valisi Dr. Habiba Sarabi, Afganistanlı kadınların daha özgür yaşayabilmeleri için çözüm yollarına dair konuştu.

Taliban’sız bir Afganistan’da yaşadınız, o süreci anlatabilir misiniz?

Bir vatanımız var ve her şeyi yeniden inşa edebiliriz diye düşünüyorduk. Örneğin, Taliban zamanında kızların okula gitme oranı yüzde sıfırdı. Ama son 20 yıl içerisinde yüzde 40’lara kadar yükseldi ve milyonlarca kız çocuğu okula gidiyordu. Devlet kurumları tekrar çalışmaya başladı. Kadın bakanlar görev yaptı. Meclisin yüzde 26’sı kadınlardan oluşuyordu. 11 kadın, bakan yardımcılığına kadar yükseldi. Bunlar olumlu gelişmelerdi.

20 yıl sonra Taliban, Afganistan’ı tekrar ele geçirdi. Yaşananlar karşısında neler hissettiniz?

Afganistan hükümeti çöktüğünde Katar Doha’daydım. Taliban’la barış görüşmesi sürüyordu. Ben de Afganistan İslam Cumhuriyeti’nin heyeti içerisinde yer alıyordum. Heyetin içerisindeki 4 kadından biriydim. Biz o günü ‘Kara Pazar’ diye adlandırdık. Şöyle düşünün: Mühendis bir binayı inşa ederken, binanın temelinden başlar ve inşa eder ama bir gecede binanın tümü yıkıldı. Demek ki binayı inşa ederken, tuğlaları yanlış ve yamuk yerleştirmişiz. Tüm kazanımlarımız bir gecede yok oldu. Ama Afganistan’da halkın çoğunluğu Taliban’ı desteklemiyor.

Taliban yaşattığı hak ihlallerine rağmen ABD, Türkiye gibi birçok ülke yönetimiyle görüşmeler yaptı. Bu görüşmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu görüşmeler çok üzücü. Tabii her ülke kendi menfaati için görüşme yapıyor. Görüşme yaptıkları ülkeler, ABD’ye karşı politika izleyen ülkeler. Afganistan halkı üzerinden bir deney yapmaya çalışıyorlar. Ama şunu unutmamalılar: Biz de asayiş ve barış içinde yaşamayı hak ediyoruz. Ancak bu görüşmelerin iyi yanı bu ülkelerin hâlâ Taliban hükümetini resmi olarak tanımamış olmaları. Bunun nedeni ise kadınların verdiği mücadele. Bu da umut verici bir olay.

Taliban, Türkiye’ye de geldi. Taliban’ın Dışişleri Bakan Vekili Emirhan Muttaki, yapılan görüşmenin verimli geçtiğini söyledi. Türkiye’nin yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

Taliban, yaptığı her görüşme sonrası ‘Görüşmemiz olumlu geçti’ demek zorunda. Kendilerini iyi lanse etmeye çalışıyorlar. Afganistan ve Türkiye arasındaki dostluk uzun bir geçmişe dayanıyor. Taliban ile başlayan ya da biten bir durum değil. Fakat Türkiye’deki liderler şunu unutmamalılar: Dostluk halklar arasında olur. Liderler arasında dostluk yoktur. Afganistan halkını unutmamalılar ve politik çıkarlar için Afganistan halkını kurban etmemeliler.

Afganistan’da 40 yıldır bir savaş hali söz konusu. Savaşın en ağır bedelini kadınlar ödüyor. Kadınlar olarak nasıl bir karşı duruş içerisindeydiniz?

Her savaşta kadınlar en çok etkilenen kesimdir. Afganistan’daki 40 yıllık savaş hiçbir zaman ülke içinden kaynaklanmadı. Bölgesel güçlerin birbiriyle çatışması, uluslararası güçlerin de birbiri ile rekabeti sonucu oldu. Evet, kadınlar savaştan çok etkilendi ama hiçbir zaman birlik olamadılar. Barış görüşmeleri başladığında da kadınlar bunun farkına vardı. Ortak acıyı paylaştılar, ortak ağlar kurup kendi aralarında örgütlendiler ve seslerini çıkardılar. Ancak Taliban başa gelince onları susturmaya çalıştı. Fakat kadınları susturamayacaklar. Şu an Afganistan’ın her köşesinde kadınlar sokaklara çıkıp, eylemler yapıyor. Kadınlar farklılıkları bir kenara bırakıp, ortak payda üzerinden birleşip örgütlenmeli ve mücadele etmeliler. Bu hem Afganistan için hem de uluslararası kadın örgütleri için geçerli.

Taliban’a karşı en yüksek ses kadınlardan çıktı. Kadınların Afganistanlı kadınlarla dayanışması nasıl bir duygu yarattı?

Taliban ilk Kabil’i ele geçirdiğinde, Afrika’da yaklaşık 30-35 kadın pankart açmış ve Afganistan’daki kadınların yanında olduklarını söylüyorlardı. Bu durumdan çok etkilenmiştim. Şunu düşündüm: Afrika’daki kadınlar zaten çok zorluklar içerisindeler ama yine de bizi desteklemişlerdi. Şimdi de her gün online toplantılara katılıyorum. Uluslararası kadın örgütleri, Afganistan’daki kadınlar için ne yapabilir, nasıl bir çözüm üretebilir diye fikir üretmeye çalışıyorlar. Bu çok güzel bir şey ve bir umut olduğunun göstergesi. Bu baskılar eninde sonunda Taliban’ı alt eder. Ama maalesef İslam ülkelerinin kadınlarından çok ses çıkmadı diyebilirim. Bugün bizi din ile baskı altına almaya çalışanlar, yarın onları da aynı şekilde baskı altına alabilir. 

Afganistan’a demokrasinin geleceğine dair bir umudunuz var mı?

Afganistan halkı mücadeleye her zaman devam etmeli ve küllerinden doğmalı. Güçsüz yanlarımızı güce dönüştürüp ilerlemeliyiz. Nasıl ki 20 yıl önce Taliban militanlarının her biri farklı bir deliğe saklanıp 20 yıl sonra yeniden canlandılarsa, biz kadınlar da güçlenebiliriz. Taliban ancak toplumsal mücadele ile gidebilir. Tabii ki uluslararası bir camianın da desteği lazım. Katıldığım uluslararası toplantılarda farklı ülkelerde yaşayan kadınlara her zaman şunu söylemişimdir: Kendi liderleriniz üzerinde baskı kurun. Onlar da Taliban üzerinden baskı kurarlar. Ortak baskı olunca ve her taraftan ses çıkınca, Taliban’ı gönderebiliriz. İslam ülkelerinin baskı kurması daha etkili olur. 


Etiketler : afganistanlı kadınlar,