Neslihan Ataş: Fotoğraf çektikçe iyileştim

21 Tem 2021

Neslihan Ataş için aldığı fotoğraf dersleri dönüm noktası olmuş. Yaşadığı olumsuzlukları fotoğraf çekerek aştığını söylüyor Ataş: Çektiğim her bir fotoğraf sanki kafamdaki sesleri susturuyordu 

“Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de bir fırtınanın kopmasına neden olabilir.” Amerikalı matematikçi Edward Norton Lorenz, bu analoji örneğini verirken; bunun daha sonradan dünya literatürüne geçecek çok özel bir kavrama dönüşeceğini, tükenmişliğin hudutlarında gezinen insanlara ilham olacağını öngörmüş müdür acaba? Kelebek; narin ve kısa ömürlüdür, yaşam döngüsüyle ortaya çıkan varlığıyla bir mucizeyi çağrıştırır. Belki de bu yüzden tek bir kanat çırpınışının dahi dünyayı değiştirme gücüne inanırız. Bugün kozasından çıkıp kelebek olan ve çırptığı kanatlarıyla kendi dünyasında bir fırtına yaratmayı başaran bir kadın Neslihan Ataş.

Nujinha'dan Zeynep Pehlivan Neslihan Ataş'ın çalışmalarını haberleştirdi. Neslihan Ataş, 1981’de üç çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak Malatya’da doğdu. Elektronik mühendisi olan Ataş, çalışma yaşamına TEİAŞ’da devam ediyor; ancak onu gerçek anlamda yaşama bağlayan alan fotoğraf. “Kendimi bildim bileli sanata hep ilgim vardı” demesine rağmen o aradığı yolu uzunca bir süre bulmakta zorlandı. 2012 senesinde aldığı fotoğraf dersleri sayesinde, yaşamında o uzun zamandır beklediği kırılmayı yaratmış oldu. Ataş, uzunca bir süre hem teorik hem de uygulamalı olarak fotoğraf dersleri aldıktan sonra ne yazık ki hayatındaki bazı olumsuz gelişmelerden dolayı çok sevdiği bu alandan bir nebze uzaklaşmak durumunda kaldı.

Yaşadıklarını Ataş, şöyle anlatıyor: “O dönem sadece fotoğraftan değil, açıkçası sevdiğim her şeyden uzaklaştığım kötü bir dönemdi. Aradan uzunca bir süre geçtikten sonra bir gün telefonum çaldı, arayan fotoğraf öğretmenimdi. Benden kadınlara yönelik bir fotoğraf sergisi için fotoğraf göndermemi istedi. Aklına gelmiş olmam, benim için çok büyük bir onur oldu. Bunun için çok özel bir fotoğraf çekmem gerektiğini düşündüm ama yine de o dönemki ruh halimden dolayı bu enerjiyi kendimde hissedemiyordum. Dışarıya çıkıp bir kadının fotoğrafını çekme isteğim yoktu, çünkü kendi adıma gerçekten de kötü bir dönemden geçiyordum.” Kendi fotoğraflarını çekmeye başladıktan ve doğrudan kendi meselesiyle bir biçimde yüzleşmeye başladıktan sonra, yaşamını bir domino taşı gibi değiştiren o süreci, anlatıyor Ataş: “Kendi fotoğraflarımı çekmeyi düşündüğümde bunun bana bir motivasyon getireceğini düşündüm. Daha doğrusu bunun böyle olmasını umut ettim. Aslında oto portre fotoğraf çekmek gerçekten çok zorlu bir yoldu. Bir şekilde kendimi motive edip hocamın istediği o fotoğrafı gönderdim. Oradan çok güzel geri dönüşler alınca bu tarz fotoğrafları çekmeye devam ettim ve işin özü, fotoğraf çektikçe de iyileşmeye başladığımı hissettim. Çektiğim her bir fotoğraf sanki kafamdaki sesleri susturuyordu. Ben fotoğrafçılığımı iyileştirmeye başlarken, fotoğraf da beni iyileştirmeye başladı.”

Bir araya getirdi



“Aslında her şey fotoğraf öğretmenimin bana açtığı o telefonla başladı” diyen Ataş şunları anlatıyor: “O telefon, bir bakıma kelebek etkisiyle beni hayata döndürdü. Başlardaki o karamsar kurgularım bile sonlara doğru neşeli kurgulara dönüşmeye başladı. Gerçekten kelebek etkisiyle ben hem kendim oldum, hem de yapmayı çok sevdiğim; ama ara vermek durumunda kaldığım şeylere yeniden başlama fırsatı buldum. Bu benim için bir bakıma kozadan çıkıştı diyebilirim.”

‘Tatmin eden şey, anlaşılmakmış’



Ataş, kelebek ile arasında özel ve metaforik bir bağ kuruyor. Kendi yaşamında yeniden ivmelenmesini sağlayan ve ilk etapta belki küçük ve anlamsız gibi görünen o “an”lara, büyük sürprizler doğuran tesadüflere, artık eskisinden daha fazla inanıyor. Çektiği fotoğrafların kendisine hissettirdiklerine dair olarak ise “Beni hayata asıl tatmin eden şey, anlaşılmakmış” diyor.

İZMİR


Etiketler : Neslihan Ataş,