Manevi uygarlığın maddi uygarlığa karşı direnişi

17 Haz 2021

Haspi Aydemir*

Kapitalist modernite ve onun bir versiyonu olan siyasal İslamcı anlayışa karşı tek çözüm; demokratik modernite ve onun modeli olan demokratik ulus paradigmasıdır

Ortadoğu genelinde nasıl büyük bir kriz ve kaosun yaşandığı görülmektedir. Tabii, sadece İslam coğrafyasında değil, dünyanın genelinde de derin bir kriz-kaosun yaşandığını açıktır. Ancak Ortadoğu’daki kriz-kaos hali çok daha derinlikli, yoğunluklu ve karmaşık bir düzeyde seyretmektedir.

Ortadoğu’nun içine düşmüş olduğu bu durumdan çıkışı sağlamak adına ortaya çıkan radikal siyasal İslamcı örgütlenmeler (cihatçı) El-Kaide, IŞİD, El-Nusra vb. değişik isimlerle çıkan yapılanmaların emellerinin anlaşılması önemli olmaktadır.

El-Kaide, IŞİD, El-Nusra gibi örgütler, kendilerini kapitalist moderniteye karşı alternatif çözüm gücü olarak göstermek, kabul ettirmek istemektedirler. İslam coğrafyasında cihatçı güçler ile kapitalist hegemonik güçlerin nasıl bir çatışmanın ve savaşın içinde oldukları bilinmektedir. Hem bu radikal cihatçı hem de kapitalist güçle, kendilerini siyasal, toplumsal, kültürel, ekonomik sorunların çözüm gücü olarak savunmakta ve kabul ettirmeye çalışmaktadırlar.

Kapitalizm kendisini Ortadoğu toplumlarına, insanlarına kabul ettirmek, benimsetmek istemektedir. Emperyalizm son iki-üç yüz yıldır Ortadoğu’ya hakim olma yönelimindedir.

Kapitalizm türetmesi olan işbirlikçi, ajan siyasal sistemle varlığını sürdürebildi. Fakat gelinen aşamada kapitalist güçlerin, varlıklarını sürdürme koşulları ve zemini çok zayıflamıştır. Çünkü kapitalist sistem Ortadoğu halkları tarafından kabul edilmiyor. Bu sisteme büyük öfke ve tepki duyulmaktadır. Bunun sonucu sistem, Ortadoğu’da derin bir krizin ve kaosun içine girmiştir. Batı maddi uygarlığın, Doğu ise manevi uygarlığın merkezidir.

Manevi uygarlık dünyası ile maddi uygarlık dünyasının çelişkileri, çatışmaları uzlaşmaz nitelikte ve karakterdedir. Dolayısıyla savaş kaçınılmaz hale gelmektedir. Kapitalist güçler, maddi güçlerine dayanarak, manevi uygarlığa kendilerini kabul ettirmek istemektedirler. Ama Ortadoğu bunu kabul etmemekte, direniş içerisinde bulunmaktadır.

Biçimsel olarak son iki yüzyılda maddi uygarlık güçleri, Ortadoğu’nun manevi uygarlığı üzerinde egemenlik kurabildi. Fakat bu egemenlik şekilsel bir düzeyi aşamadı. Hiçbir zaman Ortadoğu’nun manevi uygarlık toplumlarını egemenliklerinin altına alarak onlara tam hakim olamadılar ve derinliğe inemediler. Buna karşı manevi uygarlık kültürü, değerlerinin amansız direnişini şiddetli bir şekilde sürdürdü.

Ortadoğu’da ortaya çıkarak belli bir güç haline gelen cihatçılar, bu kadar rahat güç kazanmalarının temel nedenini doğru analiz ederek kavramak, bilince çıkarmak gerekiyor. Cihatçılar başta olmak üzere, genel olarak siyasal İslamcılar neden Ortadoğu’da bu kadar rahatlıkla güç haline geliyorlar? Bunun esas nedeni, Ortadoğu halklarının tarihsel, toplumsal kültürel ve manevi değerlerini çarpıtarak hitap etmeleridir. Kapitalist güçlerin maddi uygarlık arayışları sonucu, manevi uygarlık dünyasının merkezi Ortadoğu’da her boyutta büyük yıkımlara yol açmaktadırlar. Bu da halklarda büyük öfkeye, tepkiye yol açmaktadır. Reel sosyalizmin tasfiye olmasından sonra, büyük ideolojik boşluk oluştu; kapitalist güçler bu boşluğu genişliğine ve derinliğine doldurmaya çalışıyorlar. Kapitalist moderniteyi İslam dünyasına kabul ettirmeyi hedefliyorlar. Kapitalist sistemi küresel sistem haline getirmenin hegemonik yönelimi içindedirler. Kapitalizm varlığını koruması ve sürdürmesi esas olarak bunu yapabilmesine bağlı hale gelmiştir.

Ortadoğu halkları, insanları esasta maddi uygarlığı ret etmektedirler ve direnmektedirler. Buna karşı modernitenin bir başka yüzü olan cihatçılar, bu durumdan yararlanarak, kendilerini kapitalist maddi uygarlık dünyasına karşı çözüm gücü olarak sunmaya çalışıyorlar. Cihatçılar; El-Kaide, IŞİD, El-Nusra ve benzer isimler altında örgütleniyorlar. Emperyalizm ve yerel işbirlikçilerinden aldıkları desteklerle de palazlanıyorlar.

IŞİD, El-Kaide gibi güçlerle kapitalist güçlerin savaşı, iki çözümsüz çizginin birbirine karşıt konumlanması ve savaşı olmaktan başka bir şey değildir. Bu iki çözümsüz çizginin iktidar savaşımından öteye yaptıkları hiçbir şeyleri yoktur.

İki çözümsüz gücün kendi aralarındaki iktidar savaşımı o kadar şiddetlidir ki; başta Ortadoğu halkları olmak üzere tüm insanlığı büyük bir yıkım ve dehşete düşürdü. IŞİD ve El-Kaide’nin Avrupa’da, Amerika’da gerçekleştirmiş oldukları saldırılar sonucunda, nasıl bir dehşet yaratmış olduklarını görmekteyiz. Yaptıkları saldırılarda yaşamı durma noktasına getirdiler. Batı toplumları saldırılar karşısında dehşete düştü.

Öylesine korkunç, dehşet bir etki ve sonuç yarattı ki, IŞİD’in varlığı veya IŞİD’in ismi geçtiğinde bile ordular dahil hemen herkes her şeyini geride bırakıp, arkalarına bakmadan kaçtılar. Hiçbir güç IŞİD’e karşı direnme iradesini, inancını ve kararlılığını gösteremedi. Fakat Kürdistan Özgürlük Hareketi karşısında nasıl bir durumu yaşadığı da görüldü.

IŞİD’in askeri olarak yenilgiye uğratılması nispeten daha kolaydı. Eğer var olan ideolojik boşluk doldurulmazsa, farklı bir örgütlenme altında başka güçler ortaya çıkacaktır. Bunun önüne geçilmesi ve bir daha bu nitelikte herhangi bir gücün ortaya çıkmaması için, mutlaka çözümleyici ideolojik boşluğun doldurulması gerekmektedir.

Kapitalist güçler ile IŞİD iki çözümsüz çizgidir. Bu iki çizgiye karşı 3 yola, yani alternatif çizginin olması gerekmektedir. Eğer 3. çözüm çizgisi olmazsa, o zaman Ortadoğu’nun içerisine düşürülmüş olduğu bu durumdan çıkılması mümkün olmayacaktır.

Kapitalist modernite ve onun bir versiyonu olan siyasal İslamcı anlayışın, Ortadoğu halklarını ve dünya insanlığını karşı karşıya getirmiş oldukları bu çözümsüzlüğün ortada kaldırılmasının tek çözümü; demokratik modernite ve onun modeli olan demokratik ulus paradigması olmaktadır. Demokratik ulus sadece Ortadoğu kriz ve kaosuna değil, evrensel çözüm modelidir. Yani demokratik ulus hem yerel hem de evrenseldir.

Demokratik ulus başta Ortadoğu’da ideolojik boşluğu dolduruyor ve bir daha da IŞİD gibi başka güçlerin değişik isimlerle tekrar ortaya çıkmasının önünü nihai olarak alacaktır. Bununla da Ortadoğu halklarının kendi tarihsel, toplumsal ve kültür değerleriyle doğru temelde buluşmasını ve tüm bu değerlerini güncelleyerek demokratik ve özgür yaşamı sağlayacaktır.

yazı https://demokratikmodernite.org/manevi-uygarligin-maddi-uygarliga-karsi-tarihsel-direnisi/ sitesinden alınmıştır.


Etiketler : Haspi Aydemir,