Korku mu, kudret mi?

26 May 2021

Yönetmenliğini Orçun Benli’nin yaptığı Gelincik filmi, bir polisin doksanlı yıllarda yaptıklarıyla yüzleşmesini konu alıyor. Gelincik sıkıntının kişisel değil, sistemin kendisinin bir canavar yarattığını hissettiriyor

Mücahit Akgün

Bugünlerde Netflix film platformunda yayına giren Gelincik adlı bir film var. Yönetmenliğini Orçun Benli’nin yaptığı film bir polisin doksanlı yıllarda yaptıklarıyla yüzleşmesini konu alıyor. Filmin son olarak emniyet tarafından görüntü çekimini yasaklayan genelgenin yayınlanmasından sonra gösterime girmesi de ayrıca bir önem kazanıyor. Polisin görev yaparken neyle karşılaştığı, neler yaşadığı ve neler yaptığı Türkiye’de sıkça sorulmaktadır. Ama polis ve askerin kutsandığı bir ülkede ne yazık ki tüm söylenenler genelde devletin mekanizmasına çarpıp geri tepmektedir. Henüz işlediği suçlardan dolayı ceza alan polislerin sayısı parmak sayısını geçmiyor. Polisin böylesine kollanıp korunduğu bir atmosferde Gelincik filmi bir polisin kendisiyle yüzleşmesini odağına alıyor. Türkiye’de çekilen dizi ve filmlerin hemen hemen hepsinde polis genelde kahraman rolündedir. Savaşın hiç eksik olmadığı bu coğrafyada polisin devletin politikaları doğrultusunda kirli işler yapabileceği asla kabul edilmez. Olsa olsa bir iki polisin kendi bireysel hataları sonucu yaptıkları yanlışlar olabilir. Gelincik, filmin sonunda aslında sıkıntının kişisel değil, sistemin kendisinin bir canavar yarattığını hissettiriyor.

Pers Kralı ve bir hikaye



Filmin ortalarında Pers Kralı'yla ilgili bir hikaye anlatılır. Hikayeye göre Pers Kralı Yunanlılarla yapılan savaşta yenilmiştir ve gemisine binerek gerisin geriye kaçmaktadır. Ancak geminin yükü ağır olduğu için batma tehlikesi vardır. Pers Kralı o kadar kudretliymiş ki ne emrederse yerine getirilirmiş. Pers Kralı geminin batmaması için askerlere gemiden atlamalarını emretmiş, askerlerin tümü de gemiden atlamış. Böylece Pers Kralı gemide yalnız başına kalmış. Filmin başrolü bu hikayeyi sürekli kızına anlatıyormuş. Ancak bir gün kızı, Pers Kralı'nın aslında o emri verdiğinde öldüğünü söylemiş. Ayhan(başrol oyuncusu) yıllar sonra yaşadıklarından aslında neden Pers Kralı'nın o emri verdiğinde öldüğünü anlamış. Ona göre mesele kudretli olmaktan değil, korkmaktan kaynaklıymış. Pers Kralı'nın devasa bir ordu toplamasının nedeni de kudretli olmasından değil korkmasından kaynaklı olduğu sonucuna varıyor.

Savaşa alıştırma



Türkiye gibi savaşa alıştırılmış bir toplumda polisin veya askerin çok olması asla bir korkunun ifadesi olarak anlaşılmaz. Asker ve polisin verilen emirleri yerine getirilmesi de korkunun değil devletine, milletine sadık olmanın bir ifadesi olarak hep dile getirilir. Bu sadece emri yerine getirilen açısından değil aynı zamanda emri veren açısından da böyledir. Sebep de basittir: devletin ve milletin bekası için öldürmek gerekiyorsa öldürmek gerekir. Meselenin sosyolojik boyutu onu ilgilendirmez. Çok rahat bir şekilde emir yerine getirilir. En azından dışarıya yansıyan boyut budur. Kişinin yaşadığı ruh hali hep gizemliliğini korur. Yani psikolojik ve sosyolojik etkileri irdelenmez. Ama Gelincik az da olsa perde arkasını aralamış.

Tolstoy'un kitabı



Tolstoy, savaş ve barış adlı kitabında savaşı tüm boyutuyla ele alıyor. Kitabın başında diyor ki “Bir komutandan savaş raporu istenildiğinde hemen yüzlerce sayfalık rapor yazabilir. Ama bunun çok azı doğrudur.” Kendisi de aynı zamanda savaşta yer aldığından dolayı savaşın gerçekliğini bilir. Onun için kitabında bir askerin mevzideyken ‘bir insan olarak’ ne kadar zorluklar yaşadığını, ölüm ile karşı karşı kaldığında neler hissettiğini çok çarpıcı bir şekilde dile getirilir. Ancak Türkiye gibi ülkelerde savaşan kişiler ‘bir insan olarak’ değil de ‘bir polis veya asker olarak’ hep gösterildiği için hiçbir zaman işin içine duygu ve hisler girmez, girmemelidir. Kişinin kendisi de kendini o şekilde ele alır. Gelincik filminde polis Ayhan’ın kendisiyle yüzleşmeye başlaması belki de ‘bir insan olarak’ varlığını hissetmesidir. Ama o zaman da iş işten geçmiştir.

Görüntü yasağı



Gelincik filmi ile emniyetin genelgesi arasında bir bağlantı kurmaya çalıştım. İçişleri Bakanı görüntü çekiminin yasaklanmasının nedeni olarak ‘özel hayatın gizliliğini ihlal etmek’i gösterdi. Acaba bize şunu mu demek istiyor: “Siz o görüntüleri çektiğinizde ve her yerde yayınlandığında polisin kendisi ve ailesi de bu görüntüleri görüyor. Ve ‘bir insan’ nasıl böyle canavarca davranabilir diye düşünmeye başlıyorlar. Sonra da polisler ‘insan’ olduklarını anladıklarında bu işi yapamıyorlar.” Yani aslında mesele sadece polisin işlediği suçun açığa çıkması olarak değil aynı zamanda  gerçek ‘kimlik’inin de açığa çıkması olarak görmek gerekir. Madem ki yapılanların tümünün haklı ve insani olduğunu düşünüyorsa İçişleri Bakanı neden tüm bunların görünmesini istemez. Neden haklılığının tüm dünya tarafından bilinmesini istemez. Oysa ki tüm toplumlar, mücadeleler haklılıklarını göstermek için her şeyi olabildiğince açık yapmaya çalışırlar. Demek ki farklı bir mesele var. Mesele kudretli olmanın değil korkunun bir tezahürüdür. Yaptığı vahşetin açığa çıkmasından duyulan korkunun bir yansıması. Bu sadece bir kişinin yaptığı suçun açığa çıkması olarak da değil bir sistemin yarattığı insan tipolojisininin de aynı zamanda açığa çıkmasıdır. ‘Öteki’nin düşmanlaştırıldığı, ‘Öteki’nin canavarlaştırıldığı bir sistemde koruyucu rolünde olanların da ‘canavar avcısı’ olması gayet olağan kalıyor. Yani öteki toplumun ahlakını bozan, kültürüne zarar veren ve onun varlığını ortadan kaldırmaya çalışan bir canavar olarak algılanır. Daha doğrusu böyle bir algı özellikle yaratılır. Bir TV programında bir JİTEM'cinin anlattıkları karşısında donakalmıştım. Şimdi ismini hatırlamıyorum. Ama şöyle diyordu: “Ben askerdeyken bana bu görev teklif edildi. Ben de kabul ettim. İki yıl boyunca eğitim aldım. Eğitimler genelde kapalı yerlerde yapılıyordu. Sonra göreve çıktım. Göreve gittiğimde yanımdakilerin dışında karşımdakileri hep beni öldürmeye hazırlanan robotlar biçiminde görüyordum.” Gelincik filmi bu noktada asıl robot ve canavarın kim olabileceğini irdeleyen ve tartışmaya açan bir durumda olması bakımından önem arz ediyor.


Etiketler : Gelincik filmi,