Keşke İspanya gibi olabilsek!

22 Tem 2021

HDP’nin kapatılmak istenmesini haklı bir talep olarak göstermek isteyen iktidarın kimi kalemşörleri, birdenbire Herri Batasuna’nın kapatılma kararına onay veren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararını hatırladılar

Hüseyin Aykol

Kuruluşu milattan önce 1100’lü yıllara kadar giden İspanya’da, Basklıların ayrı bir devlet kurmasını isteyen Herri Batasuna’nın silahlı örgüt ETA ile ilişkili olduğu gerekçesiyle kapatılmasını uygun bulan Avrupa İnsan Hakları kararı, bugünlerde HDP’nin kapatılması davası öncesinde iktidar yanlılarının aklına gelmiş görünüyor. 

Aynı çevrelerin, ülkemizde HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve iş insanı Osman Kavala başta olmak üzere kimi AİHM kararlarına uymamayı kendince marifet olarak görmesini -şimdilik- bir yana bırakalım ve gelin hep birlikte İspanya’nın nasıl yönetildiğine bakalım:

İspanya parlamenter demokrasi şeklinde örgütlenmiş bir anayasal monarşi rejimi ile yönetilir. 1986’dan beri Avrupa Birliği’nin 1982’den beri NATO’nun bir üyesidir. Dünya Bankası verilerine göre İspanya dünyanın en büyük sekizinci ekonomisine sahiptir. 

I. Dünya Savaşı’nda İspanya bütün davetlere rağmen tarafsız olarak kaldı; ancak savaştan yine de büyük ölçüde etkilendi. 1936-1939 yılları arasında iç savaş yaşandı. Ülkede 1975 yılına kadar Franco faşist rejimi hüküm sürdü. 15 Haziran 1977’de, 41 yıl sonra İspanya’da ilk defa genel seçimler yapıldı. 

O günden bugüne kadar ülke parlamenter monarşi ile yönetiliyor. 1978 yılında kabul edilen anayasa göre İspanya, kendi meclisi ve kendi bayrağı bulunan 17 özerk devlet ve biri başkent Madrid olmak üzere 2 özerk şehre ayrıldı. Ayrıca İspanya’da 50 il bulunmaktadır. Yedi özerk bölgenin her biri (Asturias, Balear Adaları, Cantabria, La Rioja, Madrid, Murcia, ve Navarre) aynı zamanda bir ildir.

Diller bahçesi

Ülkede nüfusun yüzde 80 civarı Kastilya İspanyolcası konuşuyor ve bu dil, tüm İspanya’da resmi dildir. Ancak tüm nüfusun yüzde 10’si oluşturan 

Katalonya’da Katalanca resmi dildir. Yine nüfusun yüzde 6’sını oluşturan Galiçya’da Galiçyaca resmi dildir. 

Bununla birlikte Valensiya Bölgesi’nde Katalancanın bir Bask lehçesi olan Valensiyaca konuşulurken, Balear Adaları’nda da Katalancanın bir başka lehçesi olan Mayorka Lehçesi konuşulur. 

Bunların dışında küçük gruplar tarafından konuşulan azınlık dilleri de bulunur. Bunlardan birkaç tanesi Asturyasca, Aragonca ve Aranese’dir. Bununla birlikte Melilla’da yaşayan Masiriler Tamazight dili konuşurken, Olivenza’da (Ekstremadura) hâlâ Portekizce konuşan gruplar bulunmaktadır.

Tatil sezonu başladığında Almanya’dan, Polonya’dan ve birçok Güney Amerika ülkesinden özellikle tatil yörelerine çalışmaya gelen birçok kişi bulunur. Costa Blanca ya da Costa del Sol gibi bazı turistik bölgelere yerleşmiş olan birçok Alman ve İngiliz de mevcuttur.

Yabancı dil olarak İngilizce ve Fransızca konuşulur. Genç İspanyollar yabancı dil olarak daha çok İngilizceyi öğrenirken, yaşı büyük olan İspanyollar daha ziyade Fransızca bilmektedirler.

Dinler

İspanya’daki Centro de Investigaciones Sociológicas (http://cis.es/) verilerine göre İspanya halkının % 68’si Katolik (% 46 inanan ama düzenli ibadet etmeyen % 22’si düzenli ibadet eden) % 25 dinsiz (% 11 ateist, % 9 agnostik % 6 tanımsız) % 3 diğer dinlere bağlıdır.

Katolik Kilisesi Papalıkla yapılan bir anlaşmadan dolayı İspanya hükümeti tarafından desteklenen bir kilisedir. İspanya’da Katolik Kilisesi inananlardan toplanan yardımlar sonucu ayakta kaldığından, resmi olarak yardım toplamasına da gerek yoktur. 

Sonuç olarak

Yirminci yüzyıl başlarında Avrupa’daki imparatorlukların çözülüp, ulusal devletlerin kurulma aşamasında Batı Avrupa’nın belli başlı ülkeleri, daha önceki yüzyıllardaki kendi imparatorluğuna bağlı prensliklerin iller, eyaletler şeklindeki örgütlenmesinden miras kalan özerkliklerini büyük ölçüde korudular. 

Bugün sadece İspanya değil, ulus devletlere örnek gösterilen Fransa, Almanya ve İtalya’da bile yerel yönetimlerin yetkileri çok büyüktür. Merkezi hükümetin dış politika ve ulusal ordu yetkisi tartışmasız kabul edilirken, yerelde kendi bayrak ve meclisleri bulunan yerel yönetimler diğer tüm sorunları çözebilecek güçtedir. 

Yerelde konuşulan dilde resmi eğitim verilmesi, o dilin yerelde resmi dil muamelesi görmesi, söz konusu devletleri korkutmadığı gibi ülkenin diller bahçesi olması, kendilerince bir gurur tablosu olarak görülür. Yani azınlık dillerinden korkulmaz. Tam tersine onları korumak temel yaklaşımdır.

Ülkemizde başta Kürtçe olmak üzere Türkçe dışında konuşulan dillere, resmi dil statüsü verilmesi, resmi eğitim müfredatına alınması, ülkeyi ‘bölmez’, tam tersine birbirine saygı üzerinden birbirine güven duyan bir toplum haline getirir. Sözün özü, keşke İspanya gibi olabilsek!..

TÜRKİYE

Nüfus: 83 milyon kişi

Yüzölçümü: 780 bin kilometrekare

Kişi başına düşen milli gelir: 8.500 dolar

Resmi dil: Türkçe

Konuşulan diller: Türkçe, Kürtçe, Arapça, Rumca, İbranice, Asurice 

İSPANYA

Nüfus: 50 milyon kişi

Yüzölçümü: 506 bin kilometrekare

Kişi başına düşen milli gelir: 42 bin dolar

Resmi dil: İspanyolca (tüm İspanya için)

Kendi bölgesinde resmi diller: Katalanca, Galiçyaca, Baskça, Valensiyaca, Aranca, Leonca


Etiketler : Hüseyin Aykol,