Kadıneki Çeviri,

Montgomery'nin idamı ve cinsiyetçi adalet


Julie Bindel-15 Ocak 2021 00:00

Lisa Montgomery 13 Ocak gecesi idam edildi. 

Montgomery’in geçmişi kendisi hakkında her şeyi açıklarken, 7 erkeği öldürdüğü için idam edilen Wuornos da benzer olaylar yaşamış... Kadınlar, bu sistemde çok daha fazla saldırıya maruz kaldılar ve bu sistem cinsiyetçi, ırkçı, sınıf önyargılarına dayalı 

Lisa Montgomery ABD’nin idam sırasında ölmeyi bekleyen tek kadın olmanın yanı sıra 67 yıl sonra ölüm cezası alan ilk kadın. 

2020 yılının Aralık ayına kadar başsavcılık görevinde bulunan ve 1988 yılında federal idam uygulamasını yeniden başlatmaya karar veren William Barr, 46 yaşındaki Montgomery’i o tarihten sonra ölüme mahkûm olan 8’inci kişi yaptı.

Montgomery’in suçu şüphesiz ki oldukça iğrenç bir suç. 2004 yılında Montgomery, 8 aylık hamile olan Bobbie Jo Stinnett’i boğduktan sonra karnını yararak bebeğini aldı. 

Daha sonra bebeği kendi evine götüren Montgomery kısa sürede yakalandı. Bu sırada bebeğin sağlık durumu iyi. Bu olay kayıtlara ‘cenin kaçırma’ olarak geçerken ABD’de son 30 yılda buna benzere yaklaşık 30 vaka kaydedildi.

2007 yılının Ocak ayında Missouri eyaletinde bulunan yerel mahkemede görevli hâkimler kurulu, Montgomery'yi ölüme sebebiyet veren kaçırma olayından suçlu bularak, oy çokluğuyla ölüm cezası kararı aldı. Temyizde de suçluluğu ve ölüm cezası onaylanan Montgomery’in af talebi de karşılıksız kaldı. 

Montgomery’in zehirli iğneyle 12 Ocak’ta idam edilmesi kararlaştırıldı.* 

Kadınların ölüm cezasına çarptırılması nadirken, ölüm kararının uygulanması daha da nadirdir. Konuştuğum ABD’li feminist avukatlar ve aktivistler ABD’de ölüm cezası alan kadınların sıklıkla kadınsal normlara ya da katı cinsiyetçi kalıplara karşı gelen kişiler olduklarını söylediler.

"Bizim ceza yargı sistemimiz genellikle milyonlarca kadını şiddet ve istismara karşı kendi kaderlerine terk ederken, bu tür olayları engellemek konusunda başarısız. Çoğu kadın yıllarca korkunç acılar yaşarken, adaletin yanında durduğunu iddia eden toplumdan herhangi bir tepki gelmiyor" diyen feminist avukat Megan Baldwin, bu kadınlardan birinin de Montgomery olduğunu söylüyor. 

Montgomery’in ölüm cezası almasından 2 yıl sonra, seri katil Andre Crawford ölüm cezası almadı. Crawford, Chicago’da terk edilmiş binalarda 11 kadını boğarak, bıçaklayarak ya da döverek katletti. ABD’nin Illinois eyaletinin gelmiş geçmiş en cani seri katillerinden biri olan Crawford, öldürdüğü kadınlara daha sonra tecavüz ediyordu.

Florida'daki bir aile içi şiddet sığınağının yönetici müdürü olan ve erkeklerin kadın ve çocuklara karşı işledikleri en korkunç suçlara tanık olan Baldwin, buna rağmen ölüm cezasına net bir şekilde karşı. Baldwin’e göre, genellikle taciz cehenneminde büyüyen ya da haklarından mahrum bırakılan topluluklardan gelen kadın ve erkekler ölüm cezası alıyor. 

"Neden başkan Trump ve William Barr görevden ayrılmadan hemen önce Montgomery’yi 6 siyah, bir yerli ve Alzheimer hastası bir beyazın da aralarında bulunduğu idam edilecek 12 federal suçlunun listesine dahil etti?" diye soran Baldwin, "Öyle görünüyor ki Lisa Montgomery davasında mevcut hükümetimiz, sonunda kadına yönelik şiddete cevap vermeye karar verdi. Ve bunu korkunç düzeyde şiddete maruz kalan kadınlardan olan birinin ölüm cezasını emrederek yaptı" yorumunda bulundu. 

Genç yaşından itibaren annesi ve üvey babasının bedensel, cinsel saldırılarına maruz kalan Montgomery bunun sonucunda ciddi mental sorunlar yaşamaya başladı. Üvey baba Montgomery’ye buluğ çağı öncesinde tecavüz etmeye başladı ve evini onarmaları karşılığında bunu başka erkeklerin yapmasına da izin verdi. Kendisine tecavüz eden erkeklerin saldırılarına da maruz kalan Montgomery, yaşadığı yüzlerce korkunç olayı şimdilerde şerif olan kuzenine anlattı. Fakat kuzeni yaşanan iğrenç olaylara müdahale etmedi. 

18 yaşında üvey kardeşiyle evlenen Montgomery, 1990 yılında zorla kısırlaştırılmadan önce 4 çocuk dünyaya getirdi. Alkol ve uyuşturucu bağımlığına sürüklenen Montgomery, ciddi psikolojik sorunlar yaşamaya başladı. 36 yaşındayken, hayatını korkunç bir hale getiren erkeklerden biri olan o dönemdeki erkek arkadaşına bir bebek vermezse terk edileceği fikrine inanmaya başladı. Yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle bu fikre şiddetle inanan Montgomery, Stinnett isimli kadını öldürerek, karnındaki bebeği çaldı. 

Montgomery’in geçmişi kendisi hakkındaki her şeyi açıklarken, sanık avukatının mahkemeye sunduğu tek şey tecavüz hakkında bir şiirdi. Bunun sonucunda Montgomery’in neden başka birini öldürdüğüyle ilgili olan temel bilgilerden yoksun olan mahkeme heyeti onu ölüme mahkûm etti. 

2002 yılında 7 erkeği öldürdüğü için idam edilen ‘seri katil’ Aileen Wuornos da Montgomery’inkine benzer olaylar yaşamıştı. 

Daha dört yaşındayken Wuornos ve erkek kardeşi, alkol problemi yaşayan büyükbabası ve büyükannesiyle yaşamak zorunda kaldılar. Annesi tarafından terk edilen ve babası bir çocuğa tecavüz ettiği için içeride olan Wuornos, daha çok küçük yaşlarda akrabalarının tecavüzüne uğradı. 11 yaşında sigara ve alkol karşılığında seks işçiliğine zorlanan Wuornos, 14 yaşında tecavüz sonucunda hamile kaldı. Evsiz kalan ve yaşamak için Florida otobanlarında seks işçisi olan Wuornos, bu süre zarfı içerisinde defalarca kez şiddet ve tecavüze maruz kaldı. Wuornos’un hayatı boyunca geliştirmeyi başardığı cılız kendini savunma stratejileri çözülmeye başladı ve Wuornos karşılaştığı kötü olaylarla başa çıkamadı. 

Wuornos kendini korumak için taşıdığı tabancayla yıllarca kendisini döven ve tecavüz eden bir erkeği öldürdü. Haftalar içinde Wuornos, kendine tecavüz eden ya da şiddet uygulayan 6 erkeği daha öldürdü. Cinayetten suçlu bulunan Wuornos, 12 yıl sonra 2002 yılında Florida’da idam edildi. 

Ciddi psikolojik sorunlar yaşayan Montgomery’in idam kararı küresel bir tepkiye neden oldu. Dünya genelinde bini aşkın kadın organizasyonunun yanı sarı akademisyen ve aktivistler de başkan Trump’a bir mektup yazarak, Montgomery’in affını istemişti. 


Dünya genelinde bini aşkın kadın organizasyonunun yanı sarı akademisyen ve aktivistler de Trump’a mektup yazarak, Montgomery’in affını istemişti.

Indiana Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Kenna Quinet, Marlen Ochoa-Lopez’in 19 yaşında öldürülmesi ve karanındaki bebeğin kaçırılmasının ardından gazetecilere verdiği demeçte bu olayların merkezinde hayal dünyasında, kuruntularıyla yaşayan kadınların olduğunu söyleyerek, sorunun çoğunlukla failin “bir erkeği ilişkide tutmak için aşırı derecede işlevsiz, kontrol edici, psikotik bir girişim” yapması olduğunu söyledi.

ABD'de cinayet, hamile kadınlar için önde gelen ölüm nedenlerinden biridir ve fail genellikle erkek sevgilidir (ya da eski erkek sevgili). Bu cinayetler nadiren idam cezasına neden olur. Fakat birçok ev içi cinayet örneğinde bir şekilde kadın kendi ölümünden dolayı suçlu bulunur. 

Şiddet suçları işleyen kadınları araştıran gazeteci-yazar Elizabeth Flock'a neden kadınların erkeklerden çok daha az fiziksel ve cinsel şiddet suçu işlediğini sorduğumda, Flock durumu şöyle açıkladı: "Sayısız çalışma gösteriyor ki, kadınları şiddet kullanmaya iten şey korku ya da kendini savunma olurken, erkekleri şiddete iten şey ise kontrol etme isteği." 

Kadınlar erkeklerden çok daha az sadisttik şiddet suçu işlemelerine rağmen erkeklere göre daha ağır şekilde cezalandırılıyorlar. 

Şiddete başvuran kadınların yaşamlarının erken dönemlerinde ciddi travmalar yaşadığını söyleyen Flock, hapishanedeki kadınlara dönük çalışmaların bunu doğruladığını belirtti.

Ayrı zamanlarda kendisine saldıran 7 erkeği öldüren Bella’nın hayatının anlatıldığı tartışmalı ‘Kirli hafta sonu’ romanının yazarı Helen Zahavi bana "Bella’nın yaptığı ne rastgele ne de gereksizdi" demişti. 

Zahavi, kitabına düşmanca tepki verenlerin çoğunun kadın gazeteciler ya da eleştirmenler olduğunu söyleyerek, "Bir kadının kendini merhametsiz bir sosyal gerçeklikten kurtarması bir tabuymuş, sınırları aşan bir şeymiş gibi tuhaf bir durum söz konusuydu" ifadelerini kullanmıştı.

Ben de, Kirli hafta sonu (Dirty Weekend) kitabının erkeklere yönelik şiddeti kışkırtıp kışkırtmadığı tartışmalarında yer alarak, erkek yazarların kadınlara yönelik korkunç şiddet eylemlerini ve cinsel haz dışında başka hiçbir gerekçenin olmadığı kadın cinayetlerini yazdıklarını söylemiştim. 

Bu panele katılan 3 erkek, roman hakkında oldukça öfkeliydiler. Ne cesaretle bir kadın tecavüze ya da tacize uğradıktan sonra karşılık verebiliyor? Katılımcıların çoğu Bella’nın ağır bir suç işlediğini ve bu suçun cezasının ölüm olduğunu savundular. 

Ölüm cezası hesaplı, soğukkanlı ve önceden tasarlanmış bir cinayettir. Bütün ömrünü kadınlar ve çocuklara dönük şiddete karşı olmakla geçiren ve bu saldırıların yıkıcı etkilerini çocuklar-kadınlar üzerinde gözlemleyebilen bir feminist olarak ben ölüm cezasına karşıyım.

Soğukkanlı bir cinayete en uygun cezanın ölüm olduğuna inanan birçok kişiyi anlayabiliyorum. Fakat ölüm cezası suçu engellemiyor. Ayrıca ölüm cezasının uygulanması insan hakları ihlali demek. 

Kadınlar, bu adalet sisteminde çok daha fazla saldırıya maruz kaldılar ve bu sistem cinsiyetçi, ırkçı ve sınıf önyargılarına dayalı. Kadınlar bu çerçevede, bunun ışığında ölüm cezasına karşı olmak zorundalar. Buna rağmen bazı feministler kadınlara yönelik aşırı şiddette bulunan erkekler için ölüm cezasının uygun olduğunu düşünüyor. 

Bana göre Aileen Wuornos kendisine yaşamı boyunca tecavüz eden ve kötü davranan erkekleri öldürmek için güçlü bir gerekçeye sahipti. 

Diğer tarafta ise sırf cinsel tatmin için kadınlara işkence yapan, tecavüz eden ve öldürdükten sonra cesetlerine tecavüz eden Andre Crawford var. 

Lisa Montgomery hayatı boyunca taciz, korkunç derecedeki cinsel ve fiziksel şiddetten başka bir şey bilmedi. 

Montgomery, 8 Aralık 2020 yılında zehirli iğneyle idam edilecekti fakat kendisini hapishanede ziyaret edecek avukatların Covid-19’a yakalanmasının ardından infazı 12 Ocak’a ertelendi. 

Bu kadını zehirli iğneyle öldürmek insan haklarını ihlal etmekten başka bir şey olmayacak… 

*Çeviri: Mehmet İnanç

*Çevirmenin notu: Kısaltılarak alınmış bu yazı 12 Ocak'tan önce kaleme alındı ve Montgomery 13 Ocak gecesi idam edildi. Lisa Montgomery için dünyanın birçok yerinden kadınlar #Savelisa hashtag ile idamın durdurulması için kampanya başlatmıştı. 

Kaynak: https://thecritic.co.uk/why-feminists-should-oppose-the-death-penalty/

 


Etiketler : Erkek adalet, Lisa Montgomery, ABD,


...

Julie Bindel