Kadim bir dostun ardından!..

17 Tem 2021

Hüseyin Aykol

Bu hafta başında kadim bir dostumu kaybettim. Acım çok büyük. Gerçekten burada ne yazacağımı, neler anlatabileceğimi pek bilemiyorum. Haberi ‘benim’ sayfamda gördüm ve en yakın yere gidip, oturdum. ‘Benim’ dediğim sayfa, bizim gazetenin kültür sayfası. O gün, benim gönderdiğim kitap tanıtımını editör arkadaşlarımın sayfada nasıl verdiğine baktım. 

Bu yaşta, bu görmüş-geçirmişlikte, bir haberimiz, bir yazımız gazetede çıktığında bizler heyecanlanırız. Zaten halen bu heyecanı taşımıyorsanız, gazetecilik gerçekten çok ağır bir iştir ve çekilmez olur. O gün kitap tanıtımım kültür sayfamızın manşetindeydi. Baktım güzel olmuş. Sayfanın altına doğru gittim ve başımdan vurulmuşa döndüm:

“Yaba’nın sahibi Aziz Aydın Doğan vefat etti!” Yayıncı, yazar, tiyatrocu... Say sayabildiğince. Hey gidi Aydın Doğan; basının, medyanın gerçek Aydın Doğan’ı. Takılırdım ona. Hürriyet ve Milliyet’in sahibi Aydın Doğan ile ilgili haber çıktığında. O da, “Bende bir de ‘Aziz’ var. Fark orada, fark oradan kaynaklanıyor” diye karşılık verirdi... 

Aramızda neredeyse 10 yaş fark var. Ama yaptıklarınızla ve dahası yapacaklarınızla bir ortaklığınız varsa, dahası aranızdaki ilişkilerde maddi bir beklenti yoksa, kendiliğinden bir dostluk, bir arkadaşlık oluşuverir insanlar arasında. Aramızdaki 10 yaş, hep yok gibi davrandık birbirimize çünkü aynı yıllarda başladı yayın dünyasındaki yolculuklarımız.

Aziz Aydın Doğan, geldiği Ankara’da 1972 yılında önce sokakta sonra dükkânda kitap satarak başladı bugün ulaştığı yere gelme serüvenine. Ben de, Tıp Fakültesi’nde okumak üzere Ankara’ya geldiğimde yıl 1975 idi. Yaba’daki küçücük odasında çaylar eşliğinde sohbetimiz başladığında Zafer Çarşısı’ndaki yayınevlerini, kitabevlerini anardık. 

O yılların Ankara’sından o kadar çok ortak tanıdığımız vardı. Dahası artık ölmüşlerin ve halen yaşamakta olanların üzerine yaptığımız değerlendirmeler çoğunlukla örtüşürdü. Ancak sohbet, orada kalmazdı elbette. Günümüze gelir, ben kapanmış ve yeniden açılmakta olan gazetemizle ilgili gelişmeleri anlatır; o ise yeni çıkardığı bir kitabın ya da Yaba’nın yeni sayısında yer alan yazıların tanıtımını yapardı bana.

Dönem filmleri ya da dizilerinde kullanılabilecek dekor eşyaların da alınıp-satıldığı Sahaf dükkanında oturulabilecek tek koltuk (o da çok eskiydi aslında) bana ikram edilir ve kendisi kötü bir oturak ile karşımdaki yerini alırdı. Yaba dergisinin yayınlanabilen her sayısı kendisi için adeta bir devrim yapmışçasına heyecanlandırırdı. Hele hele yayınladığı kitaplar... Satar mı, satmaz mı kaygısı hiç olmadı sanırım. Bir kitap, yayınlanmayı hak ediyorsa, en olumsuz ekonomik koşullarda yayınlanırdı. 

Eşi Ayşe ile günün neredeyse 16-18 saatini geçirdikleri Yaba Sahaf dükkanından başka hayatları yoktu. Bir yere gidelim, şuraları görelim diye bir beklentileri olmadı hiç. Dahası ekonomik koşullar hep kötüydü ama hem kitap-dergi yayınlamaktan da hiç vazgeçmediler hem de bu kitapları cezaevindekilere parasız göndermekten...

Zorlu bir yaşam öyküsü

Dostu, arkadaşı olmaktan onur duyduğum Aziz Aydın Doğan, 1947 yılında Elazığ’ın Keban ilçesine bağlı Lorikan köyünde doğdu. Rençber bir ailenin üçüncü oğlu olan Aydın Doğan, küçük yaşta babasını yitirince ailesi onu Elazığ’ın Kesrik mahallesinde aristokrat bir ailenin yanına evlatlık verdi.

Okuma yazmayı bu ailenin yanında öğrenen Doğan, terzi, kunduracı, şapkacı, berber gibi zanaatkârların yanında çıraklık yaptı. 19 yaşında Ankara’ya giden Doğan, bu kentte yeni arkadaşlıklar edindi ve sanat ortamına girdi. Bir süre resim tabela işleriyle geçimini sağladı. Tiyatronun birçok alanında görev yapan Aydın Doğan, 1968 yılında arkadaşlarıyla kurdukları toplulukla Ankara’nın yazlık sinemalarında komediler oynadı.

1972 yılında bir yayıncı dostuyla kitabevi açan Doğan, 1974 yılında bir günlük gazetede kısa dönem muhabirlik yaptı. İlk öyküleri 1976 yılında Ankara’da yayımlanan “Savaş” gazetesinin sanat sayfalarında, “Radyo Televizyon Dergisi”, “Başkent”, “Çığ” (Yugoslavya), gibi dergilerde yer aldı.

“Hıdırlardan Biri” öyküsü 1978 yılında Yapıt Dergisi ödülünü kazandı. Yazılarında Aziz Aydın Doğan, A. Aydın Doğan, A. Doğan imzası dışında takma adlar da kullandı. 1978 yılında arkadaşlarıyla kurdukları amatör grup olan Kardeş Tiyatrosu’nda yazarlık ve yönetmenlik yaptı. “Delioğlan” adlı oyununa Çankaya Belediyesi’nin 1990 yılında düzenlediği “Gençlik Tiyatrosu Oyun Yarışması”nda övgüye değer plaket verildi.

“Yaba Sanat” dergisini 1979 yılında kurdu. Aynı dergi 1980’li yılların ortasında “Yaba Öykü” adıyla öyküye ağırlık verdi. İlkeli, toplumcu, halklara saygılı yayın çizgisini sürdürürken 1995 yılında “fikir suçlarını” kapsayan 8/1 ve 2. maddelerinden para ve hapis cezası aldı. Bir süre çıkmayan dergiyi 1999 yılı solunda “Yaba Edebiyat” adıyla yeniden yayınlamaya başladı.

Önce eşi Ayşe, sonra da kendisi kansere yakalandı. Kör olası hastalık önce onu katletti. Kanser bir dostumuzu, arkadaşımızı ve yakınımızı daha elimizden aldı. Sadece kızı Şirin değil; Yaba dergisi, Yaba Sahaf dükkânı öksüz kaldı...

Yayınlanan kitapları

* Halkın Cönk Defteri (Çağdaş Şiir Antolojisi, 1981)

* Afişte Ölen Adam (Öykü, 1988)

* Kör Pencere (Öykü, 1993)

* Delioğlan ve Diğerleri (Tiyatro, 5 oyun, 1995)

* Halkın Cönkü (Tematik halk şiiri antolojisi, 1995)

* Güneşli Bayır (Öykü, 1998)

* Kara Fıkralar (2001)

* Islak Kaldırımlar (Roman, 2002)

* Şahnameden Seçme Hikayeler ( Firdevsi’den, 2003)

* Bir Taşralı Gencin Günlüğü (2007)

* Günlerin İzi-1, (Günlük izlenimler, anılar, eleştiriler, 2007)

* Gece - Kirli Savaş (oyun, 2011)

* Yiğikili Zülküf (Belgesel roman, 2013)

* İki Yaşlı Küçükhanımın Curcunası (Öykü-oyun, 2015)

* Öğle Şarabı / Katherine Anne Porter’dan uyarlama (Oyun, 2009)

 


Etiketler : Hüseyin Aykol, Aziz Aydın Doğan,