'İktidar değişse de zihniyet değişmedi'

03 Tem 2020

Madımak'ta yaşanan katliamın 27. yıl dönümüne ilişkin konuşan Gani Kaplan, “Yönetime kim gelirse gelsin, devlet erkin ve aklının değişmediğini görüyoruz” dedi. Yol Erenleri Temsilcisi Şilan Sürmeli de aynı zihniyetin sürdüğünü söyledi

Yadigar Aygün/ İstanbul

Sivas’da 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli'nde yakılarak katledilen 33 aydın, sanatçı ve iki otel görevlisinin katledilişinin 27. yıldönümü. Gazetemize değerlendirmelerde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Yol Erenleri Temsilcisi Şilan Sürmeli, Sivas katliamının hala aydınlatılmadığına dikkat çekerek, aynı zihniyeti devam ettiğini, adalet arayışlarını sürdürdüklerini söyledi.

33 canımız öldü

Alevilere yönelik nefret söyleminin çok uzun yıllardır var olduğunu söyleyen Gani Kaplan, Sivas Katliamı'nın devlet gözetiminde planlı ve organize bir şekilde gerçekleştiğine dikkat çekti. Kaplan, “Selçuklu Devleti'nde, Osmanlı İmparatorluğu’nda Aleviler iç tehdit olarak görülüyordu. Osmanlı'da Aleviler için ‘Katli vaciptir’ gibi çeşitli pek çok fetvalar var. Cumhuriyet'in ilk yıllarında bir süre Alevilere yönelik yumuşama oldu ama bir süre sonra tekrar Aleviler iç tehdit unsuru olmaya devam etti. 1993 yılında gelindiğinde farklı bir tablo ile karşılaşıyoruz. Sivas Aleviler açısından önemli bir kent. Bu kenti önemli kılan Pir sultan Abdal'ın yaşadığı ve idam edildiği bir kent. Devlet, 1993 yılında Pir Sultan Abdal etkinliklerine Sivas'ta anılmasına izin veriyor. Alevilerle devleti barıştırma operasyonuydu ama buna izin verilmedi. Planlı olarak katliam yapıldı. ‘Birkaç kişi galeyana geldi’, Aziz Nesin bahane edilerek Sivas Katliamı'nın üzeri örtülmek isteniyor. Gazi Katliamı'nda Aziz Nesin yoktu. Ankara Gar Katliamı'na bakalım Aziz Nesin yoktu. Katliamın arkasında ‘Ağır tahrik var’ söylemi devletin sığındığı bir şemsiyedir. Biz örgüt olarak bu söylemleri kabul etmiyoruz. Bu katliamın bilerek, göz göre göre yapıldı. İlk kez 1993'te Aleviler devlete güvenerek bir etkinlik yapmaya çalıştı ancak biz devlete güvenmemiz gerektiğini Sivas'ta 1993 yılında öğrendik. 33 canımıza mal oldu” dedi.

'Katliamcı zihniyet sürüyor'

Kaplan, Sivas Katliamı'na kadar pek çok katliam gerçekleştiğini hatırlatarak, "Maraş, Çorum, Malatya katliamlarının perde arkası çözülmüş ve aydınlatılmış olsaydı Sivas Katliamı' yaşanmazdı" diyor. Kaplan, iktidarlar değişse bile katliamcı zihniyetin değişmediğine, daha da kötüye gittiğine dikkat çekti. Kaplan, “Üst düzeyde görev yapan herkesin Sivas Katliamı'na dair konuşması lazım. O dönemdeki Alev örgütleri, birleşenlerin, ortak etkinlikleri düzenleyen başkanların bunu bir etkinlikte konuşması lazım. Karşılıklı yüzleşme gerekiyor. 27 yıl geçti üzerinden Alevi örgütleri, aileler ısrarla bu davanın peşindeler. 27 öncesine rağmen bugün daha da kötüye gittiğimizi görüyoruz. Devletin bu davaya bakış açısı da sıkıntılı. 27 yıl önce dönemin başbakanı Tansu Çiller, ‘Çok şükür ki dışardakilere bir şey olmadı’ dedi. 27 yıl geçti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dava zamanaşımından düştüğünde ‘Hayırlı uğurlu olsun’ dedi. İkisi arasında hiçbir farkın olmadığını, yönetime kim gelirse gelsin, devlet yönetim erki ve aklının değişmediğini görüyoruz. Sivas davasının faili Ahmet Turan Kılıç, ‘Evet yaptım bugün olsa gene yaparım’ diye mahkemede bağırabiliyor. Cumhurbaşkanı bu kişiye ‘Bu insanlar masum insanlar, masum insanlar içeride yatıyor’ dedi affetti. Sivas'taki yerel gazeteler ve köşe yazarları ‘Hoş geldin Ahmet dede’ diye gazete manşetleri attı. Gazetelere ve Cumhurbaşkanı’na dava açtık. Mahkemelerde ciddiyetsizlik var. Yakalanamayan sanıklar var hala. Cezaevinde kaç sanık var? Kaçı yakalanmadı diye soruyoruz, yanıt almış değiliz. 27 yıl sonra Türkiye'nin demokrasi, laiklik açısından geri gittiğini görüyoruz. Türk tipi faşizm ülkeye hakim olmuş durumda. Bugün saray rejiminin uyguladığı budur. Türkiye'de demokrasi askıda” diye konuştu.

'Her türlü bedeli öderiz'

Koronovirüs salgını bahane edilerek Sivas Katliamı anmasının yasaklanmak istendiğinii söyleyen Kaplan, “Tüm örgüt yöneticilerimizin, katılımcılarımızın hayatı Pir Sultan Abdal’dan daha değerli değil. Yakılarak dumandan boğularak ölen 33 candan daha değerli değil. Biz onları anmak için her türlü bedeli öderiz. Tutuklanacaksak tutuklanalım. 10 kişi de gelse, 100 kişi de gelse, 1000 kişi de gelse 26. yılda nasıl yürüdüysek bu yıl da yürüyeceğiz. Canlarımızı her yıl olduğu gibi bu yılda anacağız” dedi.

'Devletin katmanları işim içindeydi'

Yol Erenleri Temsilcisi Şilan Sürmeli, Alevilerin Sivas Katliamı'nın hala acısını yaşadıklarını belirtti. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olmadığına vurgu yapan Sürmeli, davanın hasır altı edildiğini söyledi. Sürmeli, “Öncelikle Sivas 93’te kaybettiğimiz tüm canların devri daim olsun. Onların ışığı yolumuzu aydınlatıyor, onları asla unutmayacağız. 27 yıldır Aleviler Sivas’ı unutmadan yaşıyor. Hem Alevi hareketinde önemli bir eşik olduğu ve Alevilerin ayağa kalmasında bir sıçrama tahtası olduğu için unutmuyorlar, hem tüm dünyanın gözünün önünde diri diri yakanlar ve yakılanlar ortadayken nasıl bir hukuksuzluk ve vicdansızlıkla bir dava zamanaşımına uğratılıyor tanık oldukları için unutmuyorlar, hem de egemenlerin ve onlara yakın ırkçı yapıların dönem dönem Alevilere parmak sallayarak belli söylemlerle Sivas’ı ve diğer katliamları hatırlatarak Alevileri tehdit etmelerinden kaynaklı Aleviler Sivas’ı unutmuyor. Dava sürecinin durumu ise, en az katliam günü yaşananlar kadar vahim ve üzücü.

Türkiye’nin en büyük siyasi katliamlarından biri olan Sivas Katliamı davası, zamanaşımına uğradı. Katliamı organize edenler yargı önüne çıkarılmadığı gibi, katliamın ardındaki karanlık ilişki perdesi aralanamadı. Çok boyutlu ve çok katmanlı bu katliam sonrası açılan dava 20 yıl sürdü, yargılanan 2 kişi dava süreci içinde ölürken diğer 5 kişi ise zamanaşımından serbest bırakıldı ve böylece dava kapatıldı. Oysa ki insanlık suçunda zaman aşımı olmaz ama devletin belli katmanlarının da işin içine girdiği o kadar ortada ki, onlar bu işi bir insanlık suçu değil, kendilerine verilmiş bir görev hissiyatıyla bakıyorlar. Orada şehit olan canlarımızı öldürülmesi gereken, katli vacip bir topluluk olarak görüyorlar. O yüzden aklanması, açığa çıkması gereken bir dava değil hasır altı edilmesi, zamanaşımına uğratılması gereken bir dava olarak görüyorlar” diye konuştu.

'Birlikte mücadele'

Sürmeli, Sivas Katliamı'nın iktidarın da içerisinde olduğu planlı ve organize bir şekilde gerçekleştirildiğinin altını çizdi. Alevilere yönelik nefret söylemlerine ve tehditlere karşı birlikte örgütlü mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çeken Sürmeli, “Elbette Sivas ya da diğer katliamlar üç-beş öfkeli gencin organize ettiği bir durum değil, gayet iyi biliyoruz. Aleviler tesadüfi bu olayları yaşamıyor. Tarihsel bir gerçeklik var. Aleviler günümüz demokrasi tartışmalara örnek olacak düzeyde bir tarihsel yaşam biçimine sahipler. Zalimin karşısındaki dik duruşları, köklerinden gelen derin hümanizması, eşitlik, özgürlük ve laikliğe olan bağlılıkları bunların hepsi egemen sistemi de onun değirmenine su taşıyan gerici-faşist çetecileri de rahatsız ediyor. Katliamların gerçekleştiği zamanlara bakalım, hem ülke politikasında çok büyük krizlerin yaşandığı hem toplumsal muhalefetin örgütlendiği hem de faşizmi kurumsallaştırmak isteyen iktidarların olduğu dönemlerde gerçekleşmiş ya da gerçekleşiyor. O zaman bu katliamları suni, sadece o günün konjonktüründe gerçekleşen öfkeli bir toplamın tepkisi değil, organize edilmiş bir katliam olarak bakarsınız. Ve bu organizasyonların da devletten, iktidardan bağımsız olmadığını bilirsiniz. Peki bu bilme biz Alevilere ne öğretiyor, belki asıl soru bu. Aleviler bu bilmenin gerçekliğiyle yaşamlarını organize edip, örgütlülüğünü, birliğini güçlendirip, mücadelelerini diri tutmalılar” dedi.

İktidarların tepkisi ne oldu?

Süleyman Demirel'in yerine DYP Genel Başkanı seçilen ve Başbakan olan Tansu Çiller görevi devralalı henüz bir hafta olmuştu. Çiller, "Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir"; Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise olayın münferit olduğunu ve "Alevi-Sünni çatışmasına dönüşmemiş olmasını" vurguluyordu. İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ise Aziz Nesin'i hedef gösterdi: "Aziz Nesin'in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir” dedi. Koalisyon ortağı SHP'nin eski Genel Başkanı, dönemin başbakan yardımcısı Erdal İnönü, olaylar sırasında Aziz Nesin'le telefonla görüşerek "en kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını" söyledi. İnönü, katliam ardından SHP'ye ve kendisine yönelik eleştirilere, "Ne yapayım, yetkim yoktu" cevabını verdi. Madımak Oteli'nden sağ kurtulan Aziz Nesin, Temel Karamollaoğlu'nu "Gazanız mübarek olsun" diye bağırarak saldırgan grubu kışkırtmakla suçladı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Sivas Katliamı davasının zamanaşımına uğramasını, 13 Mart 2012 tarihinde dönemin Başbakanı, şuanın Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. İdam kalktığı için 33 kişi ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Bunlar hep gözden kaçıyor. Hedef saptırılıyor" diyerek yorumlamıştı. 31.01.2020 tarihinde Erdoğan, Sivas Katliamı faillerinden olan hükümlü Ahmet Turan Kılıç’ı kişiye özel af çıkarak affetti. Tahliye edilen Kılıç için Sivas’taki yerel gazeteler “Hoş geldin Ahmet dede” manşetleri atarak suçluyu öven haberler ve köşe yazıları yazarak Sivas Katliamı’nı onayladıklarını gösterdiler.


Etiketler : Yol Erenleri Temsilcisi Şilan Sürmeli, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Sivas katliamı,