Harflerin gazabı ve silginin etkisizliği

11 Haz 2021

-H olmasa, H’yi halletsek mesela, D ve P o kadar önemli değil, anlıyor musunuz? Çünkü H olunca bunlar ne yapıyorlar ediyorlar alfabeden harfleri tren katarı gibi art arda dizip yenisini yaratıyorlar. Mesele H’de yani

Tımarhane Günlüğü-3

- Buyurun efendim, şöyle rahatça oturun.

- Yatar koltuk olması gerekmiyor muydu? Filmlerde hep olur, adam şöyle uzanıyor, başında elinde bloknotla psikiyatr…

- Ah, o bir klişe tabii ama yatabilirsiniz de; nasıl rahat ediyorsanız yani. Önemli olan kendinizi güvende hissetmeniz. Bu arada, güven derken, kapıdaki o iki kişi hep öyle duracak mı? Telsiz sesleri filan…

- Evet.

- Kapının aralık durması şart mı peki? Bu, hasta hekim ilişkisine aykırı ama biliyorsunuz.

- Olmaz bir şey. Sağır dilsiz sayılır onlar. Tabii siz de öyle.

- Anlamadım.

- Anlaşılmayacak bi’şey yok. Buraya geldiğimi kimse bilmeyecek. O tripotçu pez… fırsat kolluyor zaten.

- O konuda endişe etmenize gerek yok, hastalarımızla ilişkilerimiz hep mahremdir. Profesyonel yardım utanılacak bir şey değil ayrıca. Ama siz çok kasıyorsunuz sanki. Kapıcı Mazlum Bey’i niye aldınız, anlamadım mesela.

- Mardinli.

- Eee?

- E, Mardinli işte. Adı da Mazlum. Ben gidince bırakır çocuklar; arabada tutuyorlar, olmaz bi’şey.

- Anlamadım ama neyse, konumuza gelelim biz. Bu arada, pencereyi kapatabilirim isterseniz, malum hava biraz serin, başınıza doğru…

- Bak işte, bak! Anlamadım diyorsunuz ama sizde de aynı şey. Şurada, kulaklarımın arkasında, enseye doğru giden tüyleri görmüyorsunuz değil mi? Görmezlikten geliyorsunuz. Niye? Çünkü kafanın boş tarafına bakıyorsunuz!

- O bardaktı sanırım…

- Bardak ya da kafa! Saçlarımla ilgili olarak neyi ima ettiğinizi biliyorum.

- Pardon! Çok özür dilerim, fiziksel özelliklerinizle ilgili bir şey ima etmek istememiştim.

- Süslü değilim ben!

- Bakın gerçekten özür dilerim, inanın ki bir şey ima etmedim.

- Namuslu bir adamım!

- Muhtemelen öylesinizdir. Ama konumuz bu değil şu anda. Sizi incitmek istememiştim.

- Sigortacılık var ya sigortacılık, benim en sevdiğim…

- Tamam, onu da geçelim isterseniz. Reflekslerinizi anlıyorum ama gerek yok, gevşeyin biraz lütfen. Gerçekten konuya gelebiliriz artık. Telefonda harflerle ilgili bir sorununuz olduğunu söylemiştiniz. Enteresan bir vaka doğrusu. Yanılmıyorsam H, D ve P ile ilgili bir problem…

- Evet. H, D ve P…

- Çok ilginç! Üç harf deyince... Önce üç harfliler meselesi filan diye düşünmüştüm. Yani öyle skolastik şeyler ama sorun sanırım daha derin. Nedir mesele? Neden bu harfler?

- Çünkü silemiyorum. Anlıyor musunuz? Si-le-mi-yo-rum! Her gece rüyalarımda elimde silgi, kan ter içinde kendimi paralıyorum ama yok! Bir türlü silinmiyorlar! Silgiler aşınıyor, yenilerini buluyorum onlar da aşınıyor, sonra yenileri, yenileri... Off! Tam sildim derken, bir bakıyorum, yine beliriyorlar.

- Neden ama? Neden ille de bu üçü?

- İşin doğrusu asıl sorun H’de. Bütün problem oradan çıkıyor.

- İlginç. Çok ilginç.

- H olmasa, H’yi halletsek mesela, D ve P o kadar önemli değil, anlıyor musunuz? Çünkü H olunca bunlar ne yapıyorlar ediyorlar alfabeden harfleri tren katarı gibi art arda dizip yenisini yaratıyorlar. Mesele H’de yani. Onu silemiyorum bir türlü. H, arkada, önde, yanda her yerde. Ne varsa onda var, o var oldukça, D ve P’ye destek verdikçe beynimdeki girdaplar, kasırgalar bitmiyor.

- Sadece bir harf…

- Ama çoğul bir harf; anlamıyorsunuz ki. Çoğalabilen bir şey. Böyle yanlardan genişliyor, üstten de uzadıkça uzuyor filan, büyüdükçe büyüyor, dalgalar halinde üstüme üstüme gelip alanları dolduruyor, ovvv! Gürültüsü kulaklarımı patlatıyor!

- Bütün tedavi yollarını denemişsiniz ama anlattığınız kadarıyla. Özellikle P’nin H ile ilişkilerini kesmek için çabalamışsınız, araya setler örmüşsünüz, ayrıca bilmem kaç tane P’yi de kilitleyip silmişsiniz daha önce.

- Off! Nasıl anlatayım? Olmuyor işte! Silinemiyor! H var çünkü! O oldukça yenileri türüyor. Eskiden biraz daha iyiydi. İlk bu işe başladığımda sadece H, D ve P harfleri bir araya geldiğinde panik atak yaşıyordum. Ama kronikleştikçe sorun büyüdü. Artık öyle ki, H harfiyle başlayan her şey içimdeki paniği tetikliyor. Misal, biri yanımda Hasan dese huylanıyorum; Abdullah dese ovvv! Dehşet verici! Bu yüzden Trakyalıları çok seviyorum işte. Adamlar harfi silip atmışlar ya, mis gibi, değil mi! Asan diyo, Üseyin diyo, tık geçiyor, temiz!

- Bu kadar yıpratıcı bir süreç varsa, başka yollar denemeniz gerekmez mi? Mesela empati gibi.

- Empati, öyle mi? Ne kadar safsınız? Bu yüzden işte, sizin gibiler yüzünden sorun büyüyor, farkında değilsiniz.

- Anlamadım, niye?

- Hanfendi, şu empati’nin önüne bir S harfi koyar mısınız lütfen.

- S mi?

- Evet evet, S. Ne oldu şimdi?

- Sempati

- Güzel. Bir de şimdi sonuna ‘zan’ ekleyin bakalım, ne çıkacak?

- Sempatizan. Eee, ne var bunda?

- Ne mi var? Sempatizan. Bir adım ötesi ne? Müzahir. Onun bir adım ötesi?

- Pardon ben bir şeyi tetiklemek istemedim beyefendi. Yani sizi depresyona sokan nedenle yüzleşmeniz anlamında söyledim. Sorunlarımızla yüzleşmeden onları çözemeyiz ki. Onlarla yüzleşip, bir iletişim, bir müzakere... Onlarla ve kendinizle de barışık olma halini...

- Ha ha ha! Müzakere, öyle mi? Bu mu çözümünüz? Bu bizim hiç aklımıza gelmedi değil mi? Denedik hanfendi, denedik, onu da denedik. Beş kuruşluk faydası olmayınca devirdik masayı, saldık ipin ucunu.

- Belki de sorun orada işte. Bu, anlık fayda ile ölçülemez ki; uzun vadede ruh ve beden sağlığı meselesi. Harflerle kavga ederek bir yere varamazsınız. Onu söylemeye çalışıyorum.

- Bi türlü anlatamıyorum size off! Silgi silgi! Her şeyi ve herkesi silen kocaman bir silgi istiyorum ben ve siz... Offf!

***

- Neyse, seans bitti sanırım. Bir daha ne zaman geleyim hanfendi. Haftaya salı uygunum mesela. Siz?

- Bi bakayım defterime... Hımm. Yok, o gün olmaz; çarşamba da olmaaaz... Perşembeye bi bakayım... Yok, o da olmuyor; o gün de partide kadın meclisleri toplantısı var, başka bir gün seçsek?

- Ashkfjksss!


Etiketler : ruhi sıkıntı,