Geçmişe açılan kapı

14 Nis 2021

Hüseyin Bul

İlk Aşk (2006) ve Babam (2017) filmlerinden tanıdığımız Nihat Durak’ın yönetmenliğini yaptığı Kapı filmi duygusal yönü ön plana çıkan eli ayağı düzgün kusurları az bir film. Kapı, birçok konuyu, meseleyi birbirine iliştirerek, birbirini açımlayarak ilerleyen derdi olan bir film. Neden derdi olan dedim; hikayesiyle bu coğrafyanın kanayan sorunlarından biri olan azınlıklar, göç, sürgün konularının etrafında genişliyor. Arka izleğinde akıp giden göç olgusunun zorunlu sebeplerden sürgüne evrilmesini kısık sesle dile getirilmesi filmin ana meselelerinden…

Cumartesi Anneleri’ne selam

Mardin’den Berlin’e göç eden Yakup ve ailesi burada mutludurlar. Yirmi beş yıl önce geldikleri Berlin’de ikinci kuşaktakilerin iş kurmasıyla bir düzen oturtmuşlardır. Oğulları Samuel’in (Özgün Çoban) işyerinde ufak tefek oymacılık ve el işçiliği yaparak ustalığını konuşturan Yakup (Kadir İnanır) adeta kederini kendisiyle getirmiş gibi bir yanı eksik ve düşüncelidir. Torununun doğum gününde Mardin’den gelen bir telefon üzerine apar topar memleketlerine dönerler. Hem isimlerinden hem de kilise görüntülerinden Hıristiyan inancına sahip olduklarını anlarız. Mardin’e giderlerken torunları Nardin de (Aybüke Pusat) nenesi Şemsa (Vahide Perçin) ve dedesi Yakup’a eşlik eder. Yolculuğa çıkarken üçüncü kuşaktan bir karakterin yaşlıların yanında olması oldukça yerinde bir tercihtir. Hem bakış açılarındaki farkı, rengi hem de karakter çatışmasını vermek açısından doğru olmuş.

Yirmi beş yıl önce kaybettikleri oğlunun teşhisi ve birkaç test için şahitliklerine ihtiyaç duyulduğunda filmin seyri başka bir yöne dönüyor. İçlerindeki son umut ışığı da test sonucunda sönüp gidince en azından yanı başında dua edecekleri bir tas su dökecekleri oğullarına ait yeri belli bir mezarı olacak diye teselli bulacaklardır. Bu bile buruk bir rahatlamayı beraberinde getiriyor. Yıllardır Galatasaray Lisesi’nin önünde toplanarak seslerini duyurmaya çalışan Cumartesi Annneleri’nin duygularına adeta tercüman olmuştur bu kareler. Bir çuval kemiğe bile razı gelen annelerinin feryatlarını yıllardır kimse (devlet katında) duymadığından bu eylemler hala devam etmektedir.

Yolculuk değiştirir

Köylerine döndüklerinde her tarafın viran olduğuna şahit olurlar, bu içlerini sızlatır birçok ev gibi evleri yağmalanmıştır ama evlerinin kapısını bile söküp çalmışlardır. Oğullarının acısına dayanmaya çalışırken Yakup kapının peşine düşer. Kapı önemlidir çünkü o kapıyı yıllar önce kaybolduğu (faili meçhul) oğluyla birlikte yapmışlardır. Yakup ustalığını öğrettiği, bir şeyler paylaştığı son simgedir kapı. Kapının nerede olduğunu nereye satıldığını bilen tek kişi Remzi’dir. Kapıyı sattığını söyleyerek kendi içinde nispeten dürüst olan Remzi civarın üçkağıtçı, fırsatçı ve hırsızdır.

Üç ayrı karakter, üç ayrı kültür, üç kuşağı temsil eden Yakup, torunu Nardin ve Remzi hep birlikte kapıyı aramaya çıkarlar. Film bundan sonra daha renklenmeye ve akmaya başlıyor. Zira bunu sağlayan da karakter çatışmaları ve yol boyunca karakterlerin birbirlerini tanımaya başlarken kendilerini de tanımaya başlamalarıdır. Yörenin simsarı, kısa yoldan köşe dönmeyi düşünen, pragmatist Remzi (Timur Acar) Yakup’u sevmez zira kendine göre hiçbir kıymeti olmayan bir kapıdan dolayı başına bela olmuştur. Yakup Remzi’yi sevmez çünkü evini yurdunu terk etmek zorunda kalanların malına mülküne sahip çıkmaları gerekirken ilk yağmalayanlardan biridir. Nardin, Almanya’da doğduğu için bu topraklara, bu kültüre yabancıdır; birçok şeye anlam vermediği gibi yadırgar da. Bu üç karakter hep birlikte bir arabanın içinde yolculuk etmek zorunda kalırlar. Yolculuk esnasında birbirilerini tanıdıkça önyargılarından da kurtulurlar. Film ilerledikçe karakterlerin olumlu yönde değişmesi seyirciyi kucaklamayı başarıyor.

Kapı üzerinden artık kaybolmaya yüz tutmuş zanaatkarlığı, tarihi eser kaçakçılığıyla her şeyin nesneleşip birer ticari metaya dönüşmesine sert bir eleştiri getiriyor. Süryani bir ailenin başından geçenleri melodramı yüksek bir dille anlatan filmin geniş açılı Mardin görüntüleriyle hafızalardan silinmeyecek türden.

Kuşak çatışmasını, değer erozyonunu, yerinden yurdundan koparılanları ve faili meçhulleri filmin tamamına yerinde ve kararında abartmadan yediren Kapı’daki oyuculuklara gelirsek: aileden gördüğüyle ve her an değişebileceğinin işaretlerini yerinde veren Remzi karakteriyle Timur Acar filmin en başarılılarından. Kuşağının tepkilerini sakin oyunculuğu ve duru anlatımıyla Aybüke Pusat da iyi iş çıkaranlardan. Kuyu başındaki ağıt yakışı, sırıtmayan aksanı ve evlat acısını yaşayan bir anne rolünün hakkını vermiş Vahide Perçin. Kadir İnanır Türkiye sinemasının yaşayan en iyi ve en değerli, duyarlı oyuncusu olduğunu bir kez daha hatırlatmış.


Etiketler : Kapı filmi, Hüseyin Bul,