‘Gazeteciler baskı altında’

22 Eyl 2021

Cenevre’de kurulan ‘Türkiye Mahkemesi’nde konuşan Philippe Leruth, Türkiye’de gazetecilerin devlet baskısı altında olduğunu söyledi

Türkiye’de, yaşanan hak ihlallerine ilişkin, Belçika merkezli Van Steenbrugee Advocaten (VSA) Hukuk firması öncülüğünde Cenevre’de kurulan “Türkiye Mahkemesi” ikinci gününde tanık anlatımları ve raporların sunulmasıyla devam ediyor. Kaçırılma ve zorla kaybettirmelere ilişkin tanık anlatımlarıyla başlayan mahkeme daha sonra bir dönem Uluslararası Gazeteciler Federasyonu Başkanlığı yapan Philippe Leruth, basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin raporunu sunmasıyla devam etti.

Türkiye’de Kürt ve Ermeni meselesinin her zaman için hassas bir mesele olduğunu belirten Leruth, bu konuyla ilgili konuşan ve yazan gazetecilerin tutuklandığını ve öldürüldüğünü söyledi. Türkiye’nin gazeteciler için bir cezaevi olduğunu söyleyen Leruth, Türkiye’de 2016 yılı öncesinde de basın ve ifade özgürlüğüne yönelik zaten baskıların olduğunu fakat bu tarihten sonra bu durumun daha da kötüleştiğini söyledi.

‘Yasaları askıya almış durumdalar’

AİHS, BM yasaları ve Türkiye Anayasası’nda basın ve ifade özgürlüğünü koruyan maddelere atıfta bulunan Leruth, Türkiye’nin TMK’sı ve son olarak da darbe girişimi arkasına sığınarak bütün ulusal ve uluslararası yasa ve sözleşmeleri ihlal ettiğini ifade etti. Türkiye’de sadece 2016 yılından itibaren 200 medya kuruluşunun ve 400 binden fazla online platformun kapatıldığını dile getiren Leruth, sadece son üç yılda 160’ı aşkın gazetecinin tutuklanarak cezaevine gönderildiğini söyleyerek, Türkiye’nin Özgür Gündem davası nedeniyle yaşadığı mahkumiyete de dikkat çekti.

Leruth’un konuşmasının ardından kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Meltem Oktay tanık olarak dinlendi. 2013 tarihinde gazeteciliğe DİHA’da başladığını söyleyen Oktay, 2015 tarihinde birçok ilde ve özellikle Nusaybin, Silopi, Cizre ile diğer bölgelerde başlayan sokağa çıkma yasakları ve askeri operasyonları yerinden takip etmek için Nusaybin’de çalışmaya başladığını belirtti. Nusaybin’deki askeri operasyonlarda kentin yerle bir edildiğini çok sayıda sivil insanın öldürüldüğü hatırlatan Oktay, bütün bunları belgelediği için hedef haline getirildiğini söyledi. Nisan 2016 tarihinde Özel Harekat Polisleri tarafından Nusaybin’de kaldığı eve kapısı kırılarak baskın düzenlendiğini belirten Oktay, gözaltında çıplak aramaya maruz kaldığını ve tehdit edildiğini, yanında gözaltına alınan ve başından ameliyat olmuş gazeteci Uğur Akgül’ün kafasına da özel harekatçıların tekme attığını söyledi.

‘Mağdurun da mağduruyuz’

 Yazdığı haberler ve çektiği fotoğraflardan dolayı hakkında dava açıldığına dikkati çeken Oktay, “Benim gibi çok sayıda Kürt gazeteci de benzer durumu yaşadı. Sadece 2015-2016 tarihleri arasında 13 DİHA muhabiri tutuklandı. Biz gerçekleri dünyaya iletiyorduk ve bundan dolayı da yargılanıyorduk. Kürdistan’da yaşananları Türkiye basını vermiyor” dedi. 1990’lı yıllardan itibaren yüzü aşkın Kürt gazetecinin öldürüldüğünü hatırlatan Oktay, Kürt medyasının birçok Avrupalı kurum ve kuruluş tarafından da görmezden gelindiğini sözlerine ekledi. Kapatıldığı ana kadar DİHA’nın sitesine 54 kez erişim engeli getirildiğini ifade eden Oktay, ardından kurulan sitelerinde benzer akıbeti yaşadığını sözlerine ekledi. Bugün mağdur pozisyonunda olan Gülen Cemaatin’in de bir zamanlar hükümet ortağı olarak Kürtlere yönelik baskılarda payını olduğunu söyleyen Oktay “Aslında biz aynı zamanda mağdurun da mağduruyuz” dedi. Gazeteci Cevheri Güven online olarak katıldığı mahkemede, Türkiye’de iktidarı eleştirmenin, habercilik yapmanın suç haline getirildiğini söyledi.

HABER MERKEZİ


Etiketler : Cenevre, Türkiye Mahkemesi, Gazeteciler,