ENKİ’lere karşı İNANNA’lar kazanacak

10 Nis 2021

Deniz Öztekin*



HDP, HEP’ten bu yana geleneğini sürdüren gücünü tabanından alan müzakere ve adına proje dediğimiz güçlü bir fikriyattır. HDP ne seçim partisi olarak ele alınmalı ne bildiğimiz klasik tarz bir partidir. HDP 3. Yol siyasetiyle Türkiye’de tek alternatif parti olup dışarıda kalan, kendini öteki gören, kendini ifade etmeyen herkesin sesi ve vicdanıdır. Toplumun farklı dinamikleriyle bir araya gelip sorunlara çözüm odaklı yaklaşan ve aynı zamanda demokratik ittifak çalışmalarını büyütüp güçlendiren kadınların, gençlerin ortak çatısıdır.

Uzun süredir her türlü saldırılara maruz kalan, özel savaş politikalarının yönelimlerinden tutalım psikolojik baskıya kadar HDP’nin tüm yöneticilerinden tutalım üyelerine kadar saldırı altındadır. Tabii bu saldırıların yabancısı değiliz. Yeni de değil bu saldırılar. Son zamanlarda çıtayı biraz daha yükselttiler. AKP/MHP bloku HDP’ye kapsamlı saldırı planlamasını devreye koyarak fikriyatın önünü kesmeyi önlerine bir “BEKA” olarak koydular ve HDP’yi kapatmayı farz gördüler. Neden diye sorarsak, bu kapatma davası eski kapatma davalarından çok farklı işliyor. Kapatılmak istenen fikriyatın toplumsallaşmamasıdır. Halkla buluşmamasıdır. Fikriyatın önderi Sayın Abdullah Öcalan’a dönük kapsamlı bir tecridi tüm topluma yayıp herkese sirayet eden, nefesten kesen bir darbedir.

Cemaatler ve tarikatlar koalisyonu olan AKP/MHP birlikteliği, cemaat ve tarikat yapılanmalarından taban bulmaktadır.

Bu yöntemi uygulayarak Anayasa metnini parlamento dışında kapalı kapılar ardında “BEKA” için hazırlamaktadırlar.

“BEKA” Osmanlı padişahlarının tahtları için kardeş kuzen akraba yani tahta veraset olabilecek herkesi ortadan kaldırmasına benzer bir politika işidir. Bütün veliahtların topyekûn yok edilmesi çabası. Burada bu yöntem aynı zamanda iktidara alternatif olan yapılanmaların yok edilmesini meşru kılmayı, toplumsal tartışmaya açmaktır.

Başta toplumsal çözümlemeler öneren HDP olmak üzere her muhalefet ve yapılanma cezalandırılacaktır. Bu cezalandırmanın da belirli kuralı olmayacaktır. 90’lı yılların yargısız infazını da aşan, yargı yetkisini de kullanan bir yöntemle yapılmaktadır.

Diğer bir konu da İstanbul Sözleşmesi’dir.“İstanbul Sözleşmesi” metninden kararname ile çekilme girişimi temel hak ve özgürlüklere yönelik bir saldırı olmakla birlikte Anayasa’nın askıya alınması girişimidir. Kadınlara her türlü şiddet uygulayıcılarını, çocuk istismarcılarını aklayıp şiddeti daha da tırmandırıp kadınları sokaklardan evlere gönderip makul kadın yaratma planını devreye koymaktır. Çünkü kadınlar direnirse toplum direnir. Kadınlar kazanırsa toplum da kazanır korkusuyla önce kadınların mücadelesini bastırarak önlerindeki engeli kaldırıp kendilerine alan açmaktır. Kadın özgürlüğünün sadece kadının eşit ve demokratik yaşamıyla ilgili olmadığını erkek egemen zihniyetler çok iyi biliyorlar. Kadınların direnişi tüm toplumu özgürleştiren, demokratikleştiren bir karaktere dönüşmesi ataerkil zihniyeti çılgına çeviriyor. Aslında kadınlara karşı savaş açan iktidar bir kez daha düşman politikaları üzerinden kadın kazanımlarına göz dikerek İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmeleri bizlere yabancısı olmadığımız 5 bin yıl önce kadınların yasalarını çalan ENKİ’yi hatırlatır oldu. Büyük bir çabayla ENKİ’ye savaş açan İNANNA yasaları (toplumsal değerler) tekrar geri alır. İstanbul Sözleşmesi kadınlar için bir yaşam güvencesidir. Yani yaşamın sözleşmesidir. İstanbul Sözleşmesi çocukların yaşam sözleşmesi olup istismarcılara karşı koruyan ve kollayan bir sözleşmedir. Ve biz kadınlar olarak bu sözleşmenin tekrar uygulanması için sokaklarda direnişimizi tüm kadınların ortak mücadelesi ile büyütüp sağlayacağız. Yaşam hakkımıza kimse göz dikmeden onurlu ve demokratik bir çizgide savunmaya devam edeceğiz. Mutlaka kazanacağız.

*HDP Parti Meclisi Üyesi


Etiketler : hdp,