Çocuk ölümü en çok Urfa'da görüldü: Kent çocuk işçiliğinin merkezi haline geldi

11 Haz 2021

İSİG Meclisi Türkiye'de 2 milyona yakın çocuk işçi olduğunu ve son 8 yılda 513 çocuğun çalışırken hayatını kaybettiğini açıkladı. İSİG Meclisi'nden Murat Çakır, çocuk ölümünün en çok Urfa'da görüldüğünü ve kentin çocuk işçiliği merkezi haline geldiği söylüyor

Tolga Balcı

TÜİK verileri, işgücü anketleri ve göçmen çocuk işçiliği araştırmalarına göre İSİG Meclisi, (İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi) Türkiye’de 2 milyona yakın çocuk işçinin olduğunu söylüyor.

İSİG, yayınladığı raporda salgın döneminde eğitime ulaşamamanın çocuk işçiliğini arttırdığını ifade etti. Neredeyse 2 yıla yakındır kapalı kalan okullar ve Türkiye’de uzaktan eğitim alt yapısının da güçlü olmaması gerçeği hesaba katıldığında bu durum yeteri kadar maddi yardım alamayan yoksul ailelerin çocuklarını çalışmaya sürüklüyor.

ILO ve UNICEF verilerine göre dünyada da Türkiye benzer bir durum söz konusu. 2000 yılında dünya genelinde 246 milyon olan çocuk işçi sayısı 2016 yılında 152 milyona düşmüştü. Ancak geçen 4 yıl içinde çocuk işçi sayısı yeniden yükselişe geçti ve 8 milyon artarak 160 milyona ulaştı. Önlem alınmazsa çalışan çocuk sayısı büyük bir hızla yükselmesi bekleniyor.

Türkiye’de çocuk işçiliği

İSİG Meclisi’nin aktarımına göre Türkiye, çocuk işçiliğin yasaklanmasını 2001 yılında onayladı. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bu durum karşısında çeşitli programlar hazırladı. Ancak bu yasaklamalar ve işleme geçen programları denetleyecek siyasi irade olmadığından Türkiye’de çocuk işçiliğinin önü açılmış durumda.

Hatta bazı AKP’li siyasiler halkla ilişkiler stratejisi düşüncesiyle çocuk işçiliğini, tarlada çalışan çocuklarla birlikte poz vererek meşrulaştırır konumda.

TÜİK, Türkiye’de yüzde 70,6’sı erkek ve yüzde 29,4’ü kız çocuğu olmak üzere 720 bin çocuk işçi bulunduğu iddia ediyor.

Ancak bu veriler tam olarak gerçeği yansıtmıyor. Çocuk işçiliğin azaldığına dayanak gösterilen istatistiklerde başta göçmen çocuklar ve sayısı 1,5 milyonu bulan çırak, stajyer ve meslek eğitimi gören öğrenciler tablo dışında kalıyor. Öte yandan çocuk işgücü anketleri, Türkiye’de mevsimsel olarak, çocuk işçiliğin en az olduğu Ekim ila Aralık aylarında yapılıyor, bu da çocuk işçiliğin gerçek boyutlarını gizliyor.

Tüm bunlar göz önüne alındığında, bugün Türkiye’de en az 2 milyon çocuk işçi olduğu tahmin ediliyor.

Salgın döneminde çocuk işçiliği arttı

İSİG Meclisi’nin açıklamasına göre çalışan çocukların ise sadece yüzde 65,7’si eğitimine devam edebiliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı, okulda olması gerekirken çalıştığını tespit ettiği ancak “ulaşamadığı” çocuk sayısını yaklaşık 440 bin olarak açıkladı.

Salgın döneminde çocuk işçilerin çoğunluğu ücretsiz internet, gerekli ekipman ve donanımın olmaması nedeniyle eğitimine devam edemedi. Öte yandan yeteri kadar maddi yardım alamayan ailelerin çocukları ise çalışmaya zorlandı.

Bu politikalar çocuk işçiliğini beslemeye devam ediyor.

Çocuk işçilik tehlikeli işlere kayıyor

Türkiye’de çocuk işçilerin yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’si sanayi, yüzde 45,5’i ise hizmet sektöründe çalışıyor. Çocuk işçiliğin, sokakta çalışma, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde çalışma, aile işleri dışında, ücret karşılığı gezici ve geçici tarım işlerinde çalışma alanlarında daha yoğun durumda.

Bu duruma karşı ne bakanlık ne de yerel ve genel idareciler bir denetim mekanizması kurmuş durumda.

Çocuk işçiliğin en kötü biçimleri arasında sayılan tarım, Türkiye’de ücretli ve ücretsiz aile işçisi çocuk işçiliğin en yoğun olduğu işkolu ve çocuk işçilik bakımından başlıca sektör.

Çocuk iş cinayetleri de, ağırlıklı olarak çocuk istihdamının en fazla olduğu ve kötü çalışma koşullarının yoğun olduğu alanlardan biri olan tarımda yoğunlaşıyor. Tarım işçisi çocukların yüzde 64’ü 5–14 yaş arasındaki çocuklardan oluşuyor.

Mülteci çocuk işçilerin durumu

Türkiye’de Ortadoğu’da yaşanan siyasi krizler, savaş ve iklim sorunları nedeniyle son yıllarda mülteci sayısı kontrolsüz şekilde artmış durumda.

AKP ise bu duruma karşı mültecilerin yaşam, konaklama ve eğitim haklarını garanti edebilecek adımlar atmaktan çok uzak bir politika izleyerek mültecileri dış siyasette bir koz olarak kullanmaya devam ediyor.

Uzmanlar Türkiye’de mülteci sayısının, kaydı bulunmayan göçmen ve mültecilerle birlikte 6 milyon civarında olduğunu düşünüyor. Mülteciler kayıtsız çalıştırıldıklarından verilerin doğruluğu da şüpheli. İşgücü anketlerinde yoğunlukla mülteci aileler ile çocukları, tarım, inşaat, ticaret gibi işkollarında günübirlik ve güvencesiz şekilde çalıştırılmakta

Bu durum Türkiye’de sermaye için her türlü hak gaspının yapılabildiği ve emek sömürüsünün en yüksek boyutlara getirilebilen ucuz işçi ordusu anlamına geliyor.

8 yılda 513 çocuk çalışırken hayatını kaybetti

İktidarın denetim mekanizmasını çalıştırmaması, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önlem almaması, çocuk işçiliğin toplum nezdinde alıştırılması ve siyasilerin bu durumu halkla iletişim için kullanması doğal olarak çocuk işçiliğinde cinayetleri de beraberinde getiriyor.

Türkiye’de son 8 yılda 513 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. Bu durum karşısında muhalefetin de etkili siyaset yürütmemiş olması nedeniyle yaşanan bu katliam toplumun gündemine giremiyor.

Yıllara göre yaşanan cinayetler şöyle:

2013'te 59 çocuk, 2014'te 54 çocuk, 2015'te 63 çocuk, 2016'da 56 çocuk, 2017'de 60 çocuk, 2018'de 67 çocuk, 2019’da 67 çocuk, 2020’de 68 çocuk ve 2021’in ilk beş ayında 19 çocuk.

İSİG Meclisi verilerine göre hayatını kaybeden 513 çocuktan 58’i göçmen çocuk işçiydi ve en çok ölüm tarım orman işkolunda 294 çocukla oldu.

İş kollarına göre ölüm oranları ise şöyle:

İnşaat işkolunda 50 ölüm, metal işkolunda 37 ölüm, konaklama işkolunda 23 ölüm, ticaret işkolunda 21 ölüm meydana geldi.

Çocuk iş cinayetlerinde 14 yaş ve altında ölüm 169 iken, 15-17 yaş arası ölüm sayısı 344 oldu.

Göçmen çocukların büyük oranı Suriyeli

Açıklanan verilere ilişkin konuştuğumuz İstanbul İSİG Meclisi’nden Murat Çakır, İş cinayetlerinde hayatlarını kaybetmiş tespit edilen 58 göçmen işçi çocuğunun 54’ünün Suriyeli olduğu 4’ünün ise Afganistanlı olduğunu söyledi.

Çakır, Afganistan’dan Türkiye’ye gelen mültecilerin ağırlıklı olarak ‘genç işgücü konumunda yani 18-30 yaş aralığında olduğunu mülteci çocuk işçilerin ağırlıklı Suriyeli mültecilerden oluştuğunu belirtti.

Çakır, ayrıca araştırmalarında çocuk işçilerin ağırlıklı olarak metal, tekstil, kimya ve ana sanayi iş kollarında çalıştırıldıklarını gördüklerini açıkladı. Bu durum son yıllarda çocuk işçilerin hayatlarını kaybetmesinde yaşanan artışın temel sebebi olarak okunabilir.

Murat Çakır, önemli bir detay olarak çocuk emeği olmadan mevsimlik işçilik olmayacağını, mevsimlik işçiliğin omurgasını çocuk işçiliğinin oluşturduğunu söylüyor. İSİG verilerinde tarım-orman işkolunda yaşanan cinayetlerin diğer sektörlere nazaran yüksek olması da mevsimlik işçilerin yoğunlukla çocuk işçiler olması olarak değerlendirilebilir.

En çok ölüm Urfa’da

Çakır, bu bilgileri de teyit edecek bir bilgi daha sundu. Türkiye’de en çok çocuk ölümü görülen il ülkenin en yüksek iş göçü veren kenti Urfa. Çakır ayrıca son yıllarda Urfa’nın çocuk işçiliği merkezi haline geldiğini de vurguladı.

Çocuk işçiliğin karşımıza ağırlıklı olarak 4-10 yaş arası çocuklarda; tarımda toplayıcılık, sokakta seyyar satıcılık olarak ortaya çıktığını ifade eden Çakır, 14 yaş altı çalışmanın yasak olmasına rağmen derinleşen kriz ile artan yoksulluğun bu durumu karşımıza çıkardığını düşünüyor.

Öte yandan eğitim sisteminde AKP ile birlikte yapılan köklü değişiklikler de çocuk işçiliğinin artmasının temel sebeplerinden biri Çakır, 4+4+4 olarak kamuoyu gündeminde bilinen sistemin yasallaşması sonrası çocuk işçiliğinde büyük sıçrama yaşattığını ifade ediyor.

 

 


Etiketler : Tolga Balcı, Çocuk işçiliği, İSİG Meclis, Murat Çakır,