Dersim'de asimilasyon-katliam sarkacı

05 May 2021

Tarihçi-Akademisyen Zeynep Türkyılmaz: 'Resmi Dersim raporları çokça vurgu yapılan imha niyetinin olup olmadığı sorusunu şüpheye mahal bırakmayacak bir biçimde ortadan kaldırıyor'
 

Hüseyin K. Akçadağ

Dersim Tertelesi'nin başlangıcı sayılan 4 Mayıs tarihinden çok önce hazırlanan raporlar, öncelikle ne yapılmak istendiğini tartışıyordu. Tüm raporlarda iki husus öne çıkıyordu. İlki Dersim'in Kürt kimliği; ikincisi ise Alevi kimliği idi. Bunlar tüm raporların ana çerçevesi oluştururken bu kimliklerin nasıl ortadan kaldırılacağını tartıştı. Zamana yayılmış asimilasyon mu toplu imha mı? Cevabı aranan soru bu idi.

Raporların içerik analizi

Devletin Dersim raporlarını gazetemize değerlendiren Tarihçi-Akademisyen Zeynep Türkyılmaz, bu raporların sadece resmi yetkililerin hazırladığı raporlardan ibaret olmadığını belirterek, raporlarla ilgili şu belirlemelerde bulunuyor:  “Dersim raporları derken bunları sadece devletin görevlendirdiği askeri ve sivil bürokratların yazdıkları ile sınırlı tutmamak gerektiğini söyleyerek başlayayım cevabıma. İçinde gazeteci, öğretmen ya da iktisatçı da barındıran, eli kalem tutan kesimden birçok kişinin gönüllü katıldığı bir süreç aslında bu. İçeriğine bakarsanız, hepsinde tekrar eden çok standart bir kalıp var. Temel olarak Dersim’in neden senelerdir çözülemeyen bir sorun olduğunu tarif ve teşhisle başlayıp, ki bu teşhis genelde etnik-dini yapı üzerine inşa ediliyor, ve bu teşhisle bağlantılı bir çözüm önerisiyle biten değişik formatlarda ve değişik kitleler için kaleme alınmış ama sonuçta Cumhuriyet’in Dersim siyasetine dahil olan metinlerden bahsediyoruz.”

Kadro dergisi

Raporlara bir bütün olarak bakmanın Dersim Katliamı'na giden süreci anlamak bakımdan önemli olduğunu söyleyen Türkyılmaz, şu belirlemelerde bulunuyor: “Resmi raporlar haricindekiler genelde göz ardı edilse de ben raporlara bir bütün olarak bakmayı hem Dersim soykırımına giden yolun giriftliğini anlamak hem de katılımın çeşitliliğini tespit edebilmek açısından önemsiyorum. Örneğin resmi cenahtan olmayan Kadro dergisi yazarlarının Cumhuriyet elitinin Dersim’e bakışını önemli ölçüde şekillendirdiğini düşünüyorum.”

On yıllık Dersim çalışması

Noam Chpmsky ile Zeynep Türkyılmaz

Resim raporlarla ilgili sorumuzu açımlayarak yanıtlayan Zeynep Türkyılmaz, bu raporların ne kadar kapsamlı ve planlı bir çalışmanın ürünü olduğunu ortaya koyuyor. Türkyılmaz, şunları belirtiyor: “Sizin sorduğunuz Cumhuriyet dönemi resmi raporlarına dönersek de bunları genelde yapıldığı üzere ‘yalanlarını’ tespit için değil, Dersim'i bir sorun olarak kurgulayıp, ve onun tarihini, anını ve gelecek tahayyülünü bir anda ortadan kaldırmak için mesai harcayan bir ekibin en azından 10 yıla yayılmış tartışmaları olarak okuyorum. Soykırım çalışmaları failin zihniyetini birebir anlamanın mümkün olmadığına ve bu çabanın kendisinin problemlerine işaret ediyor. Ancak bu raporların dili, tespitleri ve önerileri bize bu boyutta bir yıkımı mümkün kılan zihniyetin Dersim’de tezahür eden endişe, takıntı ve kendilerine dair tahayyüllerini bir nebze açığa çıkarmayı mümkün kılıyor. Tabi bir de soykırım tartışmalarında çokça vurgu yapılan imha niyetinin olup olmadığı sorusunu şüpheye mahal bırakmayacak bir biçimde ortadan kaldırıyor. 1925 sonrasında yoğunlaşan bu raporlarda tek parti döneminin değişik cenahlarının birbirinden farklılıklarını da görebiliyorsunuz. Örneğin Elaziz ve Diyarbekir valiliklerinde bulunmuş Cemal Bardakçı ile dönemin Genelkurmay Başkanı olan mareşal Fevzi Çakmak’ın farklı politik ve ideolojik pozisyonlarının çözüm önerilerinde de tezahür ettiğini görüyorsunuz. Bardakçı’nın daha zamana yayılmış asimilasyonu temel alan önerisine karşı Fevzi Çakmak radikal, köktenci ve şiddetin hiçbir türünün sakınılmadığı bir kolonyal model önerir ki sonuçta kabul gören öneri de Çakmak’ın modeli kısmi revize edilmiş halidir. Siz İnönü’nün raporunu önceleyerek sormuşsunuz sanırım Şark Islahat raporundan dolayı ancak Dersim’in ‘Islah’ı meselesinde öne çıkarılacak raporların en başına İsmet İnönü’yü koymaktansa örneğin Abdülhalik Renda ve yukarıda bahsettiğim Fevzi Çakmak’ı koyardım. Genel bir asimilasyon programı sunmakla birlikte İnönü yaptıkları ve yapmaya gönüllü olduklarıyla özellikle Dersim meselesinde yeterince şahin bir pozisyon alamamış ve bence bu sebeple de yerini de Birince Dünya Savaşı yıllarından itibaren Teşkilat-ı Mahsusa’da bulunan ve şahinliğini Ermeni ve Rum operasyonları üzerinden kanıtlamış olan Celal Bayar’a bırakmak zorunda kalmıştır.”

Asimilasyon-katliam sarkacı

Resmi raporların asimilasyonu ve katliamı tartıştığını belirten Zeynep Türkyılmaz, bunun bir anlamda Dersimlilerin ne kadar şiddete maruz bırakılması gerektiği tartışması olduğunu belirtiyor. Türkyılmaz, “Raporlara dair genel bir iki cümle ederek bitirmek isterim. Sosyolog Norbert Elias medenileştirme süreçleri üzerine yazdığı meşhur çalışmasında ‘Batılı toplumsal yapıların azımsanamaz bir karakteristiği şudur ki kolonizasyon hareketlerinin şiarı medenileştirmedir’ der. Raporlar Dersim’e medeniyet götürülmesi gerektiği konusunda hemfikirdir. Bazı raporlar bunu Dersim’in Türklüğüne diğerleri de Kürtlüğüne dayandırarak önerirler. Eğitim tartışma yaratan diğer bir konudur. Bir kısım okullaşmanın Dersimliyi yola getirmek için şart olduğunu iddia ederken, bir diğer cenah okulsuz ve hukuksuz bırakmadan Dersimlinin boyunun eğdirilemeyeceğini savunur. Bu değişik pozisyonlar aynı zamanda Dersimlilerin ne kadar şiddete maruz bırakılması gerektiği konusunda değişen ve birbiriyle çelişen varsayımları içerse de, ve hatta bazıları şefkat tavsiyesinde de bulunsa sonuçta Dersim medenileştirilmesinin ve ıslahının Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için kaçınılmazlığını pekiştirmenin birer vasıtası olmanın ötesine geçemediler” diyor.

***

Alişêr’in kayıp sandığı

Tarihçi Mehmet Bayrak

Koçgiri isyanının önderlerinden Alişêr, isyan yenildikten sonra sığındığı Dersim’de devletin düzenlediği bir komplo sonrası eşi Zarife ile birlikte yaşamını yitirdi. Alişêr, sadece bir savaşçı değildi aynı zamanda bir şairdi. Tarihçi Mehmet Bayrak Dersim-Koçgiri isimli kitabında bir şair olarak Alişêr’i ve onun şiirlerini inceler. Bayrak bu çalışmasında Alişêr’in müstesna bir yönüne dikkat çeker. Alişêr, aynı zamanda Kürtçe Alevi nefesleri yazar. Günümüze bunlardan çok azı kalmıştır. O öldürüldüğünde bir sandık dolusu defterine ve kitabına el konulmuştur. Dersim yargılamalarının tutanakları açıklamadığı gibi, Alişêr’in sandığında neler olduğu da hala bir sırdır. Mehmet Bayrak’ın değerli çalışmasından bir bölümü buraya alıyoruz:

Alişêr’in şiir dünyası

‘Taki’ mahlasıyla yazan Alişêr’in düşünsel ve felsefi omurgasını, Dersim’e özgü Kızılbaş-Kürt kültürü oluşturmaktadır. Alişêr’in bugün elimizde sınırlı sayıda şiiri bulunmaktadır. Bu sınırlı sayıda şiirler bile onun şair olarak önemli bir sanatsal düzeye çıktığını göstermektedir. Alişêr’e ait bir sandık dolusu kitaba ve deftere el konulduğunu jad. Alb. Nazmi Sevgen açıklamaktadır. Günün birinde bu şiirlere ulayabilirse bu, hem Dersim, hem de insanlık kültürü için büyük bir kazanç olacaktır.

Toplumsal ortamla sanatçı ve sanat ürünü arasında bir diyalektik birlik ve kanbağı olduğu bir gerçektir. Bu gerçekliğin yansımalarını Alişêr’in şiirlerinde de rahatlıkla görmek mümkündür. 1919-1921 yılları arasında Batı Dersim olarak niteledirdiğimiz Koçgiri’de ceryan eden olaylar, onun şiirine politik bir içerik verirken; sonraki dönemde de Dersim’deki yaşamı içinde ürettiği eserler daha çok felsefi ve Alevilik içeriklidir.

Sözgelimi, Koçgiri başladı harba/Sesi gitti şarka garba/ Bir ordu asker geldiler/Dayanamam bu darba/ Dılo yeman yeman yeman/ Çiyan gırto berf u duman/ Me ra bışin Şah-i Merdan/ Ew dermanê hemû derdan nakaratıyla devam eden ünlü eseri, Koçgiri ve Dersim’in manzum tarihi niteliğindedir. Nuri Dersimi’nin eserlerinde anlattığı Koçgiri ve Dersim olaylarının tüm seyrini Alişêr’in şiirlerinde izlemek mümkündür.

Alişêr’de Alevi nefesleri toplumsal mücadele ile iç içe geçmiştir. Sadece ilk ve son dörtlüklerini verdiğimiz şu Kürtçe şiir bunun örneklerinden biridir:

Alema ervahê cema eleste

Axyar li illah got min illellah got

Li asanê taqwin li hêla rastê

Cemalê te ra min bismillah got

(…)

Amentûbillah Taqî min mazlum meke

Li heyeta ebed min mahdum meke

Li meqame ewliyan min mahrûm meke

Bi heqqê Muhammed Ali te ra Allah got.

Alişêr’in başlattığı Kürtçe Alevi nefsleri geleneği, 1960’lı yıllardan sonra ağıtlam-deyiş biçiminde devam ettirilmiştir.  

BİTTİ


Etiketler : Noam Chpmsky, Zeynep Türkyılmaz, Hüseyin K. Akçadağ, mehmet bayrak, Dersim Katliamı,