Biz de Özkan niye tahliye edilmiyor diyorduk

01 Eyl 2021

Gazetemizin Lice ve JİTEM davalarına ilişkin yeni bilgiler içeren özel haberi yankı uyandırdı. Lice davasından 25 yıldır tutuklu olan M. Emin Özkan’ın avukatı Serdar Çelebi konuştu: Lice’nin yakılması ve Bahtiyar Aydın olayının devlet içindeki karanlık güçlerce yapıldığı iddianameye girdi. Biz de niye Özkan bırakılmıyor diyorduk. Eski istihbaratçının demeçleri, davaya müdahale edildiğini gösteriyor 

Gazetemiz Yeni Yaşam’a konuşan eski bir istihbaratçının 1993 yılında Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’a yönelik suikast ile başlayan Lice katliamının dönemin 7’nci Kolordu Komutanı Hasan Kundakçı ve yardımcısı eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tarafından organize edildiği, suç delillerinin karartıldığı ve bu olaya ilişkin haklarında dava açılan kolluk görevlilerinin beraat etmesini sağladıkları yönündeki beyanları gündeme oturdu. Gazetemiz muhabiri Gülcan Dereli imzalı özel haberimizde yer alan yeni bilgiler, dikkatleri yeniden olaylarda yer aldığı iddiasıyla yargılanıp, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilen ve 25 yıldır cezaevine olan 83 yaşındaki hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan’ın dosyasına çevirdi. Eski bir istihbaratçının Lice katliamına dair önemli bilgiler verip, işlenen suçların üzerine yıkıldığını söylediği Mehmet Emin Özkan’ın avukatı Serdar Çelebi, Mezopotamya Ajansı’na haberimize ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni bilgilerin dikkat çekici olduğunu söyleyen Çelebi, “Devletin karanlık güçleri tarafından bir şekilde komplo ile Özkan bu olayın faili olarak ceza aldığı için, böyle kalması isteniyor” dedi.

Dava süreci

Köyünün yakılması ve baskılar nedeniyle Lice katliamından sonra Adana’ya göç eden Mehmet Emin Özkan, burada eski Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “örgüte yardım etmek” iddiasıyla tutuklandı. Özkan bu suçtan yargılanırken gözaltına alınan ve PKK’li oldukları öne sürülen iki kişi, onu Lice olaylarına katıldıklarını iddia ettikleri PKK’li grupla gördükleri yönünde ifade verdi. Bu iki kişi, mahkeme sürecinde ifadelerini işkence altında verdiklerini beyan etmelerine rağmen Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), 1994’te yeni suçlamayla ilgili iddianame bile hazırlanmadan Özkan’a “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozmak”tan müebbet hapis cezası verdi. Fakat Yargıtay, iddianame hazırlanmadan ceza verilmesi nedeniyle Konya DGM’nin kararını bozdu. Bu karar üzerine Konya DGM, hazırlanan yarım sayfalık iddianameyle Özkan’ı aynı cezaya mahkûm etti. Mahkemede işkence altında ifade verdiklerini söyleyen iki kişinin beyanı dışında başka hiçbir delil bulunmayan Özkan’ın dosyasını daha önce bozan Yargıtay, yarım sayfalık iddianameyle verilen cezayı bu kez onadı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), DGM heyetlerinde askeri üye bulunması nedeniyle bu mahkemelerdeki yargılamaların “adil yargılama hakkına aykırı” olduğu yönündeki kararlarından sonra yapılan yeni düzenlemeyle Özkan, Adana 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanmaya başlandı. Yeniden yargılama kararı nedeniyle müebbet hapis cezası hükmü ortadan kalkmasına rağmen tahliye talepleri reddedildi. Yaklaşık 8 yıldır yeniden yargılanmasına başlanan Özkan’ın davasında henüz karar çıkmış değil.

İşkenceli iftiralar

Özkan’ın avukatı Serdar Çelebi, gazetemiz Yeni Yaşam’a konuşan eski istihbaratçının Lice katliamı ve müvekkili Mehmet Emin Özkan’a dair beyanları ile yargılama sürecine dair konuştu. Müvekkilinin köy boşaltma politikalarına başvurulduğu sırada güvenlik gerekçesiyle Adana’ya göç etmek zorunda kaldığını söyleyen Çelebi, “Burada 1994 yılında ‘örgüte yardım etmek’ iddiasıyla gözaltına alındı ve tutuklandı. Müebbet hapisle cezalandırıldı ve bir daha da tahliye olmadı, hâlâ cezaevinde. Örgüte yardım iddiasıyla gözaltına alınmıştı, ama sonrasında zorlama deliller ve itirafçı beyanlarıyla -ki bu itirafçılar daha sonra mahkemede ifadelerinin işkence ile alındığını söyleyip geri çektiler- Lice’nin yakılmasından ceza alan tek kişi olarak yargı tarihinde yerini aldı” diye belirtti.

Etkin soruşturma yok

Özkan’ın Kürtçe dışında dil bilmediği halde soruşturma aşamasında beyanlarının Türkçe alındığını kaydeden Çelebi, “Soruşturma aşamalarının tamamında ifadesi Türkçe alınmıştı. Türkçe beyanların altına imzası atılmıştı. Yani bir tercüman desteğinde bulunulmadan Türkçe ifade verdiği yönünde tutanaklar düzenlemişlerdi. Hiç Türkçe bilmiyordu. Mahkemede Türkçe tercüman eşliğinde Kürtçe savunma yapmıştı. Özkan yargılamanın her aşamasında bu suçu kendisinin işlemediğini, bu suçla alakasının olmadığını anlatmaya çalıştı ama mahkeme onun savunmasına itibar etmedi. Aslında savunmasının aksini gösterecek herhangi bir delil bulunmuyor dosyasında. İki itirafçı beyanları vardı, ama onlar da mahkeme sürecinde ifadelerini geri çekmişlerdi. İtirafçılar ifadelerin geri çekmelerine rağmen mahkeme itibar etmemiş ve Lice’nin yakılma olayına katıldığı gerekçesiyle müebbet hapis ile cezalandırdı. Lice’nin kimin tarafından ve nasıl yakıldığı halk arasında da konuşulan bir konudur aslında. Bölge halkı hep anlatırdı, sık sık duymuşuzdur. Zaten basında da gündeme gelmiştir. Lice’yi herhangi bir örgütün değil, devletin kendi içinde bulunan karanlık güçler tarafından yakıldığına dair iddialar hep gündemde vardı. Ama hiçbir zaman etkin bir soruşturma yürütülmedi” ifadelerini kullandı.

‘Müdahale edilmiş’

Lice’nin yakılmasından 15 yıl sonra Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosyanın yeniden el alındığını hatırlatan Çelebi, şöyle konuştu: “Söz konusu soruşturma nispeten failleri bulmaya yönelik bir soruşturmaydı. O soruşturma sonucunda bir iddianame hazırlandı iki asker hakkında. Lice’nin yakılması olayı, Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesi olayının devlet içindeki karanlık güçler tarafından yapıldığının aslında delillerinin de ortaya konulduğu bir iddianameydi ve iki asker hakkında dava açıldı. Tabii o davanın açılmasıyla beraber Özkan’ın bu olaya karışmadığı yargı mercileri tarafından teyit ve tespit edilmişti. Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamede bire bir Özkan’ın bu olaya dahlinin olmadığına ilişkin tespitler vardı ve bunlar iddianamede yer aldı. Bunun üzerine biz yeniden yargılama ile ilgili başvuru yaptık ve mahkeme talebimizi kabul etti. Ama infazı durdurmadığı için Özkan hiçbir zaman tahliye olmadı. Bu kadar açık delillere rağmen biz de düşünüyoruz niye tahliye olmadı. Bu kadar özenli hazırlanmış ve delillerle desteklenmiş iddianameye rağmen Özkan’ın tahliye edilmemesini sürekli düşünüyorduk. Ama hukuk dışı bir mekanizma, hukuki olmayan kararlar ya da mahkeme salonlarında verilmeyen kararlar neticesinde tahliye olmadığı konusunda şüphelerimiz vardı. Eski istihbarat çalışanının bu konuda verdiği demeçlerden görüyoruz ki, söz konusu davaya ciddi anlamda müdahale yapılmış.”

‘Karanlık güçler böyle istedi’

Av. Çelebi, eski istihbaratçıların Lice dosyasının Diyarbakır’dan İzmir’e nakledilmesi ve İlker Başbuğ’un yargılamaya müdahalesine dair beyanlarını da değerlendirdi. Çelebi, “Dosyanın Diyarbakır’dan alınıp İzmir’e nakledilmesi, orada bazı hakimlerin davaya bakmasının sağlanmasının tamamının bir müdahale sonucu gerçekleştiği ve aslında orada yargılanan iki asker hakkında bir beraat kararının verilmesinin amaçlandığını öğreniyoruz. Bu konuda aslında bizim de kaygılarımız vardı. Ama elimizde bir şey olmadığı için buna ilişkin bir şey söyleyemiyorduk. Demek ki Mehmet Emin Özkan’ın içeride kalması isteniyor. Lice’nin yakılma mevzusu karanlıkta bırakılmak isteniyor. Devletin karanlık güçleri tarafından bir şekilde komplo ile Özkan bu olayın faili olarak ceza aldığı için, böyle kalması isteniyor” diye konuştu.

‘Yargının halini gösteriyor’

Söz konusu eski istihbaratçının beyanlarının Türkiye’deki yargının durumunu gözler önüne serdiğini dile getiren Çelebi, “İtiraflarda ilginç şeyler de var. Mesela Lice’nin yakılması olayına başka kişilerin de karıştığı tespit edildiği, buna rağmen dosyaya eklenemediği konusunda bazı iddialar da var. Bu da aslında Türkiye yargısının ne halde olduğunu gösteriyor” dedi. Yıllardır hep yargının devlet-özgürlük ikileminde devleti tercih ettiğini, devletin bekasını düşündüğünü gördüklerini ifade eden Çelebi, “Türkiye’de yaşanan bütün sorunların temelinde aslında yargının bağımsız davranmaması var. Kürt sorununun çözülmemesinin en temel nedeni de yargının aslında tarafsız, bağımsız ve hukuka uygun kararlar vermemesinden kaynaklanıyor. Yargıya direkt müdahale edilmesi gerekmiyor. Zaten onlar hangi yönde karar vermeleri gerektiğini biliyorlar. Bu tür olaylarda farklı bir karar veren hakim, başına neler gelebileceğini bilir” ifadelerini kullandı.

Haberimiz Meclis’e taşındı

Gazetemize konuşan eski istihbaratçının Bahtiyar Aydın’ın JİTEM tarafından öldürüldüğü, Lice’nin bu güçler tarafından yakıldığı ve davaya müdahale edilip olayın Mehmet Emin Özkan’ın üzerine yıkılarak tutuklu kalmasının sağlandığını söylediği yeni bilgileri içeren haberimiz, HDP Mardin Milletvekili Pero Dundar tarafından Meclis’e taşındı. Dundar, Meclis’e Araştırma Önergesi verdi. Dundar, yeni bilgiler içeren haberimize yer vererek, 25 yıldır suçsuz yere hapis yatan ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan’ın durumuna dikkat çekti. Dundar, JİTEM ve devlet yetkililerinin karıştığı suçlara atıf yaparak, Araştırma Önergesi açılması talebini şu şekilde Meclis’e sundu: “Ortaya çıkan bu yeni bilgilerden hareketle 28 yıl önce yaşanan Lice olayları ve soruşturma süreci ile ilgili iddiaların araştırılması, iddialarda adı geçen kişilerin sorgulanması ve adaletin yerini bulmasına yardımcı olunması amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması elzemdir.” HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun da Meclis’e soru önergesi verdi.

#MehmetEminÖzkanıSerbestBırakın

Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan 83 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan’ın serbest bırakılması için Twitter’da #MehmetEminÖzkanıSerbestBırakın hashtagi açıldı. 27 Haziran’da İstanbul’daki Adli Tıp Kurumu’na (ATK) sevk edilen ve ATK’nin “Yeterli kanaat oluşmadı” diyerek bir ay gözlem altında tuttuğu Özkan’ın sağlık durumuna dikkat çeken çok sayıda kişi yaptıkları paylaşımlarla Özkan’ın acilen serbest bırakılmasını istedi. Hashtag kısa sürede Twitter’da ilk sıralarda gündem oldu.

HABER MERKEZİ 


Etiketler : Mehmet Emin Özkan,