Belediyeler ve Aşure töreni!

16 Eyl 2021

Zeynel Kete

Yaşadığımız çağda kapitalist modernist anlayış bütün olguların, kavramların gerçek manalarının üstünü örtmek için  var olan tarihsel değerleri metalaştırarak  toplumsal mühendislik projeleri üretiyor. 

Devletçi zihniyetler görünürde halkların kültürüne, inancına değer verdiğini söyleyerek aslında değersizleştirme siyasetini ortaya koyuyorlar. Bu zihniyet toplumu sadece ekonomik olarak yıkıma sürüklemiyor; kültürel olarak da toplumun binlerce yıllık demokratik değerlerini anlamsızlaştırarak, zaman ve mekanından uzaklaştırarak kendi denetimine almaktadır. Böylelikle devletçi zihniyetler ve onların uzantıları tarafından rıza toplumuna ait bütün komünal değerler hakikatinden uzaklaştırılmıştır. Kavramlar değerler, kendinden menkul şeyler değildir, binlerce yıllık tarihsel ve toplumsal koşulların ürünüdürler. 

Özellikle Muharrem Ayı’nın bittiği şu günlerde belediyelerin “Aşure töreni!” yapmalarını yeni bir Alevilik tasarımı olarak düşünmek gerekir. Binlerce yıllık kültürel direniş hattı ve bu hatta karşılık bulan ritüeller, kavramlar, topluma dair demokratik değerler, bu değerlerin tarihsel anlamları belediyeler tarafından kutlanacak belirli gün ve haftalar listesine eklenmiştir. Elbette ki bu sürece gelinmesinin asıl müsebbibi bu inanç üzerinden ikbal devşirenlerdir. 

Rıza toplumuna ait bütün değerler kutsallığını toplumsallığından almıştır. Toplumsal yararlılık ilkesi kendisini gösterince kutsanma da kendisini göstermiştir. Aşure her şeyden önce doğal toplum özelliğini taşır. Doğal toplumda inancın toplumsal yaşamla bire bir ilişkisi vardır. Toprakla ilişkilenme, emek süreçleri, üretim aşamaları kutsallıkla iç içedir. Bu kutsallıkta esas olan Ana Kadın’ın bilgeliği, bilinci, tecrübesi, kemaleti ve duygusudur. Ana Kadın’ın duygusundan uzak, yemek şirketlerine ihale edilen, mislice gider olarak fatura edilen, cemevlerinin resmi “dede”leri tarafından “duası” verilen, belediye başkanları ve protokolle eril bir zihniyetle resmi tören şeklinde açılışı yapılan bir Aşure lokmasının pay edilmesi ne kadar toplumsaldır, kutsaldır. Yaşamla bağı koparılan tüm ritüellerin iktidara hizmet ettiğini tarih göstermiştir. 

Alevi inancında Aşure ile Tufan arasında bir ilişki kurulur. Dünya çapında etki yaratan Tufan efsanesi yeni bir başlangıç  olarak kabul edilir. Nuh kelimesi başta Kürtçe olmak üzere bir çok dilde “yeni” anlamına gelmektedir. Anlatılana göre Tufan ile beraber sadece insanlık kaos yaşamamış, toplum ve doğa, yaratılan maddi kültürel değerler yok olmuştur. Tufan’dan kurtulanların atalarını anma, doğaya şükran duymak için elde kalan azıklarla yaptıkları “kutsal şükran aşı”dır, yeni bir yaşamın başlangıcıdır. 

Duygu ve düşüncenin yaşamla ikrarlaştığı, kaos ve kriz anında ikrarlaşarak hayatta kalınabileceği, yeniden bir yaşamın inşası için farklılıkların rızalıkla bir arada yaşamaları gerektiğinin ifadesidir Aşure. Farklılıkların birbirine tahakküm kurmayacakları, zalimin zulmüne karşı ortaklaşan yaşamın kültürleştiği, güzelleştiği ,sistemleştiği; bütün renklerin rızalıkla ortak bir mekanda yaşanabileceğinin karşılığıdır Aşure. 

Zulme karşı dayanışmanın, ruhsal ve bedensel olarak ikrarlaşmanın, duygu ve düşüncede ortaklaşmanın ahlaken de karşılık bulmaktadır. 

Aşure’yi Aleviler eliyle resmi tören haline getirmek bir projedir. Aleviliğin kültürel direniş hattını yok ederek “değiştirme/ dönüştürme”, Aleviliğe müdahale etme, kaybettirme tasarımıdır. Bu ihale son birkaç yıldır yerel yönetimlere verilmiştir. Alevilik Aleviler eliyle belediyeler üzerinden “yola getiriliyor.” Osmanlı lahiyalarında “tashih-i itikat” olarak tanımlanır. 



 

Zeynel Kete

Zeynel Kete


Etiketler : Zeynel Kete,