Adli vaka değil, ırkçılık!

24 Tem 2021

Artan ırkçı saldırılara ilişkin konuşan Eren Keskin ve Ümit Dede, saldırıların ayrıştırıcı dilden ve cezasızlık politikasından cesaret aldığına dikkat çektiler

Kürtlere karşı son bir haftada Afyon, Konya ve Ankara’da yapılan saldırılar, nefret suçunu ve cezasızlık politikasını bir kez daha gündeme getirdi. AKP-MHP iktidarının dili, bu saldırılara zemin olurken bu saldırıların organize olduğuna dair işaretler de giderek artıyor. Yalnızca haziran ayından bu yana Kürtlere ve Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) dönük 8 farklı saldırı gerçekleşti.

Deniz Poyraz’ın İzmir’de canice katledilmesinden sonra HDP’nin çalışanlarına ve bürolarına dönük gerçekleşen saldırıların yanı sıra mevsimlik Kürt işçilere ve Kürtlere dönük saldırılar da gerçekleşti. Son olarak 22 Temmuz’da Konya’da gerçekleşen saldırıda Hakim Dal isimli Kürt yurttaş öldürüldü. Ancak yaşanan olayların hepsinde olduğu gibi bu olayda da sıradanlaştırma ve cezasızlık devreye girdi. Valilik saldırıyı “husumet” olarak tanımlarken, yargı da 60 kişilik saldırgan gruptan yalnızca 1 kişiyi tutukladı.

Bir yılda 14 ırkçı saldırı

İnsan hakları kurumlarının raporlarına da yansıyan ırkçılık yalnız Kürtlere karşı olmasa da iktidarın dilinden beslenerek yaygınlaşmaya devam ediyor. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2020 yılına dair yayımladığı rapora göre, son 10 yılda 280 ırkçı saldırı yaşandı. 2020 yılında sadece İHD’nin tespitlerine göre 14 ırkçı saldırı olayında 3’ü Suriyeli çocuk olmak üzere 7 kişi öldürüldü. Söz konusu vakalarda en az 32 kişi de yaralandı. 2010 yılından bu yana 280 ırkçı saldırıda 15 kişinin öldürüldüğü ve bin 97 kişinin de yaralandığı kaydedildi. Adli vakalar olarak yorumlanan bu olaylara “nefret ve ayrımcılık” suçları kapsamında işlem yapılmayıp saldırganların kısa sürede bırakılması ödüllendirme ve cezasızlık olarak yorumlanıyor.

Adli vaka diye normalleştiriliyor

Artan ırkçı saldırıları ve cezasızlık konusunu İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin ile HDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede değerlendirdi. Aynı zamanda İHD Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu’nda da çalışmalar yürüten Keskin, yapılan birçok saldırı ve yaşanan ölümlü vakalarda mahkemelerin ve savcıların ırkçı saik konusunu tartışmadığının altını çizerek, yaşananların “adli vakalar” haline getirildiğini söyledi. “Bu kadar ayrıştırıcı dil kullandığında insanlar bu tür saldırıları kendilerine hak olarak görüyorlar” diyen Keskin, “Bu tür saldırılardaki ırkçı nitelik yargı tarafından ciddiye alınıp, araştırılmadıkça bu tür saldırılar devam eder. Maalesef yargı bağımlı olduğu için yargıdan beklentimiz yok. Biz İHD olarak, bu konuda duyarlılık çağrısı yapmaya çalışıyoruz” diye belirtti.

‘Cezasızlık cesaret veriyor’

Irkçı saldırıların temelinde iki neden olduğuna dikkati çeken HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede de birinci neden iktidarın dili olurken ikinci nedenin de yargıdaki cezasızlık tutumunun olduğunu belirtti. Irkçı saldırılara parti olarak maruz kaldıklarını ifade eden Dede, İzmir ve Marmaris saldırılarını hatırlatarak iktidarın saldırılardan hemen sonra bunları adli vakalar olarak yansıttığını ve yargının da buna göre tutum aldığını belirtti. Bu yaklaşımın saldırganlara cesaret verdiğini belirten Dede, siyasetin bu saldırılar karşısında birleştirici ve kutuplaştırmayı önleyici bir dil kullanması gerektiğini söyleyerek bunun mücadelesini vereceklerini söyledi.

Berivan Altan / Ankara-MA


Etiketler : Irkçı saldırılar,