Türkiye'nin ihtiyacı demokratik sistemdir

24 Kas 2021

Peki Türkiye'de bugüne kadar neden demokratik bir sistem kurulmadı veya bugün neden hemencecik kurulamıyor? Bunun nedeni Türkiye'de devlet olmak için üretilen kurgudur. Bu kurgu Kürt düşmanlığı üzerinden oluşturuldu. Türkiye'de millet olma kurgusu bile Kürt düşmanlığı üzerinden oluşturuldu. Bundan dolayı demokratik gelişmenin önü kapatıldı, var olmak Kürt varlığının ortadan kaldırılması şeklinde belirlendi

Salih Yılmaz

Türkiye'de ekonomi çökme aşamasına gelmiş bulunuyor. Döviz yükselirken yerli paranın bir değeri kalmadı. Ekonominin çöküşü salt dövizin yükselmesiyle açıklanamaz ama dövizin yükselmesi kötü gidişatın bir sonucudur. Türkiye'de insanların gerçek anlamda bir ekonomileri yoktur. Çünkü Türkiye'de demokratik bir sistem yoktur. Devlet mekanizmasını elinde bulunduran yönetici kesimler her şeyde olduğu gibi ekonomide de dizginleri elinde bulundurmaktadır. Türkiye'de ekonomi dahil her şey devleti yönetenlerin tekelindedir. Eğitim sistemini de hukuk ve yargı sistemini de devlet belirliyor. Devlet adına bunu yaparlar da halkın ve ülkenin geleceği için değil, belirledikleri hedefleri geçekleştirmek için çalışıyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'deki kadar toplum ekonomik ve siyasi yaşamdan dışlanmış değildir. Türkiye'de toplum politika ve yönetimden tümüyle dışlandığından her seferinde beli kırılıp yere serpilmekten kurtulamamaktadır. Şimdi de böyle bir durumu yaşamaktadır. Bunu yaşattıran bu sefer Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve onların AKP ve MHP'si oldu.

Kapitalist kâr ve sömürü düzeni her yerde toplumun aleyhinde siyasi ve ekonomik bir sistem kurdu. Toplum siyasi ve ekonomik yaşamdan dışlandı. Yaşamın kurgusunu, sömürüyü gerçekleştiren egemen sınıflar yazdı. Bu durum insanlığın sömürülmesine ve çok büyük acılar yaşamasına neden oldu. İlimde, irfanda çok önemli gelişmelerin yaşandığı yakın tarihimizde insanlık büyük bir yıkım ve fakirleşmeye sürüklendi. İnsanlığa bunlar dayatıldı ve yaşatıldı ancak her yerde insanlar tüm bu ağır sonuçlara maruz kalmasına rağmen baştan beri bir sorgulama ve düzeltme çabası içindeydi. Büyük mücadeleler ve gerçekleşen devrimler sonucunda tümden olmasa da önemli dönüşümler yaşandı. Dünyanın kimi yerlerinde gerçekleşen devrimlerle, kimi yerlerinde de sivil toplum, bireysel ve kolektif haklar, kültürel ve ekonomik haklar gibi reformlarla bu dönüşümler sağlandı. Tabi kapitalist sistem tümden aşılmış değil. Fakat gerçekleşen demokratik dönüşümün sonucunda toplumun eski tarzda ezilip sömürülmesinin önü de alınmış oldu. Toplum sorunlar yaşıyor ama toplumun etkili olduğu meşru hesap sorma mekanizmaları vardır.

Peki Türkiye'de bu mekanizmalar var mıdır? Bu mekanizmalarının olmadığı, halkın içerisinde bulunduğu ekonomik durum ve dövizin geldiği düzeyden anlaşılmaktadır. Eğer Türkiye'de hesap sorma, denetleme ve düzeltme mekanizmaları olsaydı durum bu düzeye varmadan gerçek anlamda sorgulanır ve düzeltilirdi. Fakat böyle olmadığı için kriz derinleşiyor ve sürdürülemez düzeye ulaşıyor. Türkiye'de halkın çıkarını, istemlerini ve gücünü temsil eden kurum ve mekanizmalar yoktur. Var olan tüm kurum ve mekanizmalar devleti yönetme adına yetkileri elinde bulunduran kişilerin denetimindedir. Hiçbirinde halkın sözü, çıkarı dikkate alınmaz. Dikkate alınmaz çünkü içerisinde kendisi yoktur. Ama yapılanların halkın adına ve yararına olduğu yalanı bolca söylenir Türkiye'de. Tayyip Erdoğan kadar bu konuda yalan söyleyen başka kimse yoktur. Bu yalan dikkate alınırsa Türkiye'de her şey halk için yapıldı ve yapılmaktadır. Fakat şükür ki şimdi kimse buna inanmıyor.

Türkiye'de devlet halka ait değildir. Başka yerde halka ait midir diye sorulabilir. Buna hem evet hem hayır cevabı verilebilir. Devlet sistem olarak ve bünyesinde barındırdığı mekanizmalardan ötürü toplumsal yaşamda sorunların ortaya çıkmasına ve karşıtlığa sebep olmaktadır; fakat devlet tümüyle toplum dışında gerçekleşen bir şey de değildir. Günümüzdeyse toplumun katılımı olmadan, yani devlet demokrasiye açılmadan var olamaz. Şimdi Türkiye'de yapılmak istenen ama olmayan, oldurulamayan budur. AKP-MHP'nin yaşadığı ve yaşattığı kriz Türkiye'de demokratik bir sistemin olmamasının sonucudur. Türkiye'de demokratik bir sistem olmadığı için halka ait, halkın çıkarlarını esas alan mekanizmalar da yoktur. Yoksa sadece yalan ve kandırmayla bu kadar hırsızlık, yolsuzluk, bozulma ve çürüme yaşanabilir miydi? Bu düzeye varmadan birilerinin buna dur demesi gerekmiyor muydu? Tabi ki gerekiyordu ama Türkiye'de bunu sağlayacak mekanizmalar yoktur. Bu mekanizmalar yoktur çünkü bu mekanizmaların üzerinde oluşacağı ve dayanacağı demokratik bir sistem yoktur. Dolayısıyla Türkiye'de tüm sorunların kaynağında demokratik bir sistemin olmayışı vardır. Daha önceki ekonomik krizlerde olduğu gibi şu an yaşanan ekonomik krizin de nedeni demokratik sistemin olmayışıdır. Dolayısıyla da ekonomik sorunların çözümü demokratik gelişmeyle mümkündür. Bu durum diğer tüm sorunların çözümü için de geçerlidir.

Peki Türkiye'de bugüne kadar neden demokratik bir sistem kurulmadı veya bugün neden hemencecik kurulamıyor? Bunun nedeni Türkiye'de devlet olmak için üretilen kurgudur. Bu kurgu Kürt düşmanlığı üzerinden oluşturuldu. Türkiye'de millet olma kurgusu bile Kürt düşmanlığı üzerinden oluşturuldu. Bundan dolayı demokratik gelişmenin önü kapatıldı, var olmak Kürt varlığının ortadan kaldırılması şeklinde belirlendi. Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli'nin beka dedikleri gerçeklik budur. Bu elbette son derece yanlış bir zihniyettir. Türk olmak için, Türklüğün varlığı için Kürtlüğün kurutulması gerekmiyor. Bunun bir mantığı da yoktur. Türk devletinin ve milletinin var olması için Kürtlerin ve Kürt varlığının bir zararı yoktur. Ama Türkiye'de bugüne kadar yapılan bu oldu ve AKP-MHP de bunu en azgınca yaptı. Şimdi Türkiye'de konsept çöktü ve haklı olarak Tayyip Erdoğan sonrası konuşuluyor. Artık devir de çok değişmiştir ve herhalde herkes bunu düşünerek konuşmaktadır. Türkiye Kürt sorununu çözmeden, Kürt gerçekliğiyle yüzleşmeden ve demokratik bir sistem kurmadan artık eski tarzda sürdüremez. Dolayısıyla Tayyip Erdoğan'ın yönettiği sistemin sorunları ancak demokratik bir sistemin geliştirilmesiyle çözülebilir.

Salih Yılmaz

Salih Yılmaz


Etiketler : Salih Yılmaz,