Özkan geç olmadan tahliye edilsin

22 Eki 2021

26 yıldır cezaevinde olan 83 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan için AYM ve AİHM'e başvuracağını belirten avukat Serdar Çelebi, müvekkilinin geç olmadan tahliye edilmesini istedi

Ağır hasta tutuklu 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan, 22 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesinde İl Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’a yönelik gerçekleşen suikastta yer aldığı suçlamasıyla 26 yıldır tutuklu bulunuyor. Ancak orataya çıkan delille birlikte Özkan'ın olayla hiç bir ilgisi olmadığı ortaya çıkmasına rağmen tahliye edilmiyor.

Tahliye başvurları sonuçsuz kaldı

Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Özkan’ın, guatr, bağırsak, kalp, yüksek tansiyon, kabızlık ve Alzheimer gibi rahatsızlıklarının yanı sıra beyninde baloncuk, gözlerinde katarakt ve kemik erimesi rahatsızlıkları bulunuyor. Cezaevinde kaldığı süre zarfında 5 kez kalp krizi geçiren, 4 kez anjiyo olan Özkan’ın kalbine de stent takıldı. Boğazında kötü huylu guatr bulunmasına rağmen ilerlemiş yaşı dolayısıyla risk bulunduğu için ameliyat olamayan Özkan’ın tahliyesine ilişkin yapılan tüm başvurular olumsuz sonuçlandı.

Baba oğul cezaevinde

İhtiyaçlarını dahi karşılayamayacak haldeki Özkan’a cezaevinde aynı koğuşu paylaştığı oğlu Ahmet Özkan bakıyor.

Başvurular uzun sürüyor

Hakkında verilen yeniden yargılama kapsamında 16 Eylül’de Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Özkan’ın, sağlık sorunlarının yanı sıra mahkeme başkanının söylediklerini bile duyamayacak durumda olmasına rağmen tutukluluğunun devamına karar verildi. Mezopotamya Ajansı’ndan Mehmet Güleş’e konuşan, Özkan’ın avukatı Serdar Çelebi, müvekkilinin tahliye edilmesi için Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuracağını belirterek, bu başvuruların uzun sürmesi nedeniyle kaygılı olduğunu dile getirdi.

Adeta ölüme terk edilmiş

Birçok hastalığı olmasına rağmen Özkan’a Adli Tıp Kurum’u (ATK) tarafından da “cezaevinde kalabilir” şeklinde rapor verildiğini hatırlatan Çelebi, “Haftada üç dört kez hastaneye, sadece kontrol amacı ile götürülüyor. İyileştirmeye dair herhangi bir tedavi uygulanmıyor. Adeta ölüme terk edilmiş. Böylesi ağır bir hasta tutuklu bir an önce tahliye edilmeli. Cezaevinde yaşamını yitirmesi halinde insanlık vicdanı büyük bir yara alır ve hukuki açıdan çok şey kaybettirir” diye konuştu.

Yürüyemiyor ama kaçma şüphesi var deniliyor!

Yürümekte bile zorlanan Özkan’ın hastaneye götürülürken “kaçma şüphesi” ile ellerinin kelepçelenmesine değinen Çelebi, “Jandarma kendi mahiyetindeki bir kişiyi, kaçmaması için gerekli tedbirlerini elbette alır. Ancak, Özkan gibi yürümekte zorlanan bir kişinin kaçmaması için kelepçe takarak hastaneye götürülmesini kimse anlamaz. Burada ‘kaçma şüphesi’ inandırıcı değil. Bu yapılanlar aslında Özkan’ın infazının durdurulmayacağına dair verilen mesajdır” dedi.

'Müvekkilimle görüşemiyorum'

Müvekkilinin durumunun gün geçtikçe kötüleştiğinin altını çizen Çelebi, “Pandemi öncesi görüştüğümüzde müvekkilim ile bağırarak konuşmak zorunda kalıyordum. Çünkü kulakları duymuyor. O da sadece hal hatır sorabiliyordum. Pandemi yasakları başladığında ise hiçbir şekilde iletişim sağlayamıyorum. Çünkü müvekkilim ile cam arkasından konuşmak zorunda kalıyorum. Müvekkilim duymadığı için pandemiden bu yana hiçbir iletişim sağlayamadım” diye ifade etti.

Çüfte standart işliyor

Özkan ile aynı durumda olan çok sayıda adli tutuklunun serbest bırakıldığına dikkat çeken Çelebi, “Aynı şey ağır hasta Özkan gibi siyasi tutuklulara uygulanmıyor. Bu da hukukun çifte standart bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Bu uygulama hukuk ile bağdaşmıyor” şeklinde konuştu.

HABER MERKEZİ

 

 


Etiketler : Mehmet Emin Özkan,