Kim bu eleştiriciler?

06 Nis 2021

Anti-demokratik ülkelerin yurttaşları için iltica, sürgün normal bir durum, hayatını idame ettirmek için bir alternatiftir. Sık sık otoriter rejimlerle yönetilen Türkiye’de her dönemde çok sayıda muhalif ülkeden kaçmak ve başka ülkelere sığınmak zorunda kalmıştır. Bu bütün dünyada olan bir şeydir. Ve tarih, ülkesini terk etmek zorunda kalan insanların gittikleri ülkelerde bir hayat kurmaya çalışırken, bir yandan da ülkelerindeki muhalefete destek vermenin, bunun için örgütlenmenin ve kurumlaşmanın yollarını arayışlarının örnekleri ile doludur.

Kürt sürgün topluluğu ve sosyalist sürgün topluluğu 12 Eylül 1980’den sonra Batı ülkelerinde birçok kurum inşa ederken, bulundukları ülkelerin parlamentolarına milletvekili sokacak kadar iyi örgütlenmiştir.

Kürt siyasal hareketi yurt dışında alternatif medya oluşturmayı başarmış, ülkedeki muhalefete destek verirken, birçok sürgüne da istihdam olanağı sağlamıştır.

Bu örneklerinin yanında mülteciliği ve sürgünü oportünistçe kullanan kişi ve topluluklara da rastlanmaktadır. Birkaç haftadır yine ülke dışındaki muhalefetle ülkedeki muhalefetin ilişki ve dayanışmasını bozacak, kaçma olanağı olduğu halde ülkede kalmayı tercih eden muhaliflerin moralini bozacak çatlak sesler duyulmaktadır yurt dışından.

Bunların ortak söylemi, Türkiye’deki muhalefetin üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmediği, korkak olduğu yönünde imalar içermekte, bazıları ise bunu açıkça söylemektedir.

HDP’ye kapatma davası ve milletvekilliği düşürme operasyonlarının ardından bir yandan HDP’yi direnmemekle suçlarken, diğer yandan diğer muhalif partileri de HDP’yi yalnız bırakmakla suçluyorlar.

Bu eleştirilerin doğru mu, yanlış mı olduğunu tartışmadan önce bunların kim olduğuna bakmak gerekiyor.

Kim bunlar?

Bunlar büyük ölçüde 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ülke dışına kaçan ya da kaçırılan ya da tam da o dönemde ülke dışında olup da, ülkeye dönmeyen FETÖ’cüler ve destekçileridir.

İktidarda, yani iktidarın ortağı oldukları dönemde Kürt halkının ve devrimcilerin başdüşmanı olan bu güruh ortaklık bozulduğundan beri bir yandan Kürtlere yanaşmaya çalışırken, bir yandan da geçmişte yaptıkları ve söyledikleri unutulmuş gibi demokrat ağzıyla nasihat veriyorlar muhalefete ve eleştirmeye kalkışıyorlar.

Bunların bazıları ülke dışındaki Kürt ve sosyalist topluluğuna sızmaya, ilişmeye çalışıyor ve işin kötüsü kimileri bunu başarıyor da.

2009 yılında gazetelerinden, televizyonlarından yaydıkları iftiralar, ele geçirdikleri polis ve yargının gücü ile 10 binlerce Kürt siyasetçi ve yurttaşı tutuklatıp hapishanelerde yıllarca tutan, müzakere sürecini bozmak için sabotaj ardına sabotaj yapan, iktidardan pay alamadıklarında da ülkeyi kana boyamaya hazır olduklarınu ortaya koyan FETÖ mensupları ve destekçileri, o dönemde elde ettikleri rantla yaşadıkları Batı metropellerinden şimdi HDP’ye strateji ve taktik tavsiye edeceklerini sanıyorlar.

Kürt siyasal hareketi onlarca yıllık mücadelede öyle bir siyasi olgunluk seviyesine gelmiş, Türkiye’nin gelecek vizyonunun cisimleşmiş hali olan HDP de halkı ile öylesine bütünleşmiştir ki, onu yolundan çıkartmak ya da moralini bozmak hiçbir babayiğidin harcı değildir.

HDP, bu zor dönemde tüm Türkiye halklarının ve muhalefetinin sorumluluğunu üstlenmiş, toplumsal barışı kurmanın ve parlamenter rejime dönmenin öncüsü olmuştur. HDP, demokratik direnişini sürdürmektedir. Ne yapacağına yetki kurulları karar vermektedir ve kulak verdiği de halkın talepleridir.

HDP, halklaşmış ve olgunlaşmıştır, bu yüzden de provokasyonlara kapalıdır.

İshak Karakaş


Etiketler : İshak Karakaş,