Kiliseden çalıp bir zenginin kasasına koydular!

14 Eyl 2021

Bir sanat eserinin restorasyon gerekçesiyle kilisenin tavanından sökülüp, bir zenginin özel koleksiyonunun parçası haline dönüştürüdüğü ortaya çıktı

Türkiye'de farklı inançlara saygısızlığın, kiliselerin yağmalanmasını bir örneği daha ortaya çıktı: Meryem’in Göğe Yükselişi

kompozisyonu.

Gazete Duvar'dan Bahadır Özgür'ün haberine göre telafisi zor bir kültürel yağma ve soygun yaşandı. 

Balzac’a ait “Her servetin altında, bir suç yatar” sözünü alıntıılayan Bahadır Özgür, şu ifaleri kullandı: "Nitekim Türkiye’de arkeolojik eser ve sanat eserlerinin başına gelenler en az inşaat rantı, yolsuzluklar kadar vahim. Üstelik çok daha güçlü bir “çete” işi.

Mesela Sayıştay, 2020 yılındaki denetiminde, Mimar Sinan Resim ve Heykel Müzesi’ndeki 404 eserin kayıp olduğunu ortaya çıkarmıştı. 4 bin 24 tabloya dair ise hiçbir bilgi bulamadı. Ardından, Ankara Üniversitesi’nde de 404 el yazması eserin yok olduğunu tespit etmişti. Yıllardır önümüze düşen müze hırsızlığı haberlerini filan da ekleyelim listeye.

Bugün eşi benzeri olmayan bir sanat eserinin, gözümüzün önünden kaybolup bir özel koleksiyonun parçası haline nasıl geldiğini anlatmaya çalışacağım. Olay suç mu değil mi, karar okurun…

İstanbul’da Kadıköy’ün meşhur caddesi Bahariye’ye ilk defa gitmiş birinin bile hemen gözüne çarpan bir binadan, Süreyya Operası’ndan başlayalım. Değeri yalnızca mimarisinden gelmiyor. 1927’de açılan bina, Anadolu yakasındaki kültürel etkinlikler için, İstanbul Milletvekili Süreyya İlmen’in hediyesiydi.

Tavan ve duvar süslemeleri ile tablolar ise ressam Naci Kalmukoğlu’na ait. Tarihî konulardaki çalışmalarıyla biliniyor. Fatih Sultan Mehmet’in at üzerindeki resmi, Barbaros Hayrettin portresi ve Mimar Sinan’ın, Kanuni Sultan Süleyman’a, Süleymaniye Camii’nin yapımını anlattığı tablo en ünlüleri. Bir fotoğrafını bırakalım:

Sadece fotoğrafına bakabiliyoruz bugün, çünkü eserlerin çoğu ABD’de satıldı. Burada kalanlar da ağırlıklı olarak bir şirketin özel koleksiyonunda.

Ne var ki yaratıcısı, çoğu eserinin birileri alıp kasasına kilitlesin diye yapmamıştı. Bu yüzden de duvarlara kazımıştı."

Sarıyer Büyükdere Azatlı Sokak ve Meryem’in Göğe Yükselişi

Güven Bayar'ın araştırmasına yer verilirken şu ifadeler kullanılıyor: "Bayar, bugüne kadar ne fotoğrafı bulunan, ne de yeri bilinen çok daha önemli bir eserin peşine düşüyor. Resmin ismine Selim Sezer Darnault’un İstanbul Latin Katolik Kiliseleri adlı çalışmasında rastlıyor. Buradaki bilgiye göre, Sarıyer Büyükdere Azatlı Sokak’ta bulunan ve 1866’da inşa edilen kilisenin özelliği, tavanındaki devasa “Meryem’in Göğe Yükselişi” adlı kompozisyon. Kalmukoğlu tarafından 1939’da, iki parça bez üzerine yapılmış ve N. Kamikoff adıyla imzalanmış.

Kilise uzun zamandır ibadete kapalı. Yetkililerle yazışıyor, araştırma yaptığını söyleyip girmek için izin alıyor. Ne var ki tavana baktığında büyük hayal kırıklığına uğruyor. Resmin bulunduğu tavan şöyle:

Bayar, kilisedeki görevliye sorunca durumu öğreniyor. 2014’te yağmurdan tavan akınca, 10 metreden büyük iki parça resmin bir parçasının ağırlıktan dolayı kopup sarkmış. Kilise de restorasyon için Arkas Holding ile temasa geçmiş. O günden beri de resimden haber alan yok. Bir ay sonra şans eseri, konuştuğu kilise görevlisi olaya dair fotoğrafları bulup, Bayar’a gönderiyor.

Kalmukoğlu’nun en büyük eseri olan Meryem’in Göğe Yükselişi’ni siz de ilk kez bu fotoğraflardan göreceksiniz. Üstelik fotoğraflar birer kanıt niteliğinde. Bir daha görüp göremeyeceğiniz belirsiz çünkü. Bayar, işin peşine düşünce şaşırtıcı bir yanıt alıyor.

Arkas Holing’in sanat galerisi ile iletişime geçip araştırma yaptığını, Kalmukoğlu’nun kilisedeki resmin restorasyonunun geçen 8 yılda bitip bitmediğini, tamamlandıysa ait olduğu yere tekrar asılıp asılmayacağını ve mümkünse resmin bir fotoğrafının kendisine verilmesini rica ediyor.

8 yıldır restorasyona başlanmadığı, rulo halinde saklandığı, kilisenin resmi Lucien Arkas’a verdiği ve iade edilmeyeceği belirtiliyor. Resmin artık Arkas koleksiyonuna ait olduğu vurgulanıyor.

Böyle bir şey yasal mı peki? Parayla mı satıldı? Yasal olsa bile etik mi? Ülkenin kültür zenginliğine katkı sunmuş bir ressamın, günlük yaşamın içinde sergilensin diye yarattığı eserlerin sökülüp, birilerinin özel koleksiyonuna girmesinin makul açıklaması var mı?

Topluma ait olan birikimler sadece etrafına çit çekip, özel mülkiyete dönüştürülmüyor. Onu bir kasaya kilitleyip, arada bir şan olsun diye sergileyip, şahsi zevkin parçası kılınarak da yapılıyor.

Meryem’in Göğe Yükselişi de ister kilisede olsun ister bir bankanın duvarında ya da apartman girişinde… Yaratılma amacı isteyen herkesin, istediği zaman görebilme özgürlüğüydü. Arkas, bu hakkı gasp etti işte."



 


Etiketler : Meryem’in Göğe Yükselişi,