Kemal ‘korkmayın’ diye bağırdı

11 Eyl 2021

12 Eylül askeri darbesinin üstünden 41 yıl geçti ancak izleri hâlâ taze ve yakıcı. Kızıl, o günleri anlattı

Binlerce ölüm, baskı, tutuklama, gözaltı ve sürgüne sahne olan ve ülkeyi işkence tezgahına çeviren 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 41. yılı geride kalsa da sonuçları olduğu yerde duruyor. İşkencenin en ağır olduğu cezaevlerinden biri de Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi. İşkence merkezi olan cezaevi aynı zamanda tutukluların direnişiyle tarihe not düştü.

O dönemin tanıklarından biri de 75 yaşındaki Mehmet İsa Kızıl. Kızıl, bedeni ve zihninde kalan ağır izlerle yaşıyor. Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı Gundik (Üçevler) köyünde yaşamını sürdüren Kızıl, o günleri anlattı.

Gençliğinin ilk yıllarını “İnsanlık adına hiçbir şeyi bilmezdim” diye tanımlayan Kızıl, 1976-77 yıllarında Devrimci Demokrat Kültür Derneği (DDKD) ile tanıştı, atölye çalışmalarında yer alır. Atölyelerde aldığı eğitimlerin ardından DDKD bünyesinde gençleri örgütleme çalışmalarında yer alan Kızıl, kendisinin aktarımıyla bir süre sonra o dönem Kürdistan Devrimcileri (KD) adıyla bildirilerini yayınlayan PKK ile tanışır. Oluşumun öncü kadrolarından Kemal Pir’le de o dönem tanışan Kızıl, o anısını “Gittim bir masada 4 arkadaş oturuyordu. Biri Selman Doğru. Ben onu tanıdım, o beni tanımadı. Biri Kemal’di, biri Cemal’di. Kemal böyle yumuşaktı, becerikliydi. Kanım kaynadı ve hemen onlara katıldığımı söyledim” diye anlattı.

İşkence artıp durdu

O dönemde gözaltına alınan Kızıl, kendisinin suçlandığı olay nedeniyle keşif yaptırılmasının ardından yaşananları “3 gün nezarethanede kaldıktan sonra tugaya gönderdiler. 74 gün sabah akşam soruşturmada kaldım. Ölüm böyle yanımızda oturmuştu. Birlikte oturuyor ve birlikte kalkıyorduk. İşkenceler o kadar ağırdı ki. Elektrik verdikleri zaman havaya zıplıyor, yere yapışıyorduk” sözleriyle anlattı. İşkence gördükleri sırada “Bizden ne istiyorsunuz” diye bağırdıklarında işkencenin arttığını ifade eden Kızıl, “Böyle yapınca bu defa elektriği dilime verdiler. Bir dişim düştü. Ondan sonra dövüyorlardı” dedi. Gördüğü ağır işkencelerde adeta etinin koparıldığını aktaran Kızıl, işkence sonrası 24 saat kendisine karışılmadığını, yiyecek verildiğini ve uyuduğunu belirterek, o an için “Sanki cennetteydim. O kadar güzel gelmişti” diye konuştu.

‘Lağıma girin diyorlardı’

Ardından Diyarbakır’a gönderilen Kızıl, bir grupla cezaevi girişinde “televizyonlu koğuş mu yoksa banyolu koğuş mu istersiniz” diye sorulduğunu söyledi. Herkesin buna inanarak tercihte bulunduğunu söyleyen Kızıl, “Sonra bizi avluya, bir odaya çıkardılar. Odanın altı su ve pislikle doluydu. Coplarla üzerimize çıktılar. Herkes çığlık atıyordu. Bir hafta hücrede tuttular. Kemal Pir 27 Nolu koğuştaydı. Bize ‘ne söylerlerse korkmayın’ diye seslendi. Lağımın kapısını açıyorlardı, içine girmemizi istiyorlardı” şeklinde konuştu.

Tarihe tanıklık

İşkenceye karşı verilen büyük direnişi anlatan Kızıl, Kemal Pir ve Mazlum Doğan’ın mahkemede siyasi savunma yaptığı gün için de “Ne kadar güzeldi” dedi. Cezaevinde o günden sonra işkencelerin arttığını ancak direnişin de büyüdüğünü sözlerine ekleyen Kızıl, Mazlum Doğan’ın bedenini ateşe vermesiyle cezaevine ahiret sessizliğinin çöktüğünü ifade etti. Ardından “Dörtler” olarak tarihe geçen Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık ve Mahmut Zengin’in eylemleriyle direnişin devam ettiğini vurgulayan Kızıl, eylemlerin yayılma endişesinin cezaevinde işkencenin büyük oranda durmasına sebep olduğunu söyledi. 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu eylemlerini anımsatan Kızıl, 43 gün eylemde kaldığını, Nazilli Cezaevi’ne sevk edildiğinde de eylemine devam ettiğini belirtti.

‘Moralle ayaktayım’

11 yıl cezaevinde kalan Kızıl, çıktıktan sonra da çalışmalarına çeşitli alanlarda devam etti. Uzun süre 78’liler Derneği Mardin Şubesi’nde başkanlık ve yöneticilik yaptı. Hastalıkları ve ilerleyen yaşına rağmen IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırıları sırasında Suruç sınırında günlerce nöbet tutan Kızıl, Kobanê’de hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının tamamında “Kemal Pir’in, Mazlum Doğan’ın, Hayri Durmuş’un fotoğraflarını gördüm. Hepsi bir olmuştu” diye konuştu. Cezaevinde gördüğü işkenceler nedeniyle ağır sağlık sorunları yaşayan Kızıl, o dönem kafasına aldığı darbeler nedeniyle vücudunda denge sorunu olduğunu belirtti. Cezaevinden çıktıktan sonra tedavi olmaya çalıştığını ve hastalığının parkinsona dönüştüğünü anlatan Kızıl, tedavinin sonuç vermediğini söyledi. Son 5 yılda hastalığının arttığını, farklı hastalıklarla da mücadele etmek zorunda kaldığını belirten Kızıl, “Mücadelenin verdiği moralle ayaktayım” diye konuştu.  

‘Bir kişi bile kalsak...’

Umudunun örgütlenmenin büyümesi ve başarmak olduğunu vurgulayan Kızıl, “Bir kişi bile kalsak başaracağız. Çare yok. İhanet bile olsa kazanacağız” diyerek kararlılığını dile getirdi. Türkiye’nin Federe Kürdistan Bölgesi’nde sürdürdüğü operasyonlar ve KDP’nin tutumuna da değinen Kızıl, şu çağrıda bulundu: “Kürtlerin birliği mutlaka sağlanacaktır. Neçirvan Barzani’ye çağrıda bulunuyorum; Bu kirli politikalarınızdan vazgeçin. Kürtler için çalışın. Bir an önce özgürlüğünüzü elinize alın. Kürtlerle birlikte hareket edin, Kürdistan’ı özgürleştirin. Babaları akıllarına gelmiyor mu? 1974 yılında İran’la hareket ettiğinde İran onları satmadı mı? Onlar kullanılıyor. Özleriyle hareket etmeleri gerekiyor. Kendilerine dönmedikleri sürece kandırılacaklar. İhanetin politikasını yürütecekler. Kendilerini bundan temizlemeleri gerekiyor.”

Ahmet Kanbal / Mardin-MA


Etiketler : 12 Eylül askeri darbe,