Hem tarlada hem çadırda mesai!

13 Eyl 2021

Mayıs ayından beri tarlada olan mevsimlik tarım işçilerinden kadınlar yaşadıkları zorlukları anlattı
 

Birçok alanda olduğu gibi emek sömürüsünün en yoğun görüldüğü yerlerden biri de tarım sektörü ve mevsimlik tarım işçilerinin yaşadıkları oluyor. Bahar mevsiminin gelişiyle çocukları ile birlikte yollara düşen mevsimlik tarım işçilerinin kaldıkları alanlar yaşam koşulları için kötü olduğu gibi birçok işçi ise ırkçılık ve nefret söylemlerine maruz kalıyor.

Bölge kentlerinden Türkiye’nin birçok yerine çalışmaya gelen mevsimlik tarım işçilerinden kadınların sorunları ise çok fazla oluyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan mesai, çalışma sonrası ise günlük işlerle devam ediyor. Kadınlar kadar okulların açılmasına rağmen çalışmak zorunda olan çocuklar da bir o kadar zorlu yaşam koşullarına maruz kalıyor. Birçok ürün için mayıs ayında başlayan işçilik şimdilerde bazı bölgelerde soğan hasadı olarak devam ediyor. O yerlerden biri de Ankara’nın Bala ilçesine bağlı Kesikköprü Mahallesi.

Kadınlara ‘ayıp’ yasağı!

Tarım işçilerinin birçoğu gittikleri yerlerde barınma sorununu kendileri çözmek zorunda kalırken, en çok tercih edilen çadırlar ise gündüzleri sıcaktan havaların soğuduğu bugünlerde ise soğuktan kalınmayacak gibi. Kesikköprü Mahallesi’nde çalışanların birçoğu Urfa’nın Hilvan, Siverek, Suruç ilçelerinden gelirken, birkaç aile ise yıllar önce Suriye savaşından kaynaklı Türkiye’ye göç etmek zorunda bırakılanlardan oluşuyor. Yaşadıkları sorunları anlatmak isteyen birçok tarım işçisi kadın erkekler tarafından “ayıp” denilerek konuşmaları engellenirken, konuşabilen kadınların anlattıkları bütün kadınların yaşadıklarının özeti oluyor. Engellemelere rağmen konuşan kadınların çoğu, birçok sorun yaşadıklarını ve tarlada saatlerce çalıştıktan sonra çadırlara döndüklerinde yemek, çamaşır ve çocuk bakımı gibi işlerle de uğraştıklarını belirtti.  

Tek geçimleri tarla

Suriye’den 5 yıl önce Türkiye’ye göç etmek zorunda bırakılan mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan ve 2 çocuğu bulunan Firat Enqe çocuklarının kimliği olmadığı için okula gönderemediği gibi çocuğunu çadırda doğurduğu için Adana ve Ankara’da birçok yere başvuru yapmasına rağmen kimlik alamadığını belirtti. Enqe, “Büyük kızımın bağırsaklarında sorun var ve ameliyat olması gerekiyor. Devlet hastanesine de götürdüğümüz için de kimlik istiyorlar, kimlik olmadığı için de bakmıyorlar. Özel hastaneye götürdüğümüzde ameliyat için 5 bin gibi bir para istiyorlar. Nereden bulacağız o parayı? Biz ancak tarlada geçimimizi sağlayabiliyoruz” diyerek Türkiye’de mültecilerin yaşadıklarının altını çizdi.

‘İki kat fazla çalışıyoruz’

Urfa’nın Suruç ilçesinden Ankara’ya tarım işçisi olarak giden Adile Erarslan ise tarlada sabah 06.00’dan akşam saat 17.00’ye kadar çalıştıklarını belirterek, “Çadırlarda yaşam çok zor. Bazen temiz olan içme suyumuz geç geliyor. Gelen suyu da banyo ve içme suyu olarak ayarlıyoruz. Burada ormanlık alan olmadığı için odun bulmakta zorlanıyoruz.  Tarlada çalıştıktan sonra çadıra gidip çamaşır yıkıyoruz, yemek yapıyoruz. Kadın olmak başlı başına zor buralarda. İki kat daha fazla çalışıyoruz” diye ifade ediyor yaşadıkları zorlukları.

Uykusuz çocuklar...

Cemile Erarslan da 5 ay önce Suruç’tan gelenlerden. Mevsimlik tarım işçiliğinin zorluğuna dikkat çeken Erarslan karşı karşıya kaldığı sorunları ise şu sözlerle özetliyor: “Çocuklarımızla kaç aydır oradan oraya gidiyoruz. Sabah erkenden kalktığımız için çocuklarımız uykusuz kalıyor. Ama geçinmemiz için yapmak zorundayız. Torba başına çalışıyoruz. Soğanları bitirdiğimizde topladığımız torbalar üzerine bir fiyat çıkıyor onları alıyoruz.” Erarslan, elektrik ve temiz suyun olmamasının kendilerine daha fazla zorluk yaşattığını da sözlerine ekliyor.

Hastalıklar arttı

Tarlada çalışmak zorunda kalan kadınlardan bir diğeri ise Sedef Mızraklı. O da 2 ay önce Siverek’ten gelmiş. “En büyük sıkıntımız kadınların bu işi yapması. Bu işin çok kolay olduğunu söylüyorlar, ama o kadar kolay değil” diyen Mızraklı, “Elektriğimiz yok, temiz suyumuz yok. Tankerle su getiriyorlar, temiz diyorlar ama şimdiden herkesin bağırsak rahatsızlığı ortaya çıktı. Benim memleketimde bir iş imkanı yaratsalardı, bir çalışacak alan olsaydı ben bugün buraya gelmezdim, okulumu da bırakmazdım” ifadelerine yer veriyor. 

‘İş olsa gelir miydik...’

Ayşe Laçin de Suruç’tan gelen mevsimlik tarım işçilerinden. Laçin ise yaşadıklarını şu şekilde dile getiriyor: “Okullar açıldı ve ben çocuklarımı okula gönderemiyorum. Birkaç ay sonra memleketimize döndüğümüzde bu sefer çocuğumu okula götürdüğümde ‘Konulara geç kaldı’ diyerek okula almıyorlar. Ama bizim yapacak bir şeyimiz yok, çalışmak zorundayız. Buradan kazandığımız da yetmiyor. Çocuklarım memlekete döndüğünde oğlum hamallık yapıyor. Kızım da varsa iş, gidiyor yoksa da idare etmeye çalışıyoruz. Hiçbirimizin memleketinde iş imkanları olmadığı için bizler de bir ekmek parası için kilometrelerce yola düşüyoruz.”

Dilan Babat / Ankara-JINNEWS


Etiketler : emekçi kadınlar, tarla, Emekçi,