Güney Afrika ve Demokratik Konfederalizm

09 Nis 2021

Shawn Hattingh*

Kapitalizmin sürmekte olan krizi ve Covid-19’un etkileri şunu açık hale getirdi ki altında yaşadığımız kapitalist ve devletçi sistem ne verimli ne de adildir. Eşitsizlik inanılmaz seviyelere çıkmış; iyi bir sağlık hizmeti, su, barınma, temizlik, yemek ve elektrik gibi temel ihtiyaçlar düzgünce finanse edilemez, işletilemez ya da sunulamazken dar üst sınıf zenginliğini katlamıştır. İşletmelerin yağmur ormanları gibi doğal bariyerleri imha etmesiyle virüs salgınının başlamasının muhtemel olduğunu 2006 gibi erken bir tarihte söyleyen bilim insanlarına rağmen kapitalizmin kâr odaklı hareketi nedeniyle -sermaye için uzun dönemli tehditlere hazırlanmak kârlı değildir- Covid-19 gibi bir salgına gerçek bir hazırlık yapılmamıştır. Her devletin politikacısı da gücünü kötüye kullanmış, yolsuzluk sadece ciddiyeti değişecek şekilde oldukça yaygınlaşmıştır. Bunun bir pandemi olduğunda bildiğimiz halde bazı yerel politikacılar, Covid-19 karantinası sırasında insanların açlığını hafifletmek için tasarlanmış gıda paketlerini bile satmışlardır.

Parlamenterizm tuzağı

Parlamenter demokrasinin içi kof olmakla birlikte çoğu insan gerçek bir siyasi güce sahip değildir. Kadınların ve renkli insanlar üzerindeki baskı hız kesmeden devam etmekte ve emperyalizm her geçen gün derinleşmektedir. Kapitalizmin sürekli genişleyen doğası nedeniyle, ekoloji çöküşün eşiğindedir. Değişim için bir hareketin, kapitalizme ve devlet sistemine bir alternatifin gerekli olduğu açıktır.

Demokratik Konfederalizm, Ortadoğu’da Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerin büyük bir bölümünde uygulanabilir olduğunu kanıtlayan bir alternatiftir. Güney Afrika’da, yerel hareketlerin inşası için Demokratik Konfederalizm’den öğrenebileceğimiz, benimseyebileceğimiz ve uyarlayabileceğimiz çok şey vardır.

Demokratik Konfederalizm

Demokratik Konfederalizm Türkiye, Suriye ve İran’ın bazı bölgelerinde mücadele yürüten Kürt Özgürlük Hareketi’nde ortaya çıkmış devrimci bir ideoloji, uygulama ve örgütlenme yöntemidir. Demokratik Konfederalizm, nihayetinde devleti ve kapitalizmi, halk iktidarının radikal demokratik formuyla değiştirmeyi amaçlayan bir sosyalizm biçimidir.  İnsanların, yaşamlarının her yönünü-eğitim, güvenlik, siyaset, bakım, barınma ve beslenme dâhil- demokratik olarak yönetmek için kendilerini komünlerde, konseylerde ve komitelerde örgütlemesini içerir ve sokak komünleri ile konfedere meclislerin emredici vekâlet* usulünce görevlendirilmiş üyeleri aracılığıyla demokratik olarak kontrol edilen komünal bir ekonomi yaratır.

Bu, eylemcilerin sadece devrimden sonraki gelecekte hedefledikleri bir görüş değil bugün için de bir örgütlenme yöntemidir. Amaç, devletin ve kapitalizmin gücünü azaltırken halkın iktidarını ikili bir iktidar içinde genişletmek ve nihayetinde bunları toplumsal devrimci bir süreçle, komün ve konsey halkının zaten yaratmış olduğu iktidarla değiştirmektir.

Demokratik Konfederalizm sermayenin ve/veya devletin saldırısı karşısında komünlerin, konseylerin ve meclislerin öz savunma hakkının varlığını savunmaktadır. Böylece devlet tarafından saldırı olmadıkça barışçı bir ikili iktidar yaratmaya çalışır, fakat sermayeye ve devlete karşı özsavunmayı desteklemesi bakımından pasif bir hareket değildir. Demokratik Konfederalizm sadece Kürt özgürlük mücadelesiyle ilgili değildir- o, nihayetinde devletin ve sermayenin dışında radikal demokrasi yapıları inşa ederek bu sistemle bir gün yer değiştirecek uluslararası sosyal devrimi amaçlamaktadır.

İlkeleri...

Demokratik Konfederalizm üç temel unsura sahiptir, bunlar bir dizi ilkeyle desteklenmiştir.

İlk unsur kadınların kurtuluşudur. Kürt Özgürlük Hareketi bunu en önemli unsur olarak görür. Bunun nedeni, beş bin yıldan fazla bir süre önce Ortadoğu’da devletler ve sınıflar ortaya çıktığında kadınlara yönelik baskı ve kadın emeğinin sömürülmesinin yaratılan ilk hiyerarşi olduğunu analiz etmeleridir -devlet, azınlık yönetiminin sınıf çıkarlarının aracıdır (tarihsel olarak azınlık yönetimi sadece üst sınıf erkeklerdir). Bu nedenle, herkesi özgürleştirmek için kadınlar özgürleşmek zorundadır.

İkinci unsur ekolojik toplum inşasıdır. Demokratik Konfederalizm insanları ekolojinin bir parçası olarak görür, üzerinde değil. Bununla birlikte kapitalizm, ekolojiyi sürekli artan kârların peşinde sömürülecek bir şey olarak görür. Doğrusu, kapitalizm ya büyü ya öl ilkesine dayanır. İnsan eğer hayatta kalacaksa kapitalizmin; insanların ihtiyaçlarını karşılayacak, insanları baskı altına almayarak sömürmeyecek ve ekolojiyi yıkıma uğratmayacak ekolojik bir ekonomiyle yer değiştirmesi gerekir. Sonuç olarak Demokratik Konfederalizm sosyal ekolojiye bağlılık gösterir.

Üçüncü unsur, ataerkilliğin, sınıf ve ırk da dâhil olmak üzere tüm hiyerarşilerin üstesinden gelmek için katılımcı demokrasiyi sosyal, politik ve ekonomik olsun, yaşamın her alanına yaymaktır. (...)

Neden bu ilkeler?

Demokratik Konfederalizm Kürt Özgürlük Hareketi içindeki eylemcilerin derin bir düşünce süreciyle geliştirdiği bir ideoloji, politik tasavvur ve örgütlenme yöntemidir.

Murray Bookchin’in sosyal ekolojist ve liberter sosyalist yazılarına dayandılar. Ayrıca Immanuel Wallerstein gibi aktivist-analistlerden de etkilendiler. Bu düşüncenin bir parçası olarak, Kürt özgürlük Hareketi’ndeki eylemciler Zapatistalar gibi hareketlerin bazı uygulamalarına da baktılar. (...) Bugün konut, su ve sağlık hizmetleri mücadelelerini kazanmak için gelecekteyse doğrudan demokrasi yapılarına ve herkesin ihtiyacını karşılayan komünalist ekonomiye dayanan devletsiz bir sosyalizm yaratmak için kitlesel bir hareket inşa etmeyi tercih ettiler.

 

İdeoloji ve eğitim

İdeoloji ve politik eğitim Demokratik Konfederalizm’de hayati öneme sahiptir. Bunun nedeni şudur: Eğer bir hareketin kendine ait çok net bir ideolojisi yoksa hiyerarşiler, kapitalizm, ırkçılık, ataerkillik ve ulus devletlerle bağlantılı egemen ideolojinin özelliklerini içerecektir. (...) Kapitalizmin, ulus devletlerin, geçmiş devrimlerin ve eleştirel öz-analizin sorunlarını kapsamlı analiz etmek, Demokratik Konfederalizm’in açık bir ideoloji tarafından derinlemesine düşünülmesini, müzakere edilmesini ve tartışılmasını desteklemiştir.(...)

Örgütlenme yöntemi

Kapitalizme, ataerkilliğe ve devlete karşı bir direniş hareketi olarak Demokratik Konfederalizm, 20 ila 400 hanenin bir “komünü” oluşturduğu sokak düzeyinde bir örgütlenmeyi içerir. Komün düzenli olarak toplanır; cinsiyetten, yaştan, dinden ve ırktan bağımsız olarak herkese açıktır ve doğrudan demokrasiye dayanır. Komünde, insanların siyaset, hukuk, ekonomi, sağlık, kadın örgütlenmesi, gençlik örgütlenmesi, medya, güvenlik ve siyasal eğitimi sokak düzeyinde yönettiği farklı komiteler vardır. Komünler daha sonra mahalle düzeyinde, kent düzeyinde, il düzeyinde ve ulusal düzeyde ve hatta uluslararası düzeyde emredici vekâletle görevlendirilmiş ve geri çağrılabilir komünal delegeleri aracılığıyla bir araya getirilir. Karar alma gücünü temsilcilere veren temsili demokrasiden (bugün görülen siyasal parti, çoğu sosyal hareket, sendika, parlamento ve devletten) farklıdır. (...)

Rojava Devrimi

Suriye’nin kuzey doğusu Rojava’da eylemciler bir devrimle devleti tam olarak Demokratik Konfederalizm ile yer değiştirdiler. (...) Burada devletsiz yeni bir halk komünlere ve sağlık, barınma, kadın özgürlüğü vb. konularıyla ilgilenen çeşitli komitelere dayanarak örgütlendi.

Komünler; mahalle meclisleri, kent konseyleri, il konseyleri ve Suriye Demokratik Konseyi denen kapsayıcı düzenleme yapısı yoluyla birbiriyle bağlıdır. Her yapıdaki delege iki kişiyi içerir: bir erkek ve bir kadın. Bu delegeler kendi başlarına karar veremezler, kararlar komünde alınır ve konseylerdeki delegeler tarafından koordine edilir.

Komünler, meclisler ve konseylerde kadınların oluşumları da vardır, bunlar Kongra Star olarak adlandırılan kadın hareketi bayrağı altında birleşirler. Patriyarkaya hitaben: eğer yapıların içindeki kadınların çoğunluğu kararın yanlış olduğunu düşünüyorsa karar geçersiz kılınabilir, erkeklerin büyük çoğunluğu ve kadınların bazıları olsa bile kadınlar kararı geçersiz kılabilir. Her komün, topluluk yapısında - her yaştan kadının anahtar rol oynadığı-özsavunma hakkına ve topluluk güvenliğini sağlamak için katılımcı bir mahkemeye sahiptir. Bir devlette olduğu gibi polis gücü yoktur, zira özsavunma yoluyla herkes tarafından komün düzeyinde emniyet sağlanır.

Rojava’da komünlere ve meclislere sadece Kürtler değil, Araplar, Süryaniler ve Türkmenler de katılır. Demokratik Konfederalizm, bu nedenle, Kuzey Suriye’deki ırkçılığın üstesinden gelmeye başlamıştır. (Kürt halkı Kuzey Suriye’de ırksal baskı görüyordu fakat Demokratik Konfederalizm’in bakış açısında herkesin özgürlüğü merkezidir.)

Ekonomi

Ekonomi açısından, Suriye’nin kuzeyindeki (baskın mülkiyet biçimi olan) devlete ait topraklar, kurulan ve komünlerle bağlantılı olan tarımsal kooperatiflere yeniden dağıtılmıştır. Rojava’daki tek büyük sanayi petroldür ve Suriye Demokratik Konseyi altında sosyalleştirilmiştir ve Rojava’daki tüm insanların ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapmakla yükümlüdür. Kapitalizmin üstesinden gelmenin bir yolu olarak, birçok işçi kooperatifi kâr elde etmeden ihtiyaç için üretim yapma biçiminde kuruldu-bunlar da doğrudan komünlerle bağlantılıdır. Bu kooperatiflerden bazıları büyüktür: 20.000 üyeye sahip ve Kongra Star aracılığıyla organize edilen kadınlar için bir barınma kooperatifi vardır, ancak çoğu kooperatif küçük veya orta büyüklüktedir.(...)

Bu nedenle kapitalizm tam olarak sona ermemiştir, ancak niyet onu sürekli olarak zayıflatmak ve sona doğru itmektir. Bu nedenle, Rojava’da, eylemciler tarafından bir Direniş Hareketi olarak inşa edilen örgüt ve yapı biçimleri, sosyal devrimden sonra, insanların toplumu birlikte ve demokratik olarak yönettikleri yapılar haline gelmiştir.

Güney Afrika için dersler

Güney Afrika için Demokratik Konfederalizm’den, bu ideolojiden ve örgütlenme biçiminden alacağımız bir dizi ders var. Belki de en önemli ders, katılımcı ve doğrudan demokrasiye dayanan halk iktidarının örgütlerini inşa etmenin mümkün olmasıdır. 1980’lerde Güney Afrika’da çok yaygın olan sokak komiteleri ya da Demokratik Konfederalizm’de komün olarak adlandırılan halk iktidarının bu tür yapılarıyla ilgili deneyimlerimiz vardır. Bir ders, eğer kurtuluşu sağlamak için yeni bir hareket inşa edeceksek, toplu toplantılar ve meclisler/komiteler/komünler gibi sokak temelli yapılar aracılığıyla bir kez daha sokak düzeyinde yoğun bir şekilde örgütlenmeye başlamamız gerektiğidir. (...)

Bir başka ders, Demokratik Konfederalizm’in gösterdiği gibi, yine sokak komitelerine/meclislerine veya komünlere dayanan yeni bir hareket inşa etmenin, hesap verebilirlik, öz ve kolektif disiplin, doğrudan demokrasi, öz-örgütlenme ve komünalizm gibi ilerici ilkelere ve uygulamalara dayanması gerektiğidir.(...) Demokratik Konfederalizm, kendi yerel deneyimlerimizle birlikte, bize kullanmak ve uyarlamak için bir model verir. (...)

Eğitimin önemi

Demokratik Konfederalizm kitlesel politik eğitimin; derinlemesine düşünmeye, eleştirel analizlere, tutarlı ve gerçekten ilerici bir ideoloji geliştirmeye dayanan hareket inşasında merkezi olması gerektiğini göstermektedir. Güney Afrika’da eylemciler, özgürlüğü elde edemeyen ve / veya başarısız olmuş geçmiş devrimleri taklit eden partilerin ve sendikaların örgütlenme biçimlerini ve yöntemlerini çok sık benimsiyorlar. Öyleyse, ders şudur ki, eğitim eleştirel düşünceyi geliştirmeli ve bunu yapmak için geçmiş devrimleri ve nerede yanlış yaptıklarını - Güney Afrika’nın kurtuluş mücadelesi dâhil - ve hatta kendi uygulamalarımızı ve inançlarımızı dürüstçe eleştirmeliyiz. (...)

Kısaca, siyasi eğitim olmadan özgürlük olmaz.

Demokratik Konfederalizm’den, kadınların kurtuluşunun merkezi olması gerektiği konusunda da dersler alabiliriz. Bu, sınıf ve ırkçılık gibi diğer konularla savaşmayı unuttuğumuz anlamına gelmez – tüm hiyerarşiler, baskılar ve sömürüyle ideoloji ve praksis aracılığıyla aktif olarak mücadele edilmelidir. (...) Doğrudan demokrasinin merkezi kadınlardır. (...)

Sermaye farkları

Rojava ve Güney Afrika arasındaki fark sermayenin Güney Afrika’da yoğun olmasıdır. Rojava Demokratik Konfederalizmi’ndeki işçiler komünlerin içindeki ekonomik topluluklar aracılığıyla örgütlenmektedir. Güney Afrika’da  oldukça güçlü bir kapitalist sınıf vardır, genelde kendi üretimine sahip beyaz nüfusun az bir kısmı aynı zamanda daha az BEE** elitleridir. (...)

Çok uzun zamandır, siyasi partiler ve bugünün sendikaları gibi işçi ve toplum mücadelelerini bölen hiyerarşik örgütlenme biçimlerini örnek aldık. Güney Afrika’da, geçmişte ve günümüzde işçi sınıfı arasında ortaya çıkan sokak meclisleri/komiteleri ve işçi forumları / komiteleri açısından organik örgütlenme biçimlerinin genişletilmesi ve bunları konfederasyon pratiği ve yeni bir toplumun uzun vadeli tasavvuru ile birleştirmek, bölünmüş ideolojilerin ve örgütlenme biçimlerinin ötesine geçmenin bir yolunu sunuyor. Demokratik Konfederalizm ve Rojava, doğrudan demokrasi yoluyla örgütlenmenin ve çeşitli yapıların birleşmesinin imkânsız olmadığını gösteriyor- yapıldı ve mümkündür.

Ünlü bir devrimcinin bir zamanlar söylediği gibi: kazanacağımız bir dünya var.

*Emredici vekâlet: Seçmenlerin vekillere emir ve talimat verebildiği, istedikleri zaman seçtikleri vekilleri görevden alabildikleri, vekillerin de seçmenlere karşı hesap vermekle yükümlü olduğu bir temsili demokrasi biçimi.

**BEE: Ekonomide siyah bir orta sınıf oluşturulması hedefleyen Siyah Ekonomik Güçlendirme Programı (BEE)  https://www.calismatoplum.org/makale/guney-afrikanin-siyah-ekonomik-guclendirme-stratejisi

Bu metin ilk olarak The International Labour Research and Information Group (ILRIG) tarafından yayımlandı.

Kaynak: Bu metin, “Democratic Confederalism and movement building in South Africa” adlı metinden BEP Ekibi tarafından çevirilmiştir.

politikosbiosethos.blogspot.com sitesinden kısaltılarak alınmıştır.


Etiketler : çeviri,