‘Atanmış idarenin trajedisi!’

27 Eki 2021

Boğaziçi’nde kayyumlara karşı direniş 1 yıla yaklaşırken, akademisyenler demokraside ısrar ediyor

Üniversite kampüsünün açık cezaevine dönüştürüldüğünü söyleyen Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Küçük, “Boğaziçi’ni tekdüze vasat kültürlerine tehdit olarak görenler buraya çekidüzen vermeye çalışıyor” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyum atamalarına karşı öğrencilerin protestoları 1 yıla yakın süredir devam ederken, akademisyenler de 43 haftadır rektörlük binasına sırtını dönüyor. 2 Ocak’ta Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasıyla başlayan, ardından Bulu’nun görevden alınıp 21 Ağustos’ta Naci İnci’nin kayyum rektör olarak göreve getirilmesiyle devam eden protestolarda akademisyenler “Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” demeye devam ediyor.

‘Açık hapishaneye çevrildi’

Evrensel’den Eylem Nazlıer’e konuşan Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Küçük, Boğaziçi Üniversitesi’nin akademik özerklik ve bilimsel özgürlükte ısrar eden bir kurumsal kültüre sahip olduğu için hedefe konulduğunu söyleyerek, okul içine sokulan polisler, kampüs etrafına yerleştirilmiş zırhlı araçlar ve kameralarla kampüsün adeta açık bir hapishaneye çevrildiğini belirtti. Öğrencilere ve akademik kadrolara düşman bir idarenin üniversiteyi barışçıl bir biçimde yönetmesinin imkansız olduğunu ifade eden Küçük, “Öğrencileri ve hocaları sindirerek, işten atarak veya okuldan uzaklaştırarak yönetmeye çalışması bu atanmış idarenin trajedisidir. Bir yandan göze girmeye çalışıyor, diğer yandan kadrolaşmayla kendine kurum içinde bir taban yaratmaya çalışıyor. Bunu yaparken yıllardır biriktirmiş olduğu alt sınıf hıncını boca ediyor. Ne var ki, kurumun çok köklü bir simgesel sermayesi, itibarı ve kurumsal hafızası var. Bu gözle görünmez sermayeyi bu kadar kısa sürede ele geçirmesi imkansız, bunu tahrip etmesi daha fazla zaman gerektirir. Bu idarenin raf ömrü siyasi rejimin ömrü ile sınırlı olduğundan elini çabuk tutmaya çalışıyor” diye konuştu. Keyfi yönetime karşı uzun süreli demokratik ve meşru bir mücadele yürüttüklerini dile getiren Küçük, sözlerine şöyle devam etti: “Düşünüyoruz, tartışıyoruz ve ortak bir zeminde birleşerek hareket ediyoruz. Bunu meşru olmanın ve moral üstünlüğün bize verdiği güçle diklenmeden dik durmaya devam ediyoruz. Bu şekilde durarak demokratik ve özerk üniversite idealinin sadece Boğaziçi Üniversitesi’nde değil, memleketin bütün üniversitelerinde zemin bulacağına inanıyoruz. Bu ölçüsüz kaba kuvvete karşı asla kabul etmiyor, vazgeçmiyor ve ikna olmuyoruz” dedi. 

‘Tek başıma karar vereceğim’ 

İnci’nin, kayyum rektör Melih Bulu’nun vekili olduğu dönemde, üniversitedeki derslerine son verdiği Akademisyen ve Avukat Feyzi Erçin de Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm farklılıklarına rağmen ortak yaşamın en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti. Kendisi dahil bazı akademisyenlere verilen cezaların büyüyen dayanışmayı engellemek amacı taşıdığına vurgu yapan Erçin, “Ben öğrencilere destek olduğum için derslerime son verdiler. Naci İnci ‘Çizdiğim sınırların ötesine çıkan herkesi cezalandıracağım’ diyerek akademisyenlere gözdağı vermek istiyor. Amaç korkutmak, akademisyenlerin sesini kısmak” ifadelerini kullandı. İnci gidene kadar Boğaziçi’ni daha sert ve çekişmeli bir ortamın beklediğini düşündüğünü ifade eden Erçin, şöyle konuştu: “Bunun sebebi de Naci İnci’nin politikaları. Benim derslerime Melih Bulu’nun zamanında son verilse de kararın altında Naci İnci imzası var. Dolayısıyla İnci üniversitede ‘Bütün kararları ben tek başıma vereceğim’ diyor. Bir rektör kendi öğrencilerini dövdürüyor. Türkiye’deki adil yargılanmayı imkansız kılan engelleri de arkalarına alıyor. O yüzden öğrencilerimiz Berke ve Perit bir şekilde rehin olarak tutuluyor. Boğaziçi’nde mücadelenin yükselmesi gereken bir süreç bizi bekliyor.” 

Demokrasiden vazgeçmeyecekler

Kayyumlarla Boğaziçi Üniversitesi’nin, eleştirel seslerin kısılarak yasakçı bir kuruma dönüştürülmek istendiğine dikkat çeken Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoğlu ise Naci İnci’nin üniversitedeki karar alma süreçlerinde etkili olması gereken komisyonları, senato ve üniversite yönetim kurulu gibi kurulları çalıştırmadan, ‘Ben rektörüm ve karar verme yetkim var’ diyerek tepeden inme şekilde yönetmek istediğini ifade etti. Kadirbeyoğlu, “Ben yaptım, oldu!’ anlayışıyla üniversite yönetilemez. Yönetildiği sanılsa bile hata üzerine hata yapılır ve sonuçta hem öğrenciler hem de öğretim üyeleri bundan zarar görür” diyerek, demokratik ve özerk üniversite ilkesinden vazgeçmediklerini, ayrıca yargı yoluyla da verilen hasarların geri çevrilmesi için işlemler başlattıklarını dile getirdi.   

 İSTANBUL


Etiketler : boğaziçine kayyum, Boğaziçi Üniversitesi, Boğaziçi Üniverstiesi,