Ankara Türk pasaportu dağıtmaya hazırlanıyor

14 Haz 2021

'Türk Komutanlığı, Suriye makamları tarafından verilen pasaportlara ve diğer tapu belgelerine el koymak için "idari organlar" oluşturuyor. Suriye toprakları Türkleştirme listesinde ilk sırada yer alıyor. Halep eyaletinin ÖSO militanları tarafından kontrol edilen kuzey bölgeleri de kaos ve şiddete boğulmuş durumda.' 

Andrey Araşev* 

Uluslararası terör gruplarının militanları, Suriye ordusunun mevzilerini ve Suriye'nin kuzeybatısındaki sivil yerleşim yerlerini bombalamaya devam ediyor, buna saldırılar ve sabotajlar ve terör eylemleri eşlik ediyor. Örneğin, 5 Haziran'da, "Gerilimi Azaltma Bölgesi"nin güneyindeki Ruayha yerleşimi yakınında meydana gelen bir patlama sonucunda, Suriye ordusundan bir asker öldü ve iki asker de yaralandı. 6 Haziran'da Rusya Merkez Komuta Servisi'ne göre,

“İdlib Gerilimi Azaltma Bölgesinde “El Nusra Cephesi”nin konumlarından İdlib’de 19 saldırı kaydedildi. Lazkiye eyaletinde 11, Hama eyaletinde ise 8 saldırı kaydedildi.”

9 Haziran'da Haseke’de bir zırhlı aracın patlaması sonucu bir Rus askerinin öldüğü ve üç kişinin de yaralandığı açıklandı. “önceden kararlaştırılmış bir zamanda ve rotada" böyle bir saldırının nasıl gerçekleştiği konusunda soru işaretleri oluştu.

Directorate 4’ün verdiği bilgilere göre göre, İdlib vilayetinin güneyinde, gruplardan birinin kontrol ettiği İdlib bölgesinin yakınlarında HTŞ'nin (Heyet Tahrir Şam) resmi bir temsilcisi olan Ebu Halid el-Şami'nin yanı sıra HTŞ medya kanadı Ebu Musab Homsi ve onlara eşlik eden iki militan etkisiz hale getirildi. 

Şam basını bu listeye HTŞ’nin güvenlik kuvvetlerinin başı olan Muataz al-Nasser'yi de ekliyor. Daha sonra militanlar, kendi adamlarının öldürüldüğünü doğrulayarak Rus ve Suriye askerini intikam almakla tehdit etti.

Halep’te kaos ve şiddet

Halep eyaletinin ÖSO militanları tarafından kontrol edilen kuzey bölgeleri de kaos ve şiddete boğulmuş durumda. 5 Haziran'da Türkiye sınırına yakın Cerablus'ta daha önce meydana gelen çok sayıda olay dışında dört patlayıcı infilak etti. Meşhur "Beyaz Baretliler", şiddetin tırmanmasını kukla Türk yanlısı "otoritelerin" mücadele ettiği iddia edilen IŞİD ile ilişkilendiriyor. Militanların Otman belediyesinin başkanı Faysal Awad Alyav'ı vurduğu güneydeki Dera eyaletinde de huzursuzluk var. 9 Haziran gecesi İsrail Hava Kuvvetleri bir kez daha Lübnan hava sahasından Şam'ın orta ve güney bölgelerine saldırdı. Suriye ordusuna göre, füzelerin bir kısmı düşürüldü, ancak maddi kayıplar meydana geldi. Bu nedenle, varsayılması gerektiği gibi, İsrail'deki iç siyasi kriz, şimdiki eski Başbakan Benjamin Netanyahu'nun kaderinde olumsuz değişikliklerle dolu, ülkenin Suriye konusundaki sert tutumunda bir değişiklik anlamına gelmiyor. 

Suriye’yi Türkleştirme politikası

Aynı kaos, Türkiye işgali altındaki bölgelerin hızlandırılmış entegrasyonuna kadar bölgeler için de geçerlidir. Bu nedenle, Suriye Hükümeti'nin güvenlik servislerine göre, İdlib'in terörist gruplar tarafından kontrol edilen yerleşim yerlerinde, Türk Komutanlığı, Suriye makamları tarafından verilen pasaportlara ve diğer tapu belgelerine el koymak için "idari organlar" oluşturuyor. Pasaportların değiştirilmesiyle, Türk hukukunun İdlib vilayetinde genişletilmesiyle nihayet bu bölgelerin daha da yabancılaştırılmasıyla Kuzey Suriye'de bir yer edinmeye başlayacak.

Ankara'nın Suriye'deki eylemlerinin uzun vadeli yayılmacı bir "yeni-Osmanlı" stratejisinin parçası olduğu açıktır.

Erdoğan'ın bugünkü iştahı, tarihsel olarak motive edilmiş intikamcılık tarafından körükleniyor. Türk lider, Osmanlı İmparatorluğu'nun yeniden canlanmasını hayal ediyor ve Suriye toprakları Türkleştirme listesinde ilk sırada yer alıyor."

Türkiye İsrail’in Golan’da islediği suçları işliyor

Suriye Hükümeti Dışişleri Bakanlığı'nın verilerine dayanan SANA açıklamasına göre, “Türk rejimi, işgal ettiği Suriye topraklarını ele geçirmek amacıyla Suriyelilere yönelik suç işlemeye devam ediyor. Türk işgalcilerin ve idlib'deki paralı askerlerinin, işgal ettikleri ilde sivil statü tescili için sözde ‘Genel Sekreterliği’ kurma ve hala teröristlerin kontrolü altında olan şehirlerde, kasabalarda ve köylerde yerel konseyler kurma niyetinin olduğu farkediliyor.

Türk rejiminin bu yöntemi, İsrail işgal makamlarının işgal altındaki Suriye Golan sakinlerine karşı işlediği suçlara benzer şekilde sokakların, okulların ve parkların isimlerini değiştirerek işgal altındaki topraklardaki Suriyeli kimliğini değiştirmeyi amaçlıyor.”

Dağınık çeteler birleştiriliyor

Suriye'nin kuzeyinde devam eden Türk ilhakının niteliksel yeni bir aşaması olarak, dağınık çetelerine yönelik başka bir girişimle ("Sultan Fatih Mehmet Tugayı", "Semerkant Tugayı", "El-Wakkas Tugayı" vb.) tek bir "şemsiye" altında "Suriye Ulusal Konseyi" adı altında toplama çabası tesadüf değildir. Türklerin öncülük ve yol göstericilik rolü zaten inkar edilmiyor. Militan bağlantılı kaynaklar, "daha iyi askeri organizasyon ve disiplin" için tek bir komuta altında savaş alanında daha fazla merkezileşme ve koordinasyon sağlamayı umuyor.  

SDG olası saldırıya karşı önlem alıyor

Buna karşılık SDG güçleri Kuzey-Doğu Suriye'de kontrolleri altındaki bölgelerde hendekler ve tüneller kazmaya devam ediyor ve sınır hattındaki askeri mevzilerini Türk yanlısı gruplarla birleştirmeye çalışıyor. İddiaya göre yeraltı iletişim ağı, Darbaziye'den Malikiye'ye (Derek) kadar uzanıyor. Yapı malzemelerinin Irak'tan gelen Amerikan konvoyları tarafından IŞİD’le teröristlerle mücadele adı altında sağlanması dikkat çekicidir. Uygun şekilde donatılmış karakollar, askeri malzeme, silah depoları, sahra hastaneleri, komuta merkezleri vb. tünellerle birbirine bağlanıyor, bunların hepsi Irak ve Türkiye'den gelen Kürt liderler için bir sır değil. 

Al-Monitor kaynağına göre, yeraltı ağı Haseke eyaletinin kuzeyini, özellikle Qamışlo'nun kuzey mahallelerini ve komşu Amud, al-Darbasiya, al-Malikiya ve Rmeilan bölgelerini kapsıyor. Tüneller, olası bir saldırıya karşı savunmalarını hazırlamak için bu şehirlerin ve bölgelerin altından geçiyor. Amerika'nın bu şehirlerin herhangi bir Türk tehdidinden korunacağına dair vaatlerine rağmen, geçmiş deneyimler Kürtlere bunların her zaman askeri başarıya yol açmadığını öğretti (ve bu doğru). Türk birlikleriyle olası bir çatışmadan korkan Kürtler, Ayn İsa'nın kuzeyinde de bir tünel ağı inşasını tamamlamaya çalışıyor: 

“Bu Reyon, Kuzey Rakka'da kontrolü altındaki bölgeleri doğu Halep'teki Minbiç ile birleştirmeye çalışan Ankara ile savaş alanı olabilir. Böyle bir saldırı, Kobane şehrini tecrit edecek ve tehdit edecektir."

SDG'nin yeraltı çalışmalarının kısmen sınır ötesi olabileceği, "Irak'ın Sincar kentindeki PKK gruplarının kontrolündeki bölgelere ulaşabileceği" yönünde de iddialar var. Ayrıca "SDG", örgütsel ve doğal-coğrafi faktörler göz önüne alındığında, kolay bir iş olmayan silah, teçhizat ve militan transferi için Suriye sınırını Türkiye ile bağlamaya çalışıyor. 

Türk-Kürt "yeraltı savaşının" bölgedeki ve bir bütün olarak ülkedeki Rus askeri arabuluculuk misyonuna ciddi zorluklar çıkardığı açıktır.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov 9 Haziran'da yıllık Primakov Okumaları sırasında yaptığı açıklamada, “Doğal olarak, Suriye topraklarındaki ABD varlığının yasadışılığını, gayri meşruluğunu her seferinde vurguluyoruz, özellikle bu varlığa Suriye Arap Cumhuriyeti'nin doğal kaynaklarının yağmalanması eşlik ettiğinden, petrol sahaları, tarım mahsülleri ihraç ediyorlar, onlara destek veriyorlar. Fırat'ın doğu yakasında ayrılıkçı eğilimlerin çok tehlikeli bir sorunla flört ederek ilerlediği açıktır, herkes bilir. Yani Kürt sorunu ve bu oyunların sonu kötü olabilir" dedi. 

İzlanda'da Sergei Lavrov ile 19 Mayıs’ta yaptığı görüşmede Dışişleri Bakanı Blinken Suriye halkına insani erişim sağlama ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Bab Al Hawa sınır kapısı

Buna, Cenevre'de 16 Haziran için planlanan Rus-Amerikan üst düzey toplantısının arifesinde, "Suriye sorunu" ile ilgili olası bir tartışma hakkında spekülasyonlar artacağını da ekleyebiliriz. Daha önce de yazdığımız gibi, ABD'nin ana örgütsel ve propaganda çabaları 10 Temmuz'dan sonra Türk sınırındaki Bab Al Hawa'nın Şam tarafından kontrol edilmeyen sınır kapısının, İdlib teröristlerine "insani yardım" sağlamak için bir kanal olarak korunmasını amaçlıyor. Açıkça görülüyor ki "özgür" yaşamlarının devamı konusunda bir miktar belirsizlik hisseden "HTŞ" militanları, "medeni" giysiler içinde, terörist diktatörlükten memnun olmayanların tümü olarak anlaşılması gereken sözde "Esad rejiminin destekçilerini" toplu tutuklamalar gerçekleştiriyor. Ve hakkında çok az bilgi bulunan ABD ve Rusya cumhurbaşkanlarının yaklaşan toplantısının Ortadoğu'daki kırılgan statükoyu etkileyip etkilemeyeceği ve eğer öyleyse, yakın gelecek tam olarak nasıl gösterecek.

* Rusya'da günlük olarak yayınlanan Voyennaya-Politikaya Analitika gazetesi/ https://vpoanalytics.com/. Kısaltılarak alınmıştır.

* Çeviren Aysel Tabak

 



 


Etiketler : Suriye, İdlib, Halep, Andrey Araşev*,